Bu konuda yapılan bazı araştırmalar, yetişkinlerin yarısından fazlasının geçmişlerinde en az bir olumsuz çocukluk deneyimi yaşadığını gösteriyor. Bu olayların sayısı arttıkça kalıcı olma ve kişiyi etkileme riskleri de bir o kadar artıyor. Ancak unutmamak gerekir ki, risk kaderi tanımlamaz.
RİSK KADERİ TANIMLAMAZ
Bu olumsuz çocukluk deneyimlerine şunları örnek gösterebiliriz:- Ebeveynlerin boşanması/ayrılması
- Aile üyelerinden birinin hapse girmesi
- Alkol ya da uyuşturucu bağımlısı bir ebeveyne sahip olmak
- Mental sağlık problemleri olan bir ebeveyne sahip olmak
- Fiziksel ya da duygusal ihmale uğramak
- Fiziksel, duygusal ya da cinsel istismara maruz kalmak
- Bir amaç duygusuna sahip olmak
- Destekleyici bir sosyal çevre
- Bireysel problem çözme ve öz düzenleme becerilerini güçlendirmek
- Ruh sağlığını destekleyen kurum ve topluluklardan destek almak
- En az bir ebeveynle yakın bir ilişki sürdürmek
- Klinisyen / terapist desteği almak