Biliyorsunuz Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye siyasetine girerken topluma “Gandi Kemal” olarak tanıştırılmıştı. Ben de o zamanlar (2011 gibi) yazdığım gazetede “Türkiye siyasetine bir Gandi çok iyi olurdu ama demiş ve sonra da şöyle devam etmiştim: "Kılıçdaroğlu’nu bütün dünyada "pasif direnişin" sembolü olmuş bu büyük siyasetçiyle özdeştirmek başlangıçta çok da kötü bir fikir değildi. Toplumun savaştan, darbeden, gerilimden ve çatışmadan bıktığı bir dönemde, Tayyip Erdoğan’ın sert imajının yanında yumuşak bir Gandi’nin varlığının siyaseten riskli olsa da bir karşılığı olduğu da söylenebilirdi. Ama bu imajı kim yaratmak istemişse bunu Kılıçdaroğlu’na tam anlatamamış anlaşılan. Çünkü geçen seçim sürecinde ve hâlâ da Kemal Kılıçdaroğlu kendisini bir Gandi’den çok Tayyip Erdoğan’dan daha yüksek sesle kükremeye çalışan çakma bir kaplana dönüştürdü. Ondan daha sert, ondan daha yüksek ve ondan daha otoriter bir görüntü vererek".
Şimdi bu anlatacağımı bildiğim kadarıyla kimse yazmadı. Ama zamanıdır diye ben yazıyorum. 2010 yılında soldan birçok siyasal hareketin yeni parti arayışları içerisinde bir araya gelmiş, içinde ÖDP’nin Özgürlükçü Sol Hareketinin de yer aldığı bir parti kurmak amacında olan bir topluluk oluşmuştu. Bu topluluk parti tüzüğü ve programı çalışmalarına başlamışken o sırada Milliyet Gazetesinde sürmanşetten bir haber yayınlandı. Bu haberde Alevi ve Bektaşi Federasyonunun liderlerinin bu parti kuruluşuna sıcak baktıkları ve bu sol siyasete dahil olmak istediklerini yazılıydı.
Parti kurma çalışmaları sırasında yapılan görüşmelerde SHP’yle, SHP’nin hukuki varlığı üzerinden giderek partiyi kurmak ve genel başkan olarak da Ziya Halis’in yer alması karara bağlandı. (Ola ki bilmeyenler olabilir Ziya Halis, İnönü-Demirel Hükümetinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak görev yapmıştı-yani Kılıçdaroğlu’nun çalıştığı SSK’nın bağlı olduğu bakanlık) ve içinde yüzbinlerce üyesi bulunan Alevi ve Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız’ın da bulunduğu adı Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) olan parti 13 Mart 2010’da kuruldu.
Kuruluşundan hemen sonra yaptığımız çeşitli temaslardan ve özellikle Diyarbakır’da Kürt siyaseti ile ilgili kişilerle yaptığımız görüşmelerden arkamızda büyü bir destek hissetmemiz bizleri çok umutlandırmıştı. Fakat o sıralarda CHP’de bir şeyler oluyordu. 7 Mayıs’ta Kaset skandalı ortaya çıktı ve 10 Mayıs’ta Baykal Genel Başkanlıktan istifa etti. 22-23 Mayıs’ta da kurultay toplandı ve Kılıçdaroğlu CHP’nin 7. Genel başkanı olarak seçildi.
Geçmiş zaman. Tam tarihleri hatırlamıyorum ama sanırım Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı seçilmesinden bir hafta sonra EDP’nin bir MYK toplantısında Alevi MYK üyeleri EDP’den ayrılıp CHP’ye geçeceklerini söylediler. Gerçekten de bu açıklamadan sonra binlerce Alevi üyemiz ayrılıp CHP’ye geçti. Hiç unutmuyorum Alevi kesimden parti kurucusu bir arkadaşıma dedim ki “Ya çok kötü bir şey yapıyorsunuz. Yeni kurulan bir parti olduğumuz halde seçimlere girme hakkı olan bir partideyiz. Neden CHP’ye gideceksiniz ki?”. Cevabı çok ilginçti. Mealen dedi ki: “Bak bir Alevi’nin başbakan olma olasılığının ortaya çıktığı bir dönemdeyiz. Bizim görevimiz onun yanında olmaktır! Nokta!”
Bu olaylardan sonra zaman zaman düşünmüşümdür bu olayların hepsi tesadüf müydü diye. 13 Mart’da EDP, Alevi ve sol kitlelerin içinde olduğu bir parti olarak kuruldu. Üç hafta sonra yani 7 Mayıs’ta Baykal’ın kaseti yayınlandı. 10 Mayıs’da Baykal istifa etti. Bundan 10-12 gün sonra da CHP kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu seçildi. Bir hafta sonra da EDP’deki Alevilerin büyük çoğunluğu EDP’den ayrılarak CHP’ye geçti.
Acaba dedim, birileri, sol, Kürt ve Alevi kesimleri içine alan bir siyasi partinin başarılı olabileceğinden mi korkmuştu? Doğrusu şimdiye dek bu konuda yazı yazmamamın nedeni “Kendinizi çok abartmışsınız! Koca CHP nerede siz neredeydiniz” denme ihtimali. Doğrusu Kılıçdaroğlu’nun “kullanışlı” biri olduğu çok açık ama gerçekten benim ima ettiğim projenin bir komplo teorisi olma olasılığı da. Ama bugünlerde “Selahattin ve diğer arkadaşların” dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda pişmanlık duymayan birinin ipliğini pazara çıkarmak için mi bilmiyorum ama bunları yazmak istedim. Özellikle hala etrafındaki kişilerin önemli bir kısmının Alevi olduğunu görünce.

