Amerikan üniversitelerinde şu anda tartışma konusu olan ifade özgürlüğü aslında son yıllarda giderek aşınmaktaydı. Filistin ve İsrail ile ilgili olarak ortaya çıkan olaylar dikkatlerin konu üzerinde yoğunlaşmasına fırsat yaratmış olsa da, sorun daha derindir.
AMERİKAN ÜNİVERSİTELERİNDE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ AŞINMAKTAYDI
Amerikan üniversitelerinde şu anda tartışma konusu olan ifade özgürlüğü aslında son yıllarda giderek aşınmaktaydı. Filistin ve İsrail ile ilgili olarak ortaya çıkan olaylar dikkatlerin konu üzerinde yoğunlaşmasına fırsat yaratmış olsa da, sorun daha derindir. Zaten, özgürlük ortamı oldukça kapsamlı bir biçimde zedelenmemiş olsaydı, üniversiteler şu anda karşılarına çıkan meydan okuma karşısında muhtemelen daha güçlü bir direnç sergileyebilirlerdi. Evet, özgürlükler neden aşındı? Önce özgürlükten kasıt nedir sorusuna cevap arayarak başlayalım. Akademik kurumlarda ifade özgürlüğü insanları duydukları zaman memnun etmeyecek, hatta kızdıracak konuların bile ele alınması, serbestçe ve korkusuzca tartışılması anlamına gelir. Yadırgadığı veya nefrete layık bulduğu düşünceleri savunanlar ise bu tutumlarından dolayı hukuki veya sosyal yaptırımlarla karşı olmayacaklarını, ceza görmeyeceklerini, mahrumiyete uğratılmayacaklarını düşünürler. Eğer bir akademik kurum bu koşulları sağlayamıyorsa, yeterli ifade özgürlüğünü sağlayamıyor demektir. Son yıllarda Amerikan üniversitelerinde ifade özgürlüğünde ciddi bir gerileme olduğunu yukarıda ifade ettim. Sorun neydi? Bir süredir bütün dünyada yayılan ama özgür toplumlarda etkisini daha iyi görebildiğimiz, "siyaseten doğru olma" ya da İngilizcesini merak ediyorsanız "politically correct" olma diye bir düşünce veya belki daha da doğrusu, bir davranış kalıbı ortaya çıktı. Buna göre, bazı “doğruluğu” tartışılmaması gereken konular vardır. Bu konularda "aykırı" fikir beyan etmek, bunları tartışma konusu yapmak bile caiz değildir. Dolayısıyla, bu doğruluğu "kendinden menkul" konuların üniversitelerde düzenlenecek panellerde, konferanslarda, hatta derslerde ele alınmasına, tartışılmasına, eleştirilmesine, hele hele farklı fikir beyan edilmesine izin verilmemelidir. Eskiden cinsiyet eşitliği, ırk eşitliği gibi konular bu siyaseten doğru olma tavrına örnek olarak gösterilebilir mi. Mesela ırkların farklı zeka seviyesine sahip olduklarını ele alan bir araştırmanın tartışılması bile engellenirdi. Ancak son yıllarda liste giderek genişleme temayülü sergilemiştir. Kendi “doğrularına” uymayan bir konunun ele alınacağını öğrenen öğrenci grupları önce konuşmanın yasaklanmasını talep etmişler, bunu başaramadıkları durumda üniversite idaresini toplantıya engel olacaklarını bildirerek tehdit etmişler, eğer yine de başarılı olamamışlarsa, bu defa konuşma sırasında olay çıkararak görüşlerin ifadesini engellemeye çalışmışlardır. Aynı derecede vahim olarak, üniversite yönetimleri bazı durumlarda öğrencilerin ve bazen bir kısım öğretim üyesinin tehditlerinden çekinerek konferans davetlerini geri çekmişler, toplantıları iptal etmişler ya da konuşmacıları korumak için gerekli tedbirleri almamışlardır. Özetleyecek olursak, Amerikan üniversitelerinin özgürlük ortamında bir süredir gerileme görülüyordu. Son gelişmeler, bu gerilemeyi berraklaştıran ve tescil eden mahiyettedir. Belki bir husus daha eklemekte fayda var. Amerikan yükseköğretim kurumları arasında çok büyük farklar vardır. Bir kısmı nitelik bakımından dikkati çekmeyen, aldığı öğrencileri iyi yetiştirmeyen, ifade özgürlüğü konusuna da ilgi duymayan kurumlardır. Bunun yanında, hepimizin bildiği gibi, dünyanın en önde gelen öğretim kurumlarının büyük bir bölümü de bu ülkede bulunmaktadır. İfade özgürlüğü konusunda titizlenen, fakat son yıllarda özgürlük konusundaki notları giderek düşmeye başlayan bu önde gelen kurumlardır.Ancak, anlaşıldığı kadarıyla bizim üniversitelerimiz özgürlükleri kısıtlıyorlar diye Amerikan kurumlarını eleştiriyor, bildiriler filan yayınlamayı ön görüyorlarmış. Özgürlüklerden yana nasipleri pek mahdut olan üniversitelerimizin bu türden gayretleri muhtemelen hükümetimizin takdirini mazhar olur ama dünyada bir etkisi olacağını sanmıyorum. Benim korkum, etkili olalım derken, eğlence konusu olmamızdır.