“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” sözünü işittiğimde aklıma hep ünlü Japon yönetmen Akira Kurosawa’nın “Rashomon”(1950) filmi geliyor, TCK’nın 217. Maddesini yazanların, “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçundan dava açan savcıların, ceza veren hakimlerin Kurosawa’nın Rashomon filmini izlemelerini hararetle öneriyorum.
Son yıllarda hukukun rafa kaldırılışına, siyasal baskının çok artışına paralel olarak bağımsızlık, tarafsızlık ve nitelikli olma özelliklerini yaklaşık tamamen yitirmiş yargının kararlarında bendenizin ne anlama geldiğini anlamakta çok zorlandığım, hatta anlamakta zorlanmak ne kelime, hiç anlamadığım iki kavrama çok ama çok sık rastlamaya başladık.
Bu kavramların birincisi “halkı yanıltıcı, gerçeğe aykırı bilgiyi yayma kavramı”(TCK Madde 217/A, ikincisi ise “Toplumun millî ve manevî değerleri, genel ahlak ve Türk aile yapısı”(RTÜK Kanunu, Madde 8) kavramı.
Yazının sonunda da ilgili Kanun maddelerini “kes-yapıştır” yöntemiyle aktarıyorum.
Birincisinden yani “gerçeğe aykırı bilgiyi yayma” kavramından başlayalım.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” sözünü işittiğimde aklıma hep ünlü Japon yönetmen Akira Kurosawa’nın “Rashomon”(1950) filmi geliyor, TCK’nın 217. Maddesini yazanların, “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçundan dava açan savcıların, ceza veren hakimlerin Kurosawa’nın Rashomon filmini izlemelerini hararetle öneriyorum.
Muhtemelen, hukuk fakültelerinde ceza hukuku derslerinde hocaların bu filmden öğrencilerine bahsetmesinde, hatta göstermesinde de büyük fayda var.
Rashomon batı sinemalarında da işlenmiş bir konudur, eni iyi bilineninde de baş rolde Paul Newman oynar.
Film Akutagawa isimli bir yazarın hikayesinden (1915) sinemaya adapte edilmiştir
Film 12. Yüzyıl Japonya’sında geçer; yanında eşi ile beraber ormandan geçen bir samuray bir haydutun saldırısına uğrar, haydut samurayı öldürür, karısına da tecavüz eder.
Haydut yakalanır, duruşmaya çıkarılır ama duruşmada haydudun ifadesi ile samurayın eşinin ifadeleri birbirini tutmaz, bir medyum vasıtasıyla samurayın ruhu ile ilişkiye geçilir, samurayın ifadesi ikisi ile de çelişir, olay yerinden geçen bir oduncunun ifadesi de herkesin ifadesinden çok farklıdır.
Olay mahallinden geçen başka biri, bir rahibin de ifadesi tamamen farklıdır.
Ortada hepsi inandırıcı aynı suçun farklı anlatımları mevcuttur.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu ile birilerine dava açıldığında aklıma hep bu hikaye geliyor, keşke bizim yasa koyucular (TCK 217/A), savcılar, hakimler “yanıltıcı bilgi” kavramını kullanarak “doğruyu, tek doğruyu” temellük ettikleri anlamsızlığını sergilemeseler.
Aslında hukuk fakültelerinde düzeyli bir hukuk felsefesi dersi alabilseler Descartes’dan (17. Yüzyıl) günümüze şüphe kavramını içselleştirebilirler idi.
2022 senesinde bir Fransız fizikçi, Prof. Alain Aspect, Nobel fizik ödülünü aldı; geçenlerde bir gazeteye verdiği demeçte şöyle diyordu: “Seneler senelerdir Einstein’ın hata yaptığını biliyordum ama bunu söylemek bizim camiada kolay olmadı ama bu yöndeki çalışmalarıma Nobel verildiği için artık daha rahatım”.
“Einstein’ın söylediklerinin önemli bir bölümü yanlıştı” diyen bir fizik profesörü Nobel alıyor ama bizim yasa koyucular, savcılar, hakimler hala “halkı yanıltıcı bilgi” incisini kullanarak insanlara ceza vermekten geri durmuyorlar, özgüvenlerine hayranım, hayranım ama yaptıkları hukuk epistemolojisine, hukuk bilim felsefesine göre de tamamen yanlış.
Yanlış ama birileri öyle istiyorsa onlar için istikamet belli, yanlışta ısrar.
Hukukumuzun geldiği üzücü noktada artık suç ve ayıp kavramları birbirlerine karıştırılmaktadır ama bu karıştırma keyfiyeti bir karışıklıktan ziyade iradi bir tercih haline gelmiştir. Türk aile yapısı ne demektir, bilen var mıdır?
Başka bir konu da RTÜK kanununda karşımıza çıkan “Toplumun millî ve manevî değerleri, genel ahlak ve Türk aile yapısı” (RTÜK Kanunu, Madde 8) ifadesi.
Toplumun milli, manevi değerleri ne demektir, bir hukuk metninde bunun somut, evrensel hukuk ilkeleri ile uyumlu tadadi bir tanımı var mıdır?
Genel ahlak ne demektir?
Hukukumuzun geldiği üzücü noktada artık suç ve ayıp kavramları birbirlerine karıştırılmaktadır ama bu karıştırma keyfiyeti bir karışıklıktan ziyade iradi bir tercih haline gelmiştir.
Türk aile yapısı ne demektir, bilen var mıdır?
Birilerinin kafasındaki bir yapı topluma empoze edilmektedir, hukuki bir karşılığı yoktur, burada da ayıp ve suç kavramları kasten evet kasten iç içe geçirilmektedir.
Ve işin en tuhaf yanı da RTÜK bu hukuki karşılığı olmayan kavramlar üzerinden kanallara ceza verebilmektedir.
Hukuk evrensel ilkeler üzerinde çalışacak bir kurumdur, birileri kendi ahlak anlayışlarını toplumsal ahlak budur diye dayatamaz, mutlak bilgiyi temellük ettiğini iddia edemez.
Bunu yaparlarsa birileri de şunları sorar: “15 yaşında kız çocuğunu evlendirmek midir milli ahlak ya da bizim aile yapısı; çocuk tecavüzlerinde “bir kereden bir şey olmaz” demek midir toplumun manevi değeri; kamu ihalelerinin çok büyük bölümünü artık 21-b ile vermek midir genel ahlak; on sene içinde tüm söylediklerinin 180 derece tersini söylemek ve yapmak mıdır manevi değer?
***
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu
MADDE 217/A - (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
RTÜK 6112 Sayılı Kanun
Yayın hizmeti ilkeleri
MADDE 8 – (1) Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla bu fıkrada yer alan ilkelere uygun olarak sunarlar. Yayın hizmetleri;
…………
f) Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.
………….

Yorum Yazın