Kürt oylarının ya da Kürt partilerine akan oyların seçimleri kazandıracak ya da kaybettirecek bir güce sahip olduğu kanısı arttı. Siyasette Kürt oyu, Kürt hareketi belirleyici olarak görülmeye başlandı. Bu durum, müspet veya menfi siyasi davranışlarda önemli bir yer işgal etti.
SİYASETTE KÜRT OYU BELİRLEYİCİ GÖRÜLMEYE BAŞLANDI
Diğer taraftan, Kürt siyasi temsili ülke içi siyasi yarışmalar ve denklemde, yönlendirici, belirleyici bir güç haline dönüşme eğilimi gösterdi. 2013’ten itibaren Kürt hareketi genel anlamda bölge siyasetinden Türkiye siyasetine geçerken, Kürt siyasi aktörleri ve partileri oy oranını kayda değer bir şekilde arttırdılar. Kürt siyasi partilerinin oy oranları yüzde 5-6’lık dilimi geçerek yüzde 10-13 arası bir yere oturdu. 2015 seçimlerinde HDP yüzde 10’luk ülke barajını geçen ilk Kürt partisi oldu. Kürt meselesi ve ona bağlı Kürt seçmen davranışı ittifaklarda, siyasi yarışmalarda belirleyici unsur olmaya başladığı gibi, Türkiye genelinde seçmenin gözünde Kürt siyasi aktörlerini siyasi bakımdan görünür kıldı. Görünür kılmakla kalmadı, ittifaklar bakımdan anlamlı hale getirdi. Kürt oylarının ya da Kürt partilerine akan oyların seçimleri kazandıracak ya da kaybettirecek bir güce sahip olduğu kanısı arttı. Siyasette Kürt oyu, Kürt hareketi belirleyici olarak görülmeye başlandı. Bu durum, müspet veya menfi siyasi davranışlarda önemli bir yer işgal etti. 2023 genel seçimleri ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesine kadar, Kürt soruna dair genel imaj böyle şekilleniyordu. 2023 seçimlerinin bu bakımdan bir kırılma oluşturduğu söylenebilir. Şöyle: HDP’nin ve Kürt seçmeninin desteklediği muhalefet iki seçimde de mağlup olunca, HDP ve seçmenine atfedilen güç karşılıksız çıktı, Ayrıca HDP’nin, gördüğü baskılara ve mağdur konumuna rağmen güçlü olduğu bölgelerde bile oy kaybı yaşaması bu durumu pekiştirdi. Sonuç olarak 2023 seçimleri, toplumdaki siyasi algıda Kürt meselesinin oyun belirleme gücü ve özgül ağırlığıyla ilgili olumsuz bir etki yaptı. Muhalif algıda demokrasi ve Kürt meselesi arasındaki kurulan doğru orantı ve değişimin Kürt desteğiyle olacağı fikri kısmen geriledi, siyasi iktidarın gücünü tahkim etmesinde kullandığı anti-Kürt argümanlar zihinlerde öne çıktı, Kürt sorunu bu anlamda taşıyıcılıktan uzaklaşmasa ortalama bir muhalif gözünde sıradanlaşma ihtimaliyle karşılaştı. Bu işin sadece bir yönü.2023’ün zihinlere işlediği diğer fikir, Türkiye’de muhalefeti ve iktidarıyla Kürt hareketi temsilcilerinin olmadığı bir siyasi alanın oluşabileceği, siyasi istikrarın bu istikamette de sağlanabileceğidir. Bu, genel seçim öncesi en azından muhalif kesimlerdeki kanının tam aksidir.