Rotterdam’da

Rotterdam’da

Rotterdam, Hollanda’nın en büyük ikinci şehri olmasına rağmen, insanın kendini Hollanda’da hissetmemesini sağlayan tuhaf, modern ve sevimsiz bir kent. Tabii ki bu sevimsizliğin bazı objektif sebepleri var ve Rotterdamlıların bunda bir kabahati olduğunu iddia etmek de çok güç. Göring’in Luftwaffe’si, İkinci Dünya Savaşı’nda Rotterdam’ı dümdüz etmiş.

Rotterdam’la Delft arasında yer alan Pijnacker diye bir bölgede kalıyorum.

Delft, Vermeer’den ötürü benim Hollanda’da görmeyi en çok istediğim yerlerden biriydi.

Ama Vermeer’in kasabasını bir sonraki yazıya bırakıp şimdi sadece Rotterdam’a dair izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Benim bir yere “tipik Hollanda şehri” diyebilmem için her şeyden önce o yerin suyla ciddi bir mesaisi olmalı.

Kanallar olmalı mesela, onlarca köprü, süslü cepheleriyle sıralanmış evler…

Benim Hollanda’dan anladığım böyle bir şey.

Gelgelelim, Rotterdam, Hollanda’nın en büyük ikinci şehri olmasına rağmen, insanın kendini Hollanda’da hissetmemesini sağlayan tuhaf, modern ve sevimsiz bir kent.

Tabii ki bu sevimsizliğin bazı objektif sebepleri var ve Rotterdamlıların bunda bir kabahati olduğunu iddia etmek de çok güç.

Göring’in Luftwaffe’si, İkinci Dünya Savaşı’nda Rotterdam’ı dümdüz etmiş.

Nasıl olduysa bombanın düşmediği Belediye Binası -Stadhuis- haricinde her şey yıkılmış.

Nazi Almanyası, Hollanda’yı hap gibi yutmadan önce, ertesi gün saat 15.00’e kadar teslim olma çağrısı yapmış, aksi takdirde hava kuvvetlerinin Rotterdam’ı yerle bir edeceği ilan edilmiş.

13 Mayıs 1940 tarihinde, gerekirse şehri yıkabileceklerine yönelik talimat verilmiş pilotlara. 

Hollandalılar, epey bir tartışmanın ardından Nazilerin teklifini çaresizce kabul ettiklerini, teslim olduklarını bildirmişler.

Fakat tartışmayı biraz uzun tutmuşlar ve Alman yetkililere teslim olduklarını bildirdiklerinde uçakların havalanmasına sadece birkaç dakika varmış.

Haber, radyolardan pilotlara geçilmiş ama hepsine ulaşmamış.

Rotterdamlılar, teslim olduklarına dair bilginin pilotlardan bazılarına ulaşmadığından habersizmiş. Göğü karartan Luftwaffe filosundaki pilotlardan birkaçı Rotterdam’ın üstüne ilk bombaları attığında, arkadan gelenler de teslim olma haberinin değiştiğini düşünerek Antwerp için yükledikleri bombaları Rotterdam’dan geçerken serbest bırakmışlar. Sonrası, bir şehrin adeta yok oluşu.

BİR ŞEHRİN ADETA YOK OLUŞU

Pilotlara, eğer kırmızı işaretleri görürlerse Rotterdam’ı değil Antwerp’ü bombalamaları söylenmiş.

Teslim olmayı kabul ederek şehirlerini kurtardıklarını zanneden Rotterdamlılar, teslim olduklarına dair bilginin pilotlardan bazılarına ulaşmadığından ise habersizmiş.

Göğü karartan Luftwaffe filosundaki pilotlardan birkaçı Rotterdam’ın üstüne ilk bombaları attığında, arkadan gelenler de teslim olma haberinin değiştiğini düşünerek Antwerp için yükledikleri bombaları Rotterdam’dan geçerken serbest bırakmışlar.

Sonrası, bir şehrin adeta yok oluşu.

Hayvanat bahçesinin duvarları yıkılınca korkan vahşi hayvanlar da şehre doluşmuş. 

Margarin deposu ateşler içinde yanarken su şebekesi de patladığı için yangına karşı koyamamışlar.

Teslim olsa da faşizmin gazabından kurtulamamış Rottterdamlılar, tonlarca bomba yağmış tepelerine.

Şehrin merkezi böylece yanlışlıkla dümdüz edilmiş.

Rotterdam’ın meydanındaki “Yok Edilen Şehir Anıtı”, şehrin 1940 senesinde yaşadığı faciayı hatırlatıyor.

Rotterdam, o bombalamadan sonra, bir daha eski kimliğini edinmemiş.

Savaştan sonraki Amerikan yardımlarına teşekkür edercesine Amerikanlaşmış, kanallar yerine gökdelenlerle anılır olmuş.

Heykel sağımızda kalsın, caddeden Markthal’e doğru yürüyelim.

Bu da Hollanda’ya alakası olamayacak tarzda bir bina, içinde çok sayıda küçük dükkân, lokanta falan yer alıyor.

Bu yapının karşısında ise sarı kübik evler var.

Yetmişlerde yapılan bu evler, zamanında hayli tartışılmış olsa da şimdilerde yolu Rotterdam’a düşenlerin başlıca uğrak noktalarından.

Ben aslında böyle mimari deneyleri sonu hüsranla bitse de severim, desteklerim de, ama belki şehrin genel havasına ısınamadığımdan kübik evlere pek ısınamadım.

Bu evlerden birinin içinin ziyaret edilebildiğini öğrenince ben de girdim.

İlk intiba olarak sevimli, farklı ama uzun boylu yaşamaya kalksan içini hafakanlar basar.

Gene de buraya kadar gelindiğinde görülmesinde fayda var.

Zaten benim bu şehirle ilgili esas sıkıntım, modernizmin nihai zaferini elde etmesi -bu kübik evler de bu zaferin bir nişanesi gibi.

Rotterdam’ın suyla mücadelesini kazanmış hali bana soğuk ve sevimsiz geldi; benim Avrupa’da görmeyi beklediğim bu hayli modern tavır değil.

Rotterdam’ın bu kişiliğini yitirmiş halini sevemedim.

Bilgehan Uçak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir