Küresel enerji sektöründe rüzgar ve güneş enerjisindeki rekor kapasite artışları, gündemi değiştirdi. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, geçen yıl yenilenebilir enerji kurulu gücü 5 bin 149 gigavata ulaşırken, artık odak noktası yalnızca santral kurmak değil, üretilen elektriği güvenli, ekonomik ve kesintisiz şekilde sisteme entegre etmek.
Öğle saatlerinde güneş ve uygun hava koşullarında rüzgar enerjisindeki yüksek üretim, arzın talebi aşmasına ve depolanamayan fazla üretimin fiyatları negatife çekmesine neden oluyor. Bu durum, enerji dönüşümünün yeni aşamasında, daha fazla santral yerine değişken üretimi günün her saati etkin yönetebilmeyi hedef haline getiriyor.
Enerji dönüşümünün başarısı artık sadece kurulu güçle değil, enerji depolama sistemleri, akıllı şebekeler, talep tarafı yönetimi ve değişken üretimi dengeleme kabiliyetiyle ölçülecek. Yeni santrallerin sisteme entegrasyonu için iletim ve dağıtım altyapısının güçlendirilmesi, dijitalleştirilmesi ve esnek hale getirilmesi şart.
Enerjide Dijitalleşme Derneği (EDİDER) Genel Sekreteri Gökberk Bilgin, IEA'nın projeksiyonlarına göre 2040'a kadar dünya genelinde yaklaşık 80 milyon kilometre yeni veya modernize edilmiş elektrik şebekesine ihtiyaç duyulacağını belirtti. Bilgin, yüksek oranda yenilenebilir enerji içeren sistemlerde elektrik akışının sürekli değiştiğini, bunun iletim hatlarının yüklenme yapısını ve teknik parametreleri daha dinamik hale getirdiğini vurguladı.
Bilgin, frekans kararlılığı, gerilim kontrolü gibi teknik parametrelerin daha hassas yönetilmesi gerektiğini, enerji depolama, şebeke destekleyici inverterler ve yapay zeka destekli tahmin modellerinin şebeke planlamasının temel unsurları haline geldiğini söyledi. Enerji dönüşümünün ilk aşaması üretim artışıydı; bundan sonraki hedef, aynı altyapı üzerinden daha fazla yenilenebilir enerjiyi güvenli, esnek ve ekonomik biçimde sisteme entegre etmek olacak.

