CHP’de yaşanan krizin çözülme biçimi, muhalefetin kaderini de önemli ölçüde belirleyecek. Butlan yönetimi muhalefetin birkaç kampa ayrılması ile sonuçlanırsa, bundan iktidarın kazançlı çıkması olası. Ancak ana muhalefetin siyasi elitleri kendi aralarında bir uzlaşma formülü üretebilirlerse, yapılan hukuk darbesinin boşa çıkartılması da mümkün.

Kamuoyuna bakılırsa Özgür Özel ve arkadaşlarının yapması gereken, vakit kaybetmeksizin CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi hareket başlatması. Özellikle sosyal medya bu konuda ağız birliği etmiş gibi. Anlaşılan o ki pek çok muhalif seçmen için muhalefet hareketinin dinamizmini koruması, CHP’nin kurumsal kimliğinden çok daha öncelikli. Yeni bir başlangıç fikrinin bu yüzden tabanda güçlü bir karşılığı var.

Bu beklenti noktasında muhalif taban ile Kılıçdaroğlu ekibi arasında sessiz bir örtüşme olduğu da söylenebilir. Zira atanan yönetimin vakit kaybetmeksizin aldığı ihraç kararları ve başlattığı disiplin süreçleri, uzlaşma arayışlarına öncelik vermediklerinin bir göstergesi. Tıpkı muhalefet seçmeninin çoğunluğu gibi, onların da Özel’in partiyi terk etmesini arzuladıkları anlaşılıyor. Dolayısıyla seçilmiş CHP’liler, hem tabanlarından hem de parti içi rakiplerinden gelen ciddi bir ayrılma baskısı ile karşı karşıya.

Buna karşın Özel ekibinin şimdiye kadar bu seçeneğe mesafeli yaklaşması dikkat çekici. Bunun ilk nedeni parti geleneğiyle ilgili. Özgür Özel ve çevresindeki birçok isim siyasi hayatlarını CHP örgütlerinde geçirdi. Bu kadrolar açısından CHP yalnızca bir siyasi parti değil, aynı zamanda güçlü bir aidiyet alanı. Bu nedenle yeni parti seçeneği onlar için, kamuoyunda konuşulduğu kadar kolay bir tercih değil.

İkinci neden ise, parti elitleri içinde giderek güçlenen uzlaşma arayışı. Son günlerde hem Özel’e hem de Kılıçdaroğlu’na yakın bazı isimlerden gelen açıklamalar, parti içinde köprüleri tamamen atmak istemeyen önemli bir kesimin bulunduğunu gösteriyor. Bu çevreler, CHP’nin yeni bir bölünmeyi kaldıracak durumda olmadığını, ortak bir zeminde buluşulmasının zorunlu olduğunu düşünüyor.

Mansur Yavaş’ın tavrı tam da bu noktada önem kazanıyor.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, krizin başından bu yana Özgür Özel’e destek verdi. Butlan kararını eleştirdi ve CHP’nin seçilmiş kadrolar tarafından yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Ancak Yavaş’ın verdiği desteğin belirli sınırlar içinde olduğunu da görmek gerekiyor.

Çünkü Mansur Yavaş’ın temsil ettiği siyaset tarzı ile Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun temsil ettiği çizgi arasında önemli farklar var.

Özel ve İmamoğlu son dönemde daha hareketli, daha görünür ve daha mobilize edici bir muhalefet anlayışını öne çıkarıyor. Mitingler, meydanlar ve kitlesel tepkiler bu siyasetin temel araçları arasında. Bu yaklaşımın özellikle muhalif tabanı canlı tutmak konusunda önemli bir başarı sağladığı da açık.

Mansur Yavaş ise farklı bir yerde duruyor. O daha çok belediye hizmetleri, ekonomik sorunlar, sosyal adalet ve kurumsal çöküş gibi konular üzerinden siyaset yapmayı tercih ediyor. Sokaktan çok sandığa, mevcudu mobilize etmekten çok genişletme stratejisine önem veriyor. Temel hedefi muhalefetin eldeki seçmeni heyecanlandırmaktan ziyade yeni seçmen gruplarına ulaşabilmek.

CHP’de yaşanabilecek olası bir ayrışma, Yavaş ile Özel arasındaki bu siyaset tarzı farkının daha görünür hale gelmesine yol açabilir.

Nitekim bugüne kadar Yavaş’ın açıklamalarına bakıldığında önceliğinin muhalefet içi birlik olduğunu görmek mümkün. Güvenpark mitinginde yaptığı konuşmada da Yavaş’ın dikkat çektiği temel konu buydu. Muhalefetin kendi iç tartışmalarına gömülmek yerine ortak hedeflere odaklanması gerektiğini savundu. CHP içindeki gerilimin büyümesinin en çok iktidarın işine yarayacağını vurguladı.

Yavaş’ın bu tavrında şimdiye kadar ciddi bir değişiklik işareti de görülmedi. Tam tersine parti içerisinden gelen haberler, farklı taraflar arasında diyalog kanallarının açık tutulmasına yönelik girişimlerde onun da yapıcı bir rol üstlenmeye çalıştığı yönünde.

Bu nedenle Özgür Özel’in ileride yeni bir parti kurmaya karar vermesi halinde, Mansur Yavaş’ın aynı siyasi çatının altında yer alacağı kesin değil. Hatta mevcut tablo, bunun düşük bir ihtimal olduğuna işaret ediyor.

Elbette bu durum bir kopuş anlamına gelmek zorunda değil. Sonuçta Özel, İmamoğlu ve Yavaş birçok temel konuda benzer görüşlere sahip. Türkiye’nin demokratikleşmesi, hukuk devleti ve ekonomik sorunların çözümü gibi başlıklarda aralarında ciddi bir görüş ayrılığı bulunmuyor. Farklı olan, bu hedeflere ulaşmak için tercih ettikleri yöntemler.

Bugün muhalefetin önündeki temel soru da zaten bu. Enerjiyi korumak için daha sert ve daha hareketli bir siyaset mi izlenmeli? Yoksa farklı kesimleri bir araya getirmeyi hedefleyen daha geniş bir ittifak stratejisi mi benimsenmeli?

Mansur Yavaş’ın verdiği mesajlar, ikinci seçeneğe daha yakın durduğunu gösteriyor. CHP'deki butlan krizinin nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecek. Ancak bugün gelinen noktada, sürecin yönünü belirleyebilecek en kritik aktörlerden biri hiç kuşkusuz Mansur Yavaş görünüyor.

Odak Noktası 91 yazı Mutlak Butlan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 38. Olağan Kurultay'ı "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) gerekçesiyle iptal etti ve Özgür Özel ve yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırarak kurultay öncesindeki eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibini karar kesinleşene kadar tedbiren göreve iade etti. Kararın öncesi ve sonrasında gelişmeleri yazarlarımız analiz ediyor. Tüm Yazılar