Verilerin ortaya koyduğu üzere, aslında kadınlar (özellikle) yerel siyasette “seçme” hakkını kullandı, “seçilme” hakkını (tam olarak) değil. Nitekim, 2019 yerel seçimlerine göre kadın seçilmişlerin oranında neredeyse iki katı bir artış olmasına rağmen yine de eşitlikten oldukça uzak bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu gerçeklik bize kadınların aday olarak değil, seçmen olarak görüldüğünü ve temsilde cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık bağlamındaki sınırlılığı bir kez gözler önüne seriyor.
2024 yerel seçimlerinde değişim ve dönüşüm rüzgârı yerelden esti, kadın aday sayısında önemli bir artış yaşandı. Bu durum seçim sonuçlarına da yansıdı, belediyelerde ve muhtarlıklarda kadın seçilmişlerin sayısı arttı. 2024 yerel seçimlerinin üzerinden tam 1 yıl geçmişken, Türkiye’de kadınların belediyelere seçme ve seçilme hakkı kazandığı tarihin -3 Nisan 1930- 95. yıldönümünde yerel siyasette kadın temsiline bir ışık tutalım.
Uzun ve İnce Bir Yol: Kadınların Oy Hakkı Mücadelesi
Hiçbir hak kadınlara altın tepside verilmedi, diğer bir ifadeylelütuf olarak sunulmadı veya armağan edilmedi. Süfrajetlerden itibaren İngiltere’den Fransa’ya, İsviçre’den İtalya’ya kadar dünya genelinde kadınların siyasal haklarını kazanması uzun soluklu bir mücadelenin eseri oldu. Benzer şekilde Türkiye’de de kadınlar seçme ve seçilme hakkını kolay elde etmedi, zorlu ve çetin mücadeleler verdi. Aslında cumhuriyet öncesinden itibaren ülkemizde kadın hareketi her daim çok güçlüydü. Kadınların bu haklı talebi, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte nihayetinde sonuç buldu.
Nitekim Türkiye’de kadınlar, 3 Nisan 1930 tarihinde belediye kanununda yapılan bir düzenleme ile belediyelere seçme ve aday olma hakkı kazandı, ardından siyasal haklarını ilk kez aynı yıl yapılan belediye seçimlerinde kullandı. Bu seçimlerde Artvin ili Yusufeli ilçesine bağlı Kılıçkaya belediye başkanı seçilen Sadiye Hanım, “Türkiye’nin İlk Kadın Belde Belediye Başkanı” oldu.
Bir Arpa Boyu Yol Alabilmek!
Türkiye’de kadınlara oy hakkı tanınmasının üzerinden 95 yıl geçmesine rağmen temsilde eşitlik bir türlü sağlanamadı, nüfusun yarısını oluşturan kadınlar ne belediye başkanlıklarında ne belediye meclis üyeliklerinde eşit temsil edilemedi. Aslında, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri başta olmak üzere bir dizi engel nedeniyle, oy hakkının kazanılmış olması pratikte “eşit temsil” anlamına gel(e)medi.
Dünya genelinde kadınların yerel yönetimlerdeki temsili %1 ile %67 arasında değişmekte olup, ortalaması %35,5 [1]. Peki Türkiye’de yerel yönetimlerde kadın temsili bakımından neredeyiz? 3 Nisan’ın 95. yıldönümünde yerel siyasette kadın temsiline mercek tutalım;
* 1930’dan 2024’e kadar 19 yerel seçim geçirdik, 32 binden fazla erkek belediye başkanı seçerken sadece 150 kadın belediye başkanı seçtik [2].
* 2024 yerel seçimlerinde büyükşehir, il, ilçe ve belde olmak üzere toplam 78 kadın belediye başkanı seçildi. Böylece kadın belediye başkanı oranı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek seviyesi olan %5,5’i gördü! İl düzeyinde seçilen kadın belediye başkanlarının sayısı 5’i büyükşehir (Aydın, Diyarbakır, Eskişehir, Gaziantep ve Tekirdağ) ve 6’sı il (Afyonkarahisar, Ağrı, Batman, Bilecik, Edirne ve Siirt) olmak üzere 11’e yükseldi. Ayrıca 64 ilçe ve 3 beldenin yönetimi de kadınlara emanet edildi [3].
* 2019 yerel seçimlerine göre %11 olan kadın belediye meclis üyelerinin oranı, 2024 seçimlerinde %15’e yükseldi [4].
* 2024 yerel seçimlerinde kadın mahalle muhtarı oranı %4,71 ve kadın köy muhtarı oranı sadece %0,88 oldu. Türkiye geneli kadın muhtar oranı yalnızca %3,33! Bu seçimlerde Bayburt’ta hiç kadın muhtar seçilmedi. Ancak (çok) geç kalınmış olan güzel bir gelişme de yaşandı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, daha önce hiç kadın muhtar seçilemeyen Şanlıurfa’da, ilk defa kadın muhtarlar seçildi [5].
Özetle, Türkiye’nin yerel seçilmişlerinin cinsiyet bileşimine bakıldığında, kadınların ulusal temsilden (kadın milletvekili oranı %20) de düşük bir oranda yer aldığı görülür. Dolayısıyla aslında, “eksik temsil”in de ötesinde, Şirin Tekeli’den ödünç alınmış bir anlatımla “yokluk sendromu”ndan söz etmek daha gerçekçidir. Bu saptama, kadınların çok düşük düzeyde temsil edilmesine ve vitrin konumunda bulunmasına atıf yapar. Oysa yerel yönetim yerinden yönetim anlamına geldiğinden vatandaşlar için daha erişilebilir ve daha görünür. Bu erişilebilirlik ve yerindenlik, aslında kadınların sorunlarına yanıt bulabilmekte de kilit önem taşıyor. Ancak görünen o ki bu Türkiye’nin henüz değerlendiremediği bir potansiyel.
Şehremaneti (Belediye) Neden Erkeklere Emanet?
Siyasette kadınlara yönelik bariyerler iki yönlü; birincisi siyasi parti diğeri ise seçmenler. Erkek egemen siyasi partiler seçilebilir sıralardan ve bölgelerden kadın aday gösterme konusunda “samimi” değil. Aynı zamanda, siyasette kadınları güçlendirmeye yönelik (genelde seçimden seçime) yapılan çalışmalar da çok yetersiz. Öte yandan, kadın adaya oy verme konusunda çekimser olan seçmen sayısı da azımsanacak kadar az değil.
Verilerin ortaya koyduğu üzere, aslında kadınlar (özellikle) yerel siyasette “seçme” hakkını kullandı, “seçilme” hakkını (tam olarak) değil. Nitekim, 2019 yerel seçimlerine göre kadın seçilmişlerin oranında neredeyse iki katı bir artış olmasına rağmen yine de eşitlikten oldukça uzak bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu gerçeklik bize kadınların aday olarak değil, seçmen olarak görüldüğünü ve temsilde cinsiyet eşitliği ve kapsayıcılık bağlamındaki sınırlılığı bir kez gözler önüne seriyor.
Cinsiyet Eşitliğine 134 Yıl Kala Kadınlara Yerel Yönetimlerin Kapısını Açmak!
“Kadından siyasetçi mi olur? Kadın adaya oy mu verilir? Kadınlar siyasetten ne anlar ki? Aday olacak erkek kalmadı mı? Kadının yeri evidir, çocuklarının yanıdır. Kadınlar anaçtır, kırılgandır, duygusaldır.” gibi ön yargılar ve atanmış cinsiyet rolleri yavaş yavaş kırılmaya başladı.
Ne zaman ki kadın siyasetçi sayısı kademeli olarak en az %33’e (bir diğer ifadeyle “eşik değer”) ve en nihayetinde eşit temsile (%50) ulaşırsa toplumsal önyargıları işte o zaman aşabiliriz. En nihayetinde siyasette kadın rol model sayısı arttıkça, ilham veren ve cesaretlendiren örnekler çoğaldıkça, toplumsal cinsiyet rolleri de tamamen yıkılacak.
Yerelde Eşit Temsil için Neler Yapmalıyız?
Ülkemiz Dünya Ekonomik Forumu (WEF)’nun 2024 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre, 146 ülke arasında 127. Sırada bulunuyor. Bu sıralama ile Avrupa’nın sonuncusuyuz, kıtanın en alt sınırını biz belirliyoruz. Ekonomik katılım ve fırsat, eğitsel kazanım, sağlık ve hayatta kalma ve siyasal güçlenme gibi dört kategori incelendiğinde, Türkiye’nin en zayıf olduğu alan ne yazık ki siyasi güçlenmedir. Eşitsizlikmakası en derinden ve yoğun olarak siyasette yaşanıyor [6].
Kadın kotası gibi düzenlemeler “siyasette fırsat eşitliğini” sağlamaya yönelik “geçici” çözüm yollarından yalnızca biri. Pratik sonuçlarına baktığımızda, kadın kotası uygulaması ile Türkiye’de arzu edilen bir başarı sağlanamadığı aşikâr. Aday listeleri hazırlanırken kadınların son sıralardan ve dolayısıyla seçil(e)meyecek yerlerden aday gösterilmesi çok yaygın bir durum. Aslında, Türkiye için kalıcı çözüm yolu aday listeleri hazırlanırken bir kadın ve bir erkekten oluşan “fermuar sistemi” uygulamasıdır. Şüphesiz, fermuar sistemi ile siyasette kadın temsili kademeli olarak artacaktır.
Bununla birlikte, aday belirleme komitelerinden itibaren siyasi partilerin tüm yönetim kademelerinde eşit temsil ilkesi benimsenmelidir. Kadınlar sadece bir yan unsur, destekleyici eleman olarak görülmemeli; kadın temsili kadın kolları ile sınırlandırılmamalı. Mümkünse kadın kolları tamamen kaldırılmalı! Bir diğer ifadeyle, A’dan Z’ye (parti programı, tüzük, yönetim kademelerindeki temsil vb.) siyasi partilerin tüm mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitliği içselleştirilmeli. Nitekim eşitliğe giden yol yerelden geçiyor. Yerelin yeri olan muhtarlıklardan başlayarak temsilde eşitlik için bugünden itibaren örgütlü bir dayanışma içerisinde hareket edilmeli.
Sonuç olarak yerel siyasette eşit temsil için birtakım somut öneriler;
✓ Siyasette kadın dayanışması güçlendirilmeli; iyi uygulama örneği ve rol model olan, ilham ve cesaret veren kadın siyasetçilerin hikayeleri görünür kılınmalı.
✓ Kadınların yerel yönetimlere katılımını teşvik edici mekanizmalar geliştirilmeli (mahalle meclisleri, mahalle komiteleri, kadın meclisleri, kent konseyleri gibi).
✓ Seçimden seçime veya 8 Mart’tan 8 Mart’a değil, her zaman siyasette eşit temsil konusu gündemde tutulmalı.
✓ Siyasette kadınlara yönelik kalıp yargıları yıkmak, camdan duvarları kırmak ve böylece toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile mücadele edebilmek için; kadın siyasetçilere yönelik kapasite güçlendirme programları(eğitimler, seminerler, konferanslar, kamplar vb.)periyodik olarak düzenlenmeli.
✓ Kadınların aday olması sürekli teşvik edilmeli (adaylık ücreti alınmamalı, fermuar sistemi vb. uygulamalar hayata geçmeli).
✓ Kadın adaylara oy verme çağrısı devamlı olarak her platformda dile getirilmeli.
Ezcümle, şüphesiz siyasette cinsiyet eşitliğinin sağlanması için halen çok eksiğiz! Günümüzde Avrupa’nın toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde en alt sınırını biz oluşturuyoruz.Yaşadığımız bu zorlu coğrafyada kadınların kaderi “eşitsizlik” olmasın…
----
Kaynakça
[1] UN Women (2021). https://localgov.unwomen.org.
[2] Kısa Dalga. https://kisadalga.net/haber/detay/90-yilda-sade-150-kadin-belediye-baskani-oldu-peki-2024-secimlerinde-bir-degisim-olacak-mi_95907.
[3] Eşitlik, Adalet, Kadın Platformu (2024). https://esitlikadaletkadin.org/kadin-belediye-baskani-orani-yuzde-15ten-yuzde-55e-yukseldi/.
[4] Marmara Belediyeler Birliği (2024). https://www.marmara.gov.tr/tr/marmara-bolgesi-kadin-meclis-uyeleri-bulusuyor.
[5] Bianet.https://bianet.org/yazi/yerel-yonetimlerde-kadin-muhtarlar-neden-onemli-300918.
[6] World Economic Forum. Global Gender Gap Report 2024. https://www.weforum.org/publications/global-gender-gap-report-2024/.

Yorum Yazın