Türkiye yaklaşık 783,356 kilometrekare ile Hollanda'nın 41,543 kilometrekare olan yüzölçümünden çok daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. Bu, Türkiye'nin Hollanda'dan yaklaşık 19 kat daha büyük olduğu anlamına gelir. Ama onlar, tarım ürünleri ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerden biri. Biz ise çiftçisini yeterince desteklemeyen ve birçok ürünü ithal eden bir ülke durumundayız.
TÜRKİYE, HOLLANDA’DAN 19 KAT DAHA BÜYÜK AMA…
Türkiye yaklaşık 783,356 kilometrekare ile Hollanda'nın 41,543 kilometrekare olan yüzölçümünden çok daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir. Bu, Türkiye'nin Hollanda'dan yaklaşık 19 kat daha büyük olduğu anlamına gelir. Ama onlar, tarım ürünleri ihracatında dünyanın önde gelen ülkelerden biri. Hollanda, özellikle yüksek teknolojili tarım teknikleri ve geniş sera alanları sayesinde, tarım ürünleri ihracatında dünyanın en büyük ikinci ülkesi. Bu başarı, az sayıda iş gücü kullanarak büyük miktarlarda tarım ürünü ihraç etmelerini mümkün kılmakta. Biz ise çiftçisini yeterince desteklemeyen ve birçok ürünü ithal eden bir ülke durumundayız. Geçen yıl 43,5 milyar dolar cari açık verdik. Onlarsa 100 milyar dolara yakın bir cari fazlaya sahip. Biz gerek üretim ve tüketim için ithalata dolayısıyla dış kaynağa ihtiyaç duyarken coğrafya olarak küçük ülkenin böyle bir ihtiyacı olmadığı gibi kasası her geçen gün daha fazla doluyor. Hollanda ilginç bir şekilde Türkiye’ye en fazla doğrudan yabancı sermaye getiren ülke. Ülkemizdeki toplam yabancı yatırımların yüzde 15,7’sini onlar oluşturuyor. Onları ABD ve İngiltere takip ediyor. Neredeyse bütün rakamlar ezici şekilde aleyhimize. Üstüne üstlük “seçimi kazanmak için ne pahasına olursa olsun büyüyelim” anlayışının bozduğu bir gelir dağılımı var. Başta emekliler olmak üzere, ücretliler bu ekonomik sistemin mağdurları. Çalışanların yarısından fazlası asgari ücrete talim eder hale gelmiş. Asgari ücrette şimdiden açlık sınırına komşu. Bu zeminde seçime gittik. Elbette bu bir yerel seçimdi ancak yoksulların sesi ve tepkisiyle bu seçim, ekonomide yaşanan bozukluğa isyan oldu. Olan biten bana eski bir masalı anımsattı. Sürüye kurt gelmediği halde, sürekli köylüleri “kurt geldi” diye yardıma çağıran çoban gerçek tehdit ortaya çıktığında kendisini terk edilmiş halde bulmuştu. Bugün, Türkiye’de modern bir paralel yaşanıyor, ezilen ve dışlanmışlar, özellikle emekliler, işçiler ve yoksullar, oy sandığı aracılığıyla seslerini duyuruyor.Ekonomik sarsıntılar arasında, asgari ücret yaşam maliyetinin sadece bir kısmı olarak kalırken, en zenginler ile yoksullar arasındaki uçurum genişliyor. Son yerel seçimler, ana muhalefet partisinin zaferle çıkmasıyla, temel seviyede memnuniyetsizliğin yankılandığı güçlü bir mesaj verdi.