Adlar içeriği belirlemez.

Bir devlete “cumhuriyet” dendiğinde orası “cumhuriyet”; “demokrasi” dendiğinde orası “demokrasi”, “hukuk devleti” dendiğinde orası “hukuk devleti” olmaz.

Kanunların Ruhu kitabının yazarı Montesquieu, yönetim biçimlerinin doğalarını belirleyen şeyin onların ilkeleri olduğunu söylüyor.

Ona göre cumhuriyet erdem ilkesine, tiranlık korku ilkesine, monarşi onur ilkesine dayanır.

Dolayısıyla bir ülkede hangi yönetim biçimi vardır sorusunun cevabı, o ülkede egemen olan ilkeye bakılarak verilir.

Bir ülkede korku egemense, o ülkenin kendisini cumhuriyet olarak adlandırmasının bir anlamı yoktur, çünkü o ülkede tiranlık vardır.

Bu yaklaşımın hayatın diğer alanlarına da uygulanması mümkündür.

Atatürkçülük bir ilkeler bütünüdür ve bir ideolojidir; “Atatürkçüyüm” demekle “Atatürkçü” olunmaz.

Bu ilkelere sahip olmayan birilerinin kendilerini Atatürkçü olarak nitelendirmesinin hiçbir değeri yoktur.

Atatürkçülük saltanatı yıkma ve yerine çağdaş uygarlık hedeflerine koşan bir cumhuriyet kurma ideolojisidir.

Atatürkçülük ülkede yaşayan insanları uyruk olmaktan çıkarıp yurttaş yapma ideolojisidir.

Atatürkçülük eşit yurttaşlık temeline dayalı demokratik bir ulus devlet inşa etme ideolojisinin adıdır.

Atatürkçülük iktisadi kalkınma olmaksızın çağdaş uygarlık seviyesinde bir cumhuriyet kurmanın olanaksız olduğunu düşünen ve ülkede bütün olanaksızlıklara rağmen demiryolu inşa eden, fabrikalar kuran, toprak reformu hedefleyen bir ideolojinin adıdır.

Atatürkçülük dini dogmalarla uyutulmuş bir toplumun gelişemeyeceğine yönelik düşünce nedeniyle laiklik ilkesini hayata geçiren ve insanların din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan bir ideolojidir.

Atatürkçülük bilimsel gelişme olmaksızın ekonomik ve toplumsal gelişme olmayacağının farkında olan bir ideolojidir.

Atatürkçülük bir bilim ve sanat cumhuriyeti kurma ideolojisidir.

CHP bu ideolojinin gereklerini yerine getirmek üzere kurulmuştur.

Ne yazık ki CHP kadrolarında sadece “Atatürkçüyüm” “zaten biz ailece Atatürkçüyüz” diyen azımsanmayacak sayıda üye bulunmakta ve bunlar parti içinde önemli görevlere getirilmektedir.

Burcu Köksal bunun son örneğidir.

Yıllarca milletvekilliği, grup başkanvekilliği, belediye başkanlığı gibi önemli görevlerde bulunduktan sonra kendisi tarafından Atatürkçülük karşıtı olarak tanımlanan bir partiye geçmesi başka türlü nasıl açıklanabilir?

30 yıl boyunca devleti sıkı bir istibdat ve sansür rejimiyle yönetmiş Sultan Abdulhamit’in resimlerinin bakanlık duvarlarına asılmasının olağan karşılandığı bir partiye geçmek Atatürkçülükle açıklanabilir mi?

Atatürkçülük, Atatürk’ün göz rengine, saç rengine, boyuna övgüler dizilerek ortaya konabilecek bir yaklaşım değildir.

Atatürk’ün saltanat karşıtlığını ve saltanatı yıkmak için geliştirdiği stratejileri görebilmek için TBMM’nin 1920- 1923 dönemindeki tutanaklarını incelemenizi öneriyorum.

Orada Mustafa Kemal’in bilimsel esaslara dayalı bir Cumhuriyet kurabilmek için nasıl amansız bir mücadele yürüttüğü çok açıkça görülür.

Emperyalistlerin soluğunun ülkenin ensesinde duyulduğu, ülkenin küçük bir toprak parçasıyla sınırlandığı Sevr anlaşmasının saltanat yönetimince imzalandığı bir dönemde bağımsız bir bilim cumhuriyeti kurmak ancak kararlı ve tutarlı bir ideolojinin ürünü olabilirdi.

Cumhuriyet öncesi saltanat rejiminin tarihsel olarak ülkeyi getirdiği aşamayı kavrayamadan, cumhuriyet ile saltanat rejimlerindeki “yurttaş” ve “halk” ile “kul” ve “tebaa” arasındaki farkı anlamadan Cumhuriyet projesini içselleştirmek mümkün değildir.

Bu yüzdendir ki saltanattan cumhuriyete dönüşme projesi, bütün azgelişmiş uluslar tarafından büyük bir takdirle karşılanmış ve bu dönüşme azgelişmiş uluslar için bir model olmuştur.

CHP’nin bugünkü kadroları bu ideoloji ve ilkelerin farkında olmaksızın kendilerini “Atatürkçü” olarak niteleyen ama “Atatürkçülüğü” bir araç olarak kullanmaktan başka düşüncesi olmayan kişileri partide önemli görevlere getirmiştir.

Bu nedenledir ki bugün CHP’nin “mutlak butlan” adı verilen garip bir davayla kapatılmasından medet umarak köşede bucakta bekleyen çok sayıda sözde CHP’li bulunmaktadır.

Bu nedenledir ki yandaş televizyon kanallarında gece gündüz CHP’yi yıpratmakla uğraşan ve kendileri olmadıkları takdirde CHP’nin dağılması gerektiğini düşünen çok sayıda eski CHP’li bulunmaktadır.

CHP’nin iktidar olmada güçlük çekmesinin nedeni, sağcılaşamaması değil, tam tersine, ilke ve ideolojisini “sağcılaşma” hedefine kurban etmesidir.

Ülkede yeterli sol seçmen bulunmadığı ve bu yüzden sağ seçmenden oy almak için sağ politikaların desteklenmesi ve sağcı adaylara yer verilmesi biçimindeki söylenti, CHP’yi iktidardan uzak tutmak için kurgulanmış ve başarılı olmuş ustaca bir stratejidir.

Sağ seçmenden oy almak başka şeydir; sağcılaşmak başka şeydir; sağ seçmenden oy almak için sağcılaşmak gerekmez; sağ seçmen sol partiye oy verecekse bu parti sağa geçtiği için değil sol politikalar daha cazip olduğu için, çözüm vadettiği için oy verir; CHP’nin “kendisi” olmaktan başka çaresi yoktur.

CHP yukarıda ana hatları çizilen ideolojiyi günümüzün modern liberal-demokratik devlet anlayışıyla güncellediğinde, mevcut iktidarın ekonomik, siyasal ve hukuksal uygulamalarından yılmış seçmenin oyunu almaması için neden yoktur; sağ seçmenin oyunu almak için siyaseti bir kariyer basamağı olarak gören kişileri aday yapmanın gereği yoktur.

Parti ideolojisinden ve ilkelerinden habersiz bu kişilerin kişisel menfaatleri sözkonusu olduğunda yapamayacakları şey yoktur; örneklerini saymayayım, çoktur.

CHP yönetiminin parti ideolojisi ve ilkelerini hayata geçirmekten başka bir amacı ve hedefi olamaz.

Ben “Atatürkçüyüm” demekle “Atatürkçü” olunmaz Atatürkçülüğün ilkelerini içselleştirmiş olmak gerekir.

Bu arada çeşitli yaftalamalar nedeniyle “Atatürkçülük” adından hazzetmeyenlere söyleyeyim:

Günümüze uyarlanmış Atatürkçülük, bilim, sanat ve teknoloji cumhuriyetidir; çağdaş uygarlıktır; evrensel insan haklarına dayalı devlettir; eşit yurttaşlık ve hukuk güvenliği temeline dayalı hukuk devletidir, sosyal devlettir, din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi laik devlettir, ekonomik kalkınmadır.

Bu içerikten habersiz olup “Atatürkçülük” maskesi takanlardan uzak durmak zorunluluktur.

Burcu Köksal’lar çoğalmasın.