Karşı komşumuzun oğlu Marsel elimizde büyüdü diyebilirim. Kerata bebekken apartmana girer girmez bizim kapıyı çalmadan kendi evine adım atmazdı. Sonra ailesi, yani bizim esas komşular -ama biz onlara ismiyle hitap etmek yerine hep Marsel’in annesiyle babası demeyi tercih ederdik- Fethiye’ye yerleşip bir cafe açmaya karar verince, Marsel de bizim yeni komşumuz oldu -bunlar iyi komşularımız; kötüsü, Üst Kat Komşumuz Deli Sibel’den bir süredir ses çıkmıyor.

Marsel, Bilgi Üniversitesi’nde iktisat okuyor. Gerçi, az kalsın okuyordu diyecektim çünkü Bilgi Üniversitesi bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla ansızın kapatılınca geçen hafta önce okulsuz kaldı, sonra yeniden okullu oldu.

İktisatçı değilsem de bu konulardan bütün bütün uzak değilim. Emekli olana kadar bankacılıktan başka bir iş yapmadım. Bazen Marsel bize gelir, biraz derslerinde işlediklerinden konuşuruz. Benim iktisadi bilgim genellikle teorik düzeyde kaldı ama özellikle bankacılık ve finans konularında pratiğim de hiç fena sayılmaz. Onunla iktisat ve bankacılık konuşmaktan keyif alıyorum. Hem neler olduğunu öğreniyorum, neler değişmiş, yeni yaklaşımlar nasıl, derslerde neler tartışılıyor… Hem de bizim yaşlarda gençlerle sohbet ettikçe gençleştiğini hissediyor insan. Bu çocuk bize gelince ne hastalıklardan konuşuyoruz ne vefat eden yakınlardan. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyanın meselelerini tartışıp duruyoruz. “Memento mori” bu gençler için söylenmiştir, benim bir süredir yanıbaşımda, aklımdan pek çıktığı da yok.

Neyse, sözü gene uzattım galiba. Marsel’in bölümündeki en namlı hoca, bu sene, diğer bölümlerdeki gene kendisi gibi hayli bilinen iki meslektaşıyla birlikte, dönem sonunda emekliye ayrılıyormuş. Ama bunların emekliliği öyle benimki gibi sıradan bir veda olmuyor, üçüne de “Emeritus Profesör” unvanı verilecekmiş. Düşünsenize biriyle tanışıyorsunuz, işte klasik giriş cümleleri, “ne iş yapıyorsunuz?” falan diye soruyorsunuz, sonra şak diye size “ben,” diyor, “Emeritus Profesörüm.” Vışşş, eğer alışık değilsen, bir durur kalakalırsın öyle.

Cumhurbaşkanımızın fermanıyla üniversitenin bir geceyarısı kapatıldığını öğrenince, ne yalan söyleyeyim, aklıma evvela bu üç hocanın ellerinden alınan “emeritus”lukları geldi. Onca yaz çiz, binlerce öğrenci yetiştir, tam şanına yakışır şekilde emekli olacakken bir anda hepsi elinden alınıversin, olacak şey mi?

Bal gibi olacak şey. Mesela, bizim oğlanın da bayram tatili sonrasında finalleri vardı. Hatta derslerinden birinde benden yardım istemişti, elimden geldiğince sistemin arkaplanını anlatmaya çalışmıştım. Finaller iptal edilmekle kalmadı, okul kökten kapatılınca bütün bir senenin emeği de zayi oldu. Anlaşılan, bu kararı alıp üniversiteyi bir anda kapatırsak öğrenciler ne hisseder, aileleri ne yapar diye umursayan kimse yokmuş. İnsan psikolojisinin bizim kadar önemsenmediği bir ülke az bulunur.

Sonradan anlaşıldı ki bu kapama kararı bir nevi bayram hediyesiymiş -malum ya, sevdiği kuluna eşeğini önce kaybettirir. Cumhurbaşkanımız gençlerin ve rahata alışan akademisyenlerin silkinip okullarına dört bir elle sarılmaları için onları ikaz etmek istemiş. Bence çok yerinde bir karar. Böylece hepsi kendine gelmiştir.

Bir geceyarısı kararnameyle kapatılan üniversite, iki gece sonra yayınlanan kararnameyle geri açıldı. Dedikodunun, “kulis” adı verilen asparagasın bini bir para tabii. Oysa, Cumhurbaşkanımız bir üniversitenin ne zaman açılıp açılmayacağını hepimizden iyi bilir. Bana göre, bizim asla bilemeyeceğimiz bir sebepten ötürü, Bilgi Üniversitesi’nin 24 Mayıs günü kapalı olması gerekiyordu. Üniversite kapatıldı, gerekli tedbirler alındıktan sonra da açıldı. Hemen sistem eleştirisi yapmaya hacet yok. Neymiş; yok, bu sistemde hızlı karar alınacak denmiş ama görüyormuşuz ki böylesi kontrolsüz bir hız hiç de iyiye alamet değilmiş.

Ne belli bunun sistemin sorunu olduğu? Devletin istihbaratı var, şusu var busu var. Herhalde bizden iyi bilecek.

Bilgi Üniversitesi’nin bir gün kapanması gerekiyordu, kapandı. O kadar. Bir daha kapanması gerekiyorsa gene kapanır. Açılması gerekiyorsa da açılır. Vali Nevzat Tandoğan’dan beri böyledir bu işler… Tarih bilmeyince…