Trump, ilk başkanlık döneminden itibaren Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşlarının kapsamını genişleterek yeni bir boyuta taşıdı. Kendi ulusal çıkarlarını güçlendirmek adına ekonomi politikalarını merkezileştirdi. Trump’ın yeni ticaret politikaları, 16 ila 18’inci yüzyıllarda uygulanan ve 21’inci yüzyılın çıkarlarıyla yeniden biçimlendirilen merkantilist bir yaklaşım olarak nitelendiriliyor…
ABD Başkanı Donald Trump, ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmadan önce “vaad ettiği” farklı ülkelere yönelik yeni vergi tarifelerini Beyaz Saray'da düzenlenen toplantıda açıkladı. Tarihe “2 Nisan kararları” olarak geçecek yeni vergi tarifeleri, küresel anlamda yeni ticaret savaşlarının da fitilini ateşlemiş oldu.
Trump’ın dünya ticaretini ameliyat masasına yatırması, yeni bir uluslararası dünya düzeni, yeni ittifaklar ve yeni iktidar blokları tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Trump yönetiminin bu hamlesinin ABD’de ve dünya genelinde fiyatları artırması ve ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemesi bekleniyor. Dünya Ticaret Örgütü, durumdan “derin endişe duyduğunu” belirterek, ticaret hacminin bu yıl yüzde 1 oranında azalabileceğini ifade etti.
Yatırımcılar, bu agresif ticaret politikalarının diğer ülkelerden ve AB gibi bloklardan misilleme önlemlerine yol açacağından ve giderek büyüyen bir ticaret savaşına dönüşeceğinden endişe duyuyor. Böyle bir sonucun küresel tedarik zincirlerini bozabileceği ve ekonomik büyümeyi yavaşlatabileceği endişeleri hakim.
Trump’ın söylemlerinde neler vardı, kısaca bahsedelim…
Trump, açıklamasında kendilerine zarar veren ticaret duvarlarını yıkacaklarını belirterek, “ABD'nin altın çağı geri geliyor. Bugün ekonomik bağımsızlığımızı ilan edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Trump, temel tarife oranının yüzde 10 olacağını açıklarken, “Çin, ABD'ye yüzde 67 vergi uyguluyor. Biz yüzde 34 vergi uygulayacağız. Avrupa Birliği zor bir rakip. Bizi soydular. Biz de yüzde 20 vergi getiriyoruz” dedi. Ayrıca, Vietnam'a yüzde 46, Japonya'ya yüzde 24, İngiltere'ye yüzde 10, Güney Kore'ye yüzde 25, Tayland'a yüzde 36, İsviçre'ye yüzde 31, Tayvan'a yüzde 32, Hindistan'a yüzde 26, Malezya'ya yüzde 24 vergi tarifesi uygulayacağını ifade etti.
Meksika ve Kanada, Beyaz Saray'ın yayınladığı uzun tarife listesinin dışında kalırken, tabloda Türkiye ile yüzde 10'luk karşılıklı tarife açıklandı.
Trump’ın Çin’e yönelik yüzde 34 vergi uygulayacağını açıklamasının ardından Çin de ABD mallarına aynı oranda tarife uygulanacağını belirtti.
Çin, tarife artışlarına ek olarak 27 ABD şirketini ihracat kontrolü ya da yasağı listelerine eklerken, şirketlerden 16'sının askeri ve sivil ikili kullanımı olan ürünlerinin ihracatına yasak getirdi. Aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü nezdinde ABD'nin karşılıklı tarifelerine karşı dava açtı.
Trump, daha önce 1 Şubat'ta imzaladığı kararnameyle Çin'den gerçekleştirilen ithalata yüzde 10 gümrük vergisi getirmiş, 4 Mart’ta ise önceki kararnamede yaptığı değişiklikle Çin'e yönelik gümrük tarifesini yüzde 20'ye yükseltmişti. Yeni tarife artışlarıyla ABD'nin Çin'den ithal ürünlere uyguladığı asgari gümrük tarifesi yüzde 54'e ulaşacak.
Küresel piyasalar tarife haberleriyle yangın yerine dönerken, önce “harikulade” bir teklif gelmesi halinde gümrük vergilerini azaltmaya açık olduğunu söyleyen Trump, ertesi gün geri adım atmayacağını kaydetti.
S&P 500 ve Nasdaq 100 endeksleri açıklamanın ardından perşembe günü 2020’den bu yana en kötü işlem gününü yaşadı. Endekslerden yaklaşık 2,7 trilyon dolar seviyesinde piyasa değeri silindi. Brent petrol Ağustos 2021 tarihinden bu yana ilk kez 65 doların altını test etti.
Merkantilizm uygulamalarının sonuçları muhtemelen, 21’inci yüzyıl finansal sömürgeciliği, korumacılığı, ticaret savaşlarını ve ekonomik dengesizlikler beraberinde getirecek belirsiz bir dönemin kapılarını aralayacak.
Bu gelişmeyle birlikte Trump, bir anlamda II. Dünya Savaşı sonrasında ABD öncülüğünde kurulan dünya serbest ticaret düzenini, yani küreselleşme politikalarını sona erdiren gümrük vergisi kararlarını tüm dünyaya duyurmuş oldu.
Trump’ın “cezalandırma” gibi belirlediği yeni vergi oranları hesaplarken,çok ilginç bir matematik kullandığı da ortaya çıktı.
Buna göre, ABD’nin o ülkeye verdiği ticaret açığı o ülkeden yapılan ithalata bölündü ve Trump’a göre o ülkenin uyguladığı ilave gümrük vergisi bulundu.
Örneğin Çin, ABD ile ticaretinde 295,4 milyar dolar ticaret fazlası veriyor, buna karşılık ABD’den 439,9 milyar dolarlık ithalat yapıyor. 295,4 bölü 439,9 rakamı ise 0,6715 ediyor. Bu da Trump’ın elinde tuttuğu tabloya Çin’in ABD’ye yüzde 67 vergi uyguladığı olarak geçti.
Oysa dış ticaret açığının bu ABD’nin ihracat rakamına bölünmesi sadece ihracat ile ithalat arasındaki dengesizliği gösteren bir rakam olarak ortaya çıkıyor, o ülkenin uyguladığı vergi değil.
Trump’ın tüm dünyaya saldığı yeni vergiler, Trumponomics 2.0 politikalarının uygulamaya geçirilmiş hali olarak tanımlanabilir. Bu politikalar temelde, Cumhuriyetçilerin korumacı ticaret yanlısı ve altyapı yatırımları odaklı ekonomi politikalarının yanı sıra göçmen karşıtı, popülist ve otoriter karakteristik özellikler içeriyor. Son açıklanan gümrük vergileri, Grönland’ı satın alma iddiası ve Avrupa ile ABD ilişkilerinin gerileceği gibi başlıklara ilişkin endişeler artarken, Trump politikalarının 16 ila 18’inci yüzyıl arasında benimsenen merkantilizminin 21’inci yüzyıldaki güncellenmiş hali olduğunun düşünenler var.
Merkantilizm, daha çok ticaret burjuvazisinin ihtiyaçlarını ve çıkarlarını ön plana alarak, güçlü bir ekonomi için ihracatı en üst düzeye çıkararak, ithalatı en aza indirmeyi amaçlayan ve refahın üretimden çok ticaretle yaratılabileceğini savunan korumacı bir devlet anlayışı olarak özetlenebilir.
O yıllarda merkantilistler, ticareti ve sanayileşmeyi ana amaç edinerek, ihracatın ithalatı karşıladıktan sonra bir fazlalık vermesini ve ülkeye değerli maden girişini sağlamasını hedefliyordu. Bunun için hükümetler ihraç sanayilerindeki yatırımları teşvik etti, ithalatı kısmak için de yüksek gümrük vergileri uyguladı. Merkantilistler için zenginlik altın, gümüş gibi değerli madenlerin fiziksel rezervleriyle ölçülüyordu. Günümüzde bu değerler dijital finansal araçlarla, blockchain tabanlı ekosistemlerle, kripto para piyasalarıyla temsil ediliyor. Teknolojinin ihtiyaç duyduğu elementler yeni merkantilizmi dijitaleştiriyor.
Merkantilizm uygulamalarının sonuçları muhtemelen, 21’inci yüzyıl finansal sömürgeciliği, korumacılığı, ticaret savaşlarını ve ekonomik dengesizlikler beraberinde getirecek belirsiz bir dönemin kapılarını aralayacak. Ancak, bunun yerine çok taraflı ticaret anlaşmalarının yapılması, diplomatik müzakerelerin inşa edilmesi, 21’inci yüzyıl dünyasında uluslararası kurallara uyum gösterilmesi, adil rekabetin teşvik edilmesi ve bunların hepsinin şeffaf şekilde götürülmesi dünyanın sıkışan ekonomik düzenine bir nebze de olsa nefes aldırabilir. Ama, merkantilizm politikalarıyla devletler, zenginliği güç ve iktidarın merkezi unsuru olarak görmeye başlıyor, esas tehlike de buradan yükseliyor.
Dolayısıyla iktisat dediğimiz bilim, sadece finansal düzenden ibaret değildir, bu yeni tarifelerle geçirilecek yeni dönemin sadece ekonomik değil, mutlaka toplumsal ve sosyal sonuçları olacaktır…

Yorum Yazın