Son dönemde Türkiye'deki genç hekimler arasında artış gösteren intihar vakaları, hekimlerin karşı karşıya kaldığı ağır baskıyı ve tükenmişliği gözler önüne seriyor. İstanbul'da düzenlenen ve Türk Tabipleri Birliği, Türkiye Psikiyatri Derneği gibi kurumların katıldığı bir çalıştayda hazırlanan rapor, bu trajedilerin bireysel çöküşlerden ziyade, sistemik sorunların bir sonucu olduğunu vurguluyor.
Yaklaşık bir buçuk yıl önce yayımlanan ve hekimler arasındaki intihar eğilimlerini inceleyen bir araştırmanın sonuçları, mevcut durumu daha da net ortaya koyuyor. 512 hekimle yapılan bu çalışmada, hekimlerin yüzde 22,3'ünün son bir ay içinde intiharla ilişkili davranışlar sergilediği, yüzde 8,6'sının ise hayatında bir dönem intihar girişiminde bulunduğu belirlendi. Bu oranlar, dünya genelindeki hekimler ve genel nüfus ortalamasının oldukça üzerinde.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2024 verileri, genel nüfusta intihar hızının yüz binde 5,22 olduğunu gösterirken, en yüksek oranın 25-29 yaş grubunda yoğunlaştığını belirtiyor. Başlıca nedenler arasında hastalık ve geçim zorluğu yer alırken, birçok vakada sebep belirsizliğini koruyor.
Şubat ayında İstanbul'da gerçekleştirilen 'Genç Hekimler İntiharları Çalıştayı'nın sonuçlarını içeren yeni rapor, genç hekim intiharlarının münferit olaylar olmadığını, aksine yapısal bir sorunun parçası olduğunu belirtiyor. Rapora göre, mesleki tükenmişlik, genç hekimlerde derinleşen toplumsal geleceksizlik duygusuyla birleşerek umutsuzluk iklimini besliyor.
Raporda, genç hekimlerin bu yapısal riskleri en yoğun şekilde hissettiği vurgulanırken, uzun eğitim süreçleri, hizmet odaklı çalışma düzeni, performans baskısı, güvencesizlik ve mobbing gibi faktörlerin bu yaş grubunu daha fazla yıprattığı belirtiliyor. Ayrıca, ülkenin politik ve ekonomik iklimindeki belirsizliklerin, derinleşen ekonomik krizin ve liyakatsizliğin tüm genç kuşağı etkilediği, bu durumun genç hekimlerde de geleceksizlik hissini artırdığı ifade ediliyor.
Çalıştay raporunda, hekimleri tüketen başlıca etkenler şöyle sıralanıyor:
- Sağlıkta dönüşüm politikalarının ağırlaştırdığı çalışma koşulları
- Performans sisteminin emeği yoğunlaştırması ve mesleki özerkliği zayıflatması
- Yaygınlaşan mobbing, yalnızlaşma ve değersizlik hissi
- Hizmet baskısı altındaki eğitim süreçleri
- Yetersiz ruhsal destek mekanizmaları
- Daralan dayanışma alanları ve kısıtlanan sosyal yaşam
- Sağlık çalışanlarını hedef gösteren toplumsal ve medya dili
- Antidemokratik uygulamalar ve ekonomik sorunların yarattığı gelecek kaygısı
Sorunların çözümü için raporda şu önerilerde bulunuluyor:
- Çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve mesleki özerkliğin güçlendirilmesi
- Eğitim süreçlerinin yeniden yapılandırılması ve mobbing karşıtı politikaların uygulanması
- Erişilebilir ve gizli ruh sağlığı destek mekanizmalarının kurulması
- Dayanışma ağlarının güçlendirilmesi ve hekimlerin özlük haklarının korunması
- Sağlıkta şiddet ve değersizleştirmeye karşı etkin politikalar geliştirilmesi
- Sağlık sisteminin insan merkezli bir yaklaşımla yeniden ele alınması

