Filistin-İsrail Savaşı: Her ihtimal mümkün

Filistin-İsrail Savaşı: Her ihtimal mümkün

Beyrut ve Tel Aviv önceki gün aynı saatlerde çok hareketliydi. Beyrutta Hizbullah lideri Hasan Nasrallah konuşma yapıyor, Tel Avivde ise ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken İsrailli yetkililer ile görüşüyordu.

Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrası başlayan süreçte tartışılan ihtimallerden biri de, sürecin bölgesel savaşa evrilme ihtimalinin olup olmadığı.

Hemen herkesin birleştiği düşünce, devletler ya da örgütler bazında diğer aktörlerin müdahalesinin savaşın büyümesine neden olacağı.

Hamas’ın ilk saldırısı ve devamında askeri ve sivil kayıplar veren İsrail’in binlerce Filistinlinin ölümü ile sonuçlanan ve halen devam eden, örgüte yönelik olmaktan çok “toptan yok etme” niyetli saldırıları karşısında Arap ülkelerinin sessizliği dikkat çekici. Arap ülkeleri; yapılan saldırıları kınamak ya da saldırıların durdurulması, ateşkes sağlanması için girişimde bulunmaktan, açıklama yapmaktan başka bir adım atmadılar.

Bu durum Filistin davasını destekleyenler arasında büyük bir tepkiye neden oldu. Hamas için olumsuz görüşte olanlar bile Arap dünyasının bir şeyler yapması gerektiği görüşündeydiler.

Bu kesim içinde aynı görüş, örgütler için de geçerliydi. Tüm bu tartışma ve beklentiler içinde akla gelen ilk isim Hizbullah’tı.

NASRALLAHIN AÇIKLAMALARINI NASIL OKUMAK GEREK?

ABD’nin süreç başında geciktirmeden gemilerini Doğu Akdeniz’e göndermesi ve “üçüncü tarafların müdahil olması durumunda karşı koyacağını açıklamasının” ilk muhatapları Hizbullah ve İran’dı.

İsrail-Lübnan sınırı daha ilk günlerden itibaren hareketlendi ve bu hareketlilik halen devam ediyor ancak süreç İsrail ve Hizbullah hedeflerinin vurulması ve iki tarafın verdiği kayıplara rağmen “karşılıklı atışlardan” çatışmaya evrilmiş değil.

Yine aynı süreçte çok sert açıklamalarda bulunulmuş olmasına rağmen iki tarafın da dikkatli hareket ettiği göze çarpıyor, savaşı başlatan taraf olmak ve bunun sorumluluğunu üstlenmek istemiyor.

Hasan Nasrallah Ortadoğu’da sözüne en çok inanılan figürlerden biri. Bu, Hasan Nasrallah’a herkesin sempati duyduğu ya da olumladığı anlamına gelmiyor. Ancak Nasrallah’ın “şakası olmayan” bir figür olduğu konusunda herkes hemfikir.

Geçmişte Hasan Nasrallah’ın yaptığı konuşmalar bütün Ortadoğu’da ciddi izlenme oranlarına ulaşırdı. Nitekim bu konuşması öncesi de “El Clasico” kadar izlenecek yorumları yapılıyordu.

Konuşması birçok kanal tarafından canlı yayınlandı. Bunda “Hizbullah savaş ilan edecek” beklenti/tahminin etkisi büyüktü.

Nasrallah’ın konuşması sonrası iki kamp ortaya çıktı: Bir taraf “Dağ fare doğurdu” derken diğer taraf ise güçlü mesajlar verildiği görüşünde.

Kullandığı ifadelere bakıldığında Nasrallah’ın, “daha geniş savaş beklentisi içinde olanların beklentilerini karşılamadığı”, diğer yandan “savaşın genişlemesine hazır oldukları” mesajlarını verdiği söylenebilir.

Nasrallah konuşmasını güvenlik gerekçesi ile video konferans ile yaptı. Konuşma öncesi ve sırasında İsrail Jetleri Lübnan hava sahasında uçuş yapıyordu.

Konuşmasına Filistin davasında bugüne kadar hayatını kaybedenleri anarak ve Hamas’ı överek başlayan Nasrallah’ın yaptığı ilk vurgu 7 Ekim saldırısının planlama ve uygulama aşamalarının yüzde yüz Hamas’ın yönetici kadrosunun işi olduğuydu. Bu vurgu, “Saldırıların arkasında İran var,” iddialarına bir cevaptı. Hamas’ın saldırıyı gizli tutmasının asıl sebebinin, “bölgedeki diğer aktörlere sorumluluk yüklenmesinin önüne geçmek olduğunu” söyleyen Nasrallah, bu gizliliğin sonucu olarak başarının geldiğini ifade etti, İsrail’in büyük sürpriz yaşadığını ifade etti.

Nasrallah, Irak ve Yemen’den savaşa müdahil olan örgütleri de tebrik etti. Bu ifadelerin devamında “bölge çapında İsrail ve ABD’ye karşı harekete geçildi, Hamas’a destek veriliyor” İsrail ve ABD hedeflerine yönelik saldırıların bundan sonra da süreceği vurgusu yer aldı.

Nasrallah’a göre Hamas’ın gizlilik içinde planlayıp yaptığı saldırı; “doğru, akıllıca ve cesurcaydı ve İsrail’in zayıflığını gösterdi.”

ABD’nin bu savaşın arkasında olduğunu savunan Nasrallah, ABD’nin kendilerini savaşa müdahil olmamaları için tehdit ettiğini ancak bu tehdidin bir önemi olmadığını, savaşın büyümesi halinde Amerikan gemilerinin ve uçaklarının hedef alınacağını belirtti.

Bu ifadeler Hizbullah’ın savaşın büyümesi durumunda her olasılığa hazır olmasının yanı sıra her olasılığı göze aldığını gösteriyor.

Tetiği ilk çeken olmak istemeyen iki taraf da birbirlerini sınıyor, Lübnan sınırında sinir harbi devam ediyor. Bu savaş Lübnan cephesinde büyüyecek mi, ya da İsrailin Gazzeye yönelik saldırıları bu şekilde devam ederse Hizbullah devreye girecek mi sorularının cevabı kısa zamanda belli olacak.

ZBULLAH VE BİTMEYEN İHTİMALLER

Nasrallah “hedefler ve atılması gereken somut adımları” iki başlık altında ifade etti: Gazze’ye yönelik saldırıların durması ve “Direniş Ekseni’nin” kazanması. Bu sözler bundan sonrasını Hizbullah açısından da belirleyecek olanın İsrail’in tavrı olduğunu gösteriyor.

Savaşa seyirci kaldıkları eleştirilerine de cevap veren Nasrallah, 8 Ekim’den bu yana İsrail ile savaşta olduklarını ve asıl hedeflerinin İsrail’i kuzeyde (Lübnan -İsrail sınırı) oyalamak olduğunu, bunu da başardıklarını öne sürdü ve ekledi: “Biz zaten savaşa girdik”.

Nasrallah konuşmasının ilerleyen ve son bölümlerinde “savaşın Lübnan cephesinde tırmanmasının gerçekçi bir ihtimal olduğunu” vurguladı, İsrail’in “önleyici saldırılar yapmasının, tarihinin en büyük hatasını olacağı” tehdidinde bulundu.

Bundan sonrasını İsrail’in Gazze’deki saldırılarının belirleyeceğini belirten Nasrallah, “bütün seçeneklerin masada olduğunu” söyledi.

Konuşmanın bütününe bakıldığında verdiği mesajlar ve ortaya çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir:

“Lübnan sınırında yaptığımız iş büyük. İsrail ordusunu Gazze’den uzak tutarak Filistin’e destek veriyoruz. Bütün olasılıklar açık, her an her şey olabilir. İsrail’in Gazze’deki tavrına göre hareket edeceğiz. ABD ve diğer ülkeler bu işe karışmasın.”

Nasrallah’ın bu konuşması sonrası İsrail Başbakan’ı Netanyahu da Hizbullah’ı “hata yapmaması konusunda” uyardı ve böyle bir durumda çok ağır darbe indirecekleri tehdidinde bulundu.

Tetiği ilk çeken olmak istemeyen iki taraf da birbirlerini sınıyor, Lübnan sınırında sinir harbi devam ediyor. Bu savaş Lübnan cephesinde büyüyecek mi, ya da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları bu şekilde devam ederse Hizbullah devreye girecek mi sorularının cevabı kısa zamanda belli olacak.

Nasrallah’ın konuşma yaptığı sıralarda ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Tel Aviv’deydi ve İsrailli yetkililerin yaptığı ilk vurgu ateşkesin gündemde olmadığıydı. Blinken da İsrail’e açık çek verdikleri ve desteklerinin devam ettiğini yineledi.

İki tarafta aynı saatlerde yapılan konuşmalar ya da açıklamalar önümüzdeki günlerin her ihtimale açık olduğunu gösteriyor.

Musa Özuğurlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir