Kumdan kaleler veya Fransızca ’da çok daha yaygın karşılığıyla şatolar (châteaux de sable) kırılganlığı, geçiciliği ve hayalciliği ortaya koymak için sıkça kullanılan bir metafor. Örneğin Pierre Bachelet, Roch Voisine ve Kendji Girac gibi ünlü müzisyenler bu başlığı taşıyan şarkılarında kırılgan bir aşkı, gençlik anılarını ya da geçen zamanı “kumdan şatolar” metaforuyla anlatırlar. Fransızca’ da ayrıca hayal kurmak anlamında “İspanya’da şatolar inşa etmek” ( bâtir des châteaux en Espagne) deyimi de var. Bu metafordan edebi bir yazı değil siyasi bir analiz kaleme almak için söz ediyorum.
Türkçe ‘de olmasa bile bu metafor Fransızca ’da ekonomi ve siyaset alanında da sıkça kullanılıyor. Türkiye’de olduğu gibi, ayakları sağlam bir temele basmayan, hedefleri tutmayacak olan ama yersiz bir iyimserlik aşılayan kırılgan bir program ya da bütçe medyada “kumdan kale programı ve bütçesi” deyimleriyle eleştiriliyor. Benzer şekilde bugün Fransa’daki Lecornu azınlık hükümeti gibi konjonktürel çıkarlara dayalı siyasi dengeler için de bu metafora başvurulduğu görülüyor. Bu tür programlar ve siyasi oluşumlar, dışarıdan ne kadar güçlü görünürse görünsün, elbette kumdan şatolar gibi gelgitle (la marée) çökmeye mahkûm. Gelgit de genelde seçmen dalgasını simgeleyen bir kavram olarak kullanılıyor. Demokrasilerde esas olan seçmenin yani halkın iradesi çünkü.
Cumhur İttifakı’nın verdiği imaj
Bu uzunca girişi Cumhur İttifakı’nın bu ikinci döneminde halka verdiği imajı “kumdan kale ”ye benzettiğim için kaleme aldım. Ekonomi ve siyaset alanında yaptıklarından ötürü. Aslında her şey, 2023 yılının Temmuz ayında yüksek enflasyon nedeniyle kamuda yapılması gereken tasarrufu, başta emeklilerin olmak üzere devlet bütçesinden ödenen maaşlar üzerine yıkan enflasyonla mücadele programıyla başlamıştı. Memur ve emekli maaşlarıyla dengeli olması gerektiği için özel sektörün ödediği asgari ücret de düşük tespit edilmeye başlanmıştı. Seçim öncesi verilen tüm vaatler göz ardı edilerek. Buna karşılık kamu harcamaları ciddi bir tasarruf yapılmadan devam etsin diye yeni ilave vergiler çıkarılmış, hedeflenen enflasyon oranı üzerinde vergi artışlarına gidilmeye başlanmıştı. Aradan geçen üç yıl, OVP (Orta vadeli program) yıllık hedeflerini büyük oranda tutturamadığı için bu konularda ayrıntılı olarak dile getirdiğim ve ayrı bir yazı konusu olduğu için yinelemeye gerek duymadığım eleştirilerimde haklı olduğumu ortaya koyuyor.
Bir dönem eski Başbakan Tansu Çiller’in danışmanlığını yapmış olan Emekli Büyükelçi Yalım Eralp, “Perdeyi Aralarken” başlıklı kitabında, “danışman bana göre, en çok hayır diyen kişidir” diyor ama ekliyor: “ tecrübeyle sabittir ki insanlar fazla hayır istemez”. (sayfa 165) Sayın Cumhurbaşkanı’na o zaman ne denildiğini bilemem ama üç yıl sonra gelinen noktayı gördüğümde yanlışa ikna edilmiş olduğunu anlıyorum. Yanlış, işin daha başında hedeflerden sapma halinde ne yapılması gerektiğinin hesaba katılmamasıydı. Bu yanlış nedeniyle on ay sonra yapılan 31 Mart belediye seçimlerinde ilk gelgit dalgası geldi. 38. Kurultayı’nda Özgür Özel’i Genel Başkan seçen CHP, halkın taleplerini dikkate alan politikasıyla bu seçimlerde büyük bir başarı sağladı ve yüzde 25 civarında olan kemik oyunu yüzde 37,7 ye yükselterek iktidarın kumdan kalesinde gedik açtı. Bu sonuç ayrıca seçmenin ne kadar bilinçli hareket ettiğinin somut göstergesiydi. Az sayıda seçmenden söz etmiyorum. Sadece emekli kesiminde eşleriyle birlikte 30 milyon civarı seçmen var.
Bana göre, ikinci yanlış zaman geçmeden programda değişiklik yapılmamasıydı. Yanlış iliklenen bir düğme, programda zaman içinde revizyona imkân vermeyecek sapmalara yol açacaktı. Öyle de oldu, yanlış giderilmedi. Kimin aklıydı bilemem ama anayasanın birçok maddesi ihlal edilmek suretiyle, bu kez IBB başta CHP’li belediyeler hedef alındı. CHP’ye belediye seçimlerinde oy vermiş olan bilinçli seçmen bunu kendi iradesinin çöpe atılması olarak gördü ve Cumhur İttifakı’na öfkelenmeye başladı doğal olarak.
Bana göre yapılan üçüncü büyük hata, mutlak butlan kararıyla mazbatası olduğu halde Özgür Özel’in Genel Başkanlık görevinden alınması ve AK Partililerin bunun hukukun gereği ve parti içi çekişmenin sonucu olduğuna ilişkin söylemleriydi. Butlan kararının anayasaya aykırı olduğunu yazıp çizdiğim için bir kez daha yinelemeyeceğim. Ama asıl önemli olan, anketlerin de ortaya koyduğu gibi, üç yıldır ısrarla sürdürülen yanlış ekonomi politikasının altında ezilen sokaktaki insanın bu kararı her şeye rağmen iktidarını koruma hevesindeki Cumhur İttifakı’nın yargıya müdahalesi olduğuna inanması. Bu inancı değiştirmek artık mümkün değil.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen’in önceki gün önlerindeki son ankette yüzde 37-38 oranında oya sahip olduklarını, ikinci partiye 10 puan fark attıklarını dile getirmesi aslında her şeyin ana muhalefeti bölmek ve birinci parti olmak için yapılmış olduğunu kanıtlar nitelikte. AK Parti’yi bölünmüş CHP üzerinden birinci parti gösteren anketler var ama hiçbirinde AK Parti’yi bu seviyede görene rastlamadım. Objektif olduğuna inandığım, itibar ettiğim anket şirketlerin başında SONAR geliyor. Son anketinde Özel’in başında olduğu yeni parti yüzde 32,7 ile birinci sırada geliyor. Kılıçdaroğlu CHP’si yüzde 6,4 ile baraj altında kalıyor. Ak Parti ise yüzde 27,1 oyla ikinci sırada. Başka bir deyişle, bölünme Özgür Özel’in ilk sıradaki yerini kaybetmesine yol açmış değil.
Mustafa Şen’in söylemi kumdan kaleyi tahkim etmek için kendi tabanını konsolide etme ve muhalif seçmene umutsuzluk aşılama amacı güdüyor olmalı. Yoksa AK Parti’nin oylarının, ekonomi politikasından rahatsız seçmene bir şey vermeden, siyasi rakibi bölündüğü için artması mantığa uymuyor. Gerçi iktidarın seçime yaklaşırken emekliye refah payı vereceği, hatta maaşlarına yüzde 80 oranında zam yapacağı söylentileri ortalıkta dolaşıyor. Ama bunun en azından bu Temmuz ayı itibariyle doğru olmadığı, Sosyal Güvenlik uzmanı Özgür Erdursun’un da belirttiği gibi, bir iki hafta içinde ortaya çıkacak. Kaldı ki iktidarın, anketlerde ilk sırada çıkan ekonomik sorunları seçim için sözü edilen 16 Nisan 2028 tarihine kadar çözebilmesi mümkün olmadığı gibi, iktidardan bu nedenle rahatsız olan sokaktaki insanın son dakika ulufesiyle tatmin olup oylarını AK Parti’ye yönelteceğini düşünmek de safdillik olur. Ayrıca makas o kadar açıldı ki emekliyi tatmin etmek için bütçeye 4 trilyona yakın kaynak koymak gerekiyor.
CHP’de butlan yönetiminin verdiği imaj
Mustafa Şen’i mutlu kıldığı anlaşılan CHP’nin bölünmüşlüğünün sorumlularının başında eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun mantıksız tutumu geliyor. Özel ve arkadaşlarına Siyasi Partiler Kanunu ve CHP tüzüğüne aykırı olarak yaptıklarından söz etmeme gerek yok. Kılıçdaroğlu, delegeler tarafından seçilmediği halde yanlış mahkeme kararıyla oturduğu koltuğu bırakmaya niyetli görünmüyor. O da bir yerde kendi kumdan kalesini inşa etmek arzusunda olduğu izlenimi veriyor. Sosyal demokrat olarak kendisine hiç oy vermediğim için CHP’li kemik seçmen arkadaşlarla nihayet aynı görüşte buluşmaktan mutlu oldum belki ama yaptıklarının değil sosyal demokrasi, demokrasiyle bile uzlaşır tarafı yok. Butlan kararı ne kadar yanlışsa, bu kararın alınmasında iktidarın sorumluluğu ne kadar büyükse, Kılıçdaroğlu’nun sorumluluğu da o kadar büyük.
Önceki gün Halk TV’ye çıkan eski milletvekili gazeteci Mustafa Balbay’ın anlattığına bakılırsa, Kılıçdaroğlu İspanya’da kendi şatosunu inşa etmekle meşgul. Balbay’la görüşmesinde özellikle seçmenin kendisine duyduğu öfkeye ilişkin olarak “düzetiriz” yanıtını vermesi beni bu düşünceye sevk etti. Anlaşılan o da seçmenin aklını küçümseyen bir siyasetçi. Gerçi geçmişte seçmenine “tıpış, tıpış oy vereceksiniz” dediğinde, notunu vermiştim. Seçmen, Özel ve arkadaşları gibi demokratik sosyal hukuk devleti ilkelerini savunanlara oy verir. Bir önceki yazımda dile getirdiğim çelişkili davranma yasağını bağıra çağıra delen açıklamalar yapan politikacılara değil. Bu devletin de seçmenin de bir hafızası var.
Görünen o ki iktidarın sahnelediği bölünmüş CHP oyununu sonuna kadar oynamaya hevesli, atanmış bir Genel Başkan var artık CHP’nin başında. Her ne kadar partiyi ona teslim etmek istemeyen Özgür Özel ve arkadaşlarını anlıyorsam da hiçbir siyasi partinin tapulu seçmeni olmadığım için tüm güçlüklerine karşın yeni bir partiyle yola devam etmenin kaçınılmaz olduğuna inanıyorum. Bazen kumdan kalelerin gelgit dalgalarıyla ufalanıp yıkılışını izlemek zorunda kalınıyor. Tıpkı Macaristan’da olduğu gibi.
Odak Noktası 95 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar

