“50+1” sis bombası mıydı?

“50+1” sis bombası mıydı?

Gergin geçen Almanya ziyareti dönüşteki hava söylenen “50+1” açıklaması ile unutuldu.  Bu açıdan “50+1” konusu, gündemi değiştiren bir “sis bombası” görevi gördü. Bir gün, zamanı geldiğinde; her ne zaman “kullanışlı” olacaksa, belki yarın belki aylar, belki de yıllar sonra gündeme yeniden gelecektir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyaretini konuşamadık. Yaklaşık dört yıllık bir aradan sonra gittiği Almanya’da, Erdoğan’ın Türkiye için son derece kritik bazı gündem maddelerini müzakere etmesi bekleniyordu. Almanya’da Cumhurbaşkanlığı icracı bir makam olmadığı için, müzakerelerin asıl muhattabı Şansölye Olaf Scholz ile müzakere edilecekti. Ancak Scholz ile görüşmenin hemen öncesinde, “yüksek gerilim hattı” şeklinde geçen bir ortak basın toplantısı yaşanınca, dış ilişkiler açısından Almanya ziyaretinde o noktada “filmin koptuğu” belliydi.

“Bir kapı kapanınca başka bir kapı açılır” misali, Almanya ziyaretinde gidişin asıl sebebi olan dış ilişkiler müzakeresi kapısı kapanınca; iç politika kapısı açılıverdi. Hadi buyuralım, Almanya’dan dönüş yolunda birden karşımıza çıkıveren, “50+1” gündemine. 18 Kasım’dan beri, gazeteciler, medya geneli, siyaset üzerine yorum yapanlar ve tabii, siyasetçiler bu konuyu konuşuyor. Bir tek kişi, bu konuda konuşmuyor: Cumhurbaşkanı Erdoğan.

21 Kasım’da Cezayir ziyaretinden dönüşte, Almanya ziyaretinden her türlü söylem bakımından çok daha sakin bir çizgi benimsenmişti, Avrupa’ya karşı sert söylemler yumuşamıştı. Hatta, haftaya gerçekleşecek İspanya ziyareti için şimdiden İspanya’da yeniden Başbakan olan Pedro Sánchez’e “zeytin dalı” uzatan bir tutumu benimsemişti Erdoğan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sánchez’e yönelik olarak şöyle diyordu:

“Batılı ülkelerde bir ülke hariç, maalesef bu işi sahiplenen yok. Hemen hemen Avrupa ülkelerinin hepsi de bu konuda sessiz. Katliamı durdurmak üzere müdahaleleri söz konusu değil. Burada yalnız İspanya’nın yaklaşım tarzı olumlu istikamette gelişiyor. İspanya’da malum hükümet kuruldu. İspanya Başbakanı Sayın Pedro Sanchez ile haftaya bir görüşmem de olacak, onun durumu farklı. Bu ülkelere dirsek çevirmemek lazım. Görüşeceğiz, ‘Bunları Filisti’’in yanına nasıl çekeriz?’ konusuna da bir taraftan bakacağız.”

Bu arada, işin ironik yönü, Pedro Sánchez’e konuşmalarında atıfta bulunan ve ilk fırsatta görüşeceğini söyleyen tek Türkiye lideri Erdoğan değil; CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel de, aynı zamanda Sosyalist Enternasyonel’in de başkanı olan Sánchez ile ilk fırsatta görüşeceğini söylüyor.

Bu konuya, önümüzdeki yıllarda çare bulunmazsa, 2030-40’a kadar bir dönemde, TSK Hava Kuvvetleri ciddi envanter sıkıntıları yaşayacak. Gündeme bu konuda da sis bombaları gelebilir tabii: Mesela, Türkiye’nin geliştirmekte olduğu 5. Nesil KAAN savaş uçaklarını tam da, 2024 yerel seçimleri öncesi semalarda görebiliriz.

Belli ki, “50+1” konusu, gündemi değiştiren bir “sis bombası” görevi gördü. Bir gün, zamanı geldiğinde; her ne zaman “kullanışlı” olacaksa, belki yarın belki aylar, belki de yıllar sonra gündeme yeniden gelecektir.

Önemli olan, Almanya ziyareti gergin geçti. “50+1” sis bombası ile gündem değişti. Bir taşla iki kuş vurularak, “Dediğimize geldiler; ucube sistemi değiştireceğiz” gibi bir söylemle özellikle İYİ Parti’nin benimseyebileceği bir konuda zemin yoklandı. Ardından, Erdoğan’ın “Kardeşim” dediği Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile görüşmeler iyi geçti. Rota, haftaya İspanya’ya çevrildi.

İspanya-Almanya-İngiltere-İtalya konsorsiyumunun ürettiği Eurofighter Typhoon uçaklarından alabilmek için Türkiye için gerçekten önemli.

ABD’nin Türkiye’yi 2019’da 5. nesil savaş uçağı F-35 anlaşmasından çıkarmasından sonra bir önceki model F-16’lardan yenilerinin alınması ve var olanların modernizasyonu pazarlığı bugüne kadar sürüyor. Ama ABD’de gelecek seneki seçimlerden önce, F-16 konusunda bir gelişme yaşanması zor. Türkiye-ABD ilişkileri böyle giderse, 2024 sonrası da kolay değil.

Yunanistan’ın geçtiğimiz yıllarda, kendi filosunu 2022’de Fransa’nın 4,5. Nesil Rafale uçakları ile güçlendirmesi sonucu, Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterenin geriye düşmesi meselesi iyice açığa çıktı. Eurofighter’lar da, 4,5. nesil ve Türkiye’nin NATO tedarik zincirleri içinde alarak alabileceği son seçeneklerden biri. Diğeri de, İsveç’ten Gripen 39 alınması olabilir. O da, ihtiyacı nasıl karşılar meçhul.

Bu konuya, önümüzdeki yıllarda çare bulunmazsa, 2030-40’a kadar bir dönemde, TSK Hava Kuvvetleri ciddi envanter sıkıntıları yaşayacak.

Gündeme bu konuda da sis bombaları gelebilir tabii: Mesela, Türkiye’nin geliştirmekte olduğu 5. Nesil KAAN savaş uçaklarını tam da, 2024 yerel seçimleri öncesi semalarda görebiliriz. Zaten, uçakları geliştiren TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil, geçen Haziran’dan bu yana, “Şu anda bütün testleri yapılıyor ve uçacak” açıklamaları yapıyor.

“KAAN, yüzde 100 yerli ve millidir. ‘KAAN’ Türkiye Yüzyılı’nı değiştirecektir.” da deniyor. Gerçekten de, birkaç KAAN uçabilir ama Türkiye’nin elinde uçak motoru olmadığından ve motoru için seri üretime geçmek büyük yatırım, zaman ve çaba gerektireceği için, gösteri mahiyetinde kalır.

Türkiye’de milliyetçi olduğunu iddia eden muhalefet partilerinin, bu konuları hiç mesele etmemesi ilginç.

İç politikadan sis bombaları yetmezse, Hollanda’dan da harika bir iç politika malzemesi gelmesi muhtemel. Hollanda’daki 22 Kasım’daki seçimlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ağır polemikler yaşayan PVV lideri Geert Wilders, sürpriz bir zafer elde etmiş gözüküyor.

2017’de başkanlık referandumu için AK Parti’nin Hollanda’da mitingler düzenlemesine izin verilmemesi, malum iki ülke arasında bayağı bir polemiğe neden olmuştu. İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından işgal edilen Hollandalılara da, “Nazi yakıştırmaları” yapılmıştı. Ki o zamanların Hollanda Başbakanı Mark Rutte, Türkiye ile arayı iyi tutmaya çalışan ve Ankara’yı hep idare eden merkez sağ bir isimdi.

Neyse; Hollanda’daki seçim sonuçları, tıpkı 2017’de olduğu gibi “portakal bıçaklamalarla” protesto edilebilir Türkiye’deki bazı çevrelerce… Gerçi o zamanlar bir kilo portakal, yaklaşık 0,75 TL (0,75 kuruş; evet, o zamanlar kuruş vardı) civarı seyrediyordu; şimdi 30 TL civarı. Lale doğramak daha da astronomiktir.

Olsun; ne gam… Yerel seçimler öncesi, gündemlerden gündem beğenelim biz… Faturayı sonra öderiz.

Sezin Öney
Tüm Yazıları - Sezin Öney (hepsini gör)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir