Siyasal muhalefet ile toplumsal muhalefet buluştu. Genç üniversiteliler, Z kuşağı mücadele sahasına etkili bir biçimde indi. İktidar panikte, uykuları kaçtı, büyüsü bozuldu. Yüzlerce üniversiteli genç hukuksuz, panikle cezaevine gönderildi. İki bine yakın kişi gözaltına alındı. Çok şey yeni başlayacak.
19 Mart, AK Parti tarihinin dönüm noktası. Toplumsal muhalefetin sergilediği renkli tavır alış biçimleriyle, çoklu siyasi muhalefetin topyekûn birlikte hareket etme kabiliyetiyle buluşmasıyla oluşan toplumsal duyarlılık düzeyi ezberlerini bozdu. 23 yıldır görmediği, alışık olmadığı şeylerle yaygın ve etkili bir biçimde tanışıyor.
Bu nedenle her geçen gün iktidar olma özelliğini biraz daha yitiriyor. Toplumsal sorunlar karşısında ne yapacağını bilemez ve öngörülemez bir biçimde, anayasal zemin dışına düştü, gayrimeşru bir noktaya yuvarlanıyor.
İktidar, kontrolü altındaki tüm kamu kurumlarını harekete geçirdi. Her türlü protesto hakkı, iktidara itiraz etme biçimi, tüketmemek, üretmemek gibi temel hakların, özgürlüklerin kullanılmasının önüne geçmek için çabalarına hız verdi, yaygınlaştırdı. Anayasa, yasalar bir tür askıya alınmış durumda.
Hedef iktidarda kalma, seçimli otoriter yönetimden, seçimsiz otoriter yönetime geçmek. Bunun için küresel ve bölgesel belirsizliklerin elverişli olduğunu düşünen iktidar, iç muhalefeti de aynı konuma sokacak, 19 Mart kalkışmasında bulundu. Ekrem İmamoğlu’nu olası seçimlerde devre dışı bırakmak için harekete geçti. Ancak bu kez hesap/plan tutmadı.
Bunun en önemli nedeni AK Parti’den başka iktidar partisi tanımamış, görmemiş gençliğin vicdanları, akılları ile haksızlığa karşı güçlü bir biçimde harekete geçmesiydi. Bir diğeri ise ana muhalefet partisinin, sorunların çözümünü, hak savunuculuğunu Ankara kulisleri, parlamento ve sandıkla sınırlama yaklaşımından uzaklaşma eğilimi oldu.
Ana muhalefet ilk kez toplumsal muhalefetle aynı kanalda yürümeye başladı. Toplumsal muhalefeti beslemeye, beslenmeye başladı. Filli meşru demokratik mücadele yöntemleriyle hükümeti sarsmaya başladı.
Özellikle Gezi direnişi sonrasında ana muhalefet partisine egemen olan “iktidarın provokasyonuna gelmeyelim” söylemiyle sokağın kriminalize edilmesini kolaylaştıran yanlış yaklaşım, aynı zamanda kitlelerin aktif harekete geçmesini, muhalefet sürecine katılımını da frenleyen bir tarzdı.
Ana muhalefet partisi, 2024 seçimleri sonrası başlayan siyaset yapma tarzından, tekil konular ekseninde yaptığı mitinglerden arzulanan kitleselliği, başarıyı elde edemedi. Ancak 19 Mart sonrası bambaşka bir tablo oluştu. Kitlelerin, toplumun sürece aktif katılım yöntemi, toplumun geniş kesimlerinin asgari müştereklerde buluşmasını ve iktidarın sopasının kırılmasını kolaylaştırdı.
2 Nisan Tüketici Boykotu nedeniyle TRT Genel Müdürü’nden RTÜK başkanına, Ticaret Bakanı’ndan Ekonomi Bakanına, Cumhurbaşkanı Yardımcısından Danışmanlarına, polisten savcısına kadar topyekûn muhalefeti cezalandırmak için harekete geçmesi; iktidarın 19 Mart sonrası olayların ciddiyetini fark etmiş olduğunu ve çaresizce yenilgiyi kabul etmek istemediğinin belirtileri.
23 Mart günü, cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi için sandık başına giden 15 milyondan fazla seçmen, bunun en önemli ve etkili sonuç alıcısıydı.
Görmeyeni gömeceğiz ve 2 Nisan Boykotları beklenenin üzerinde etkili oldu, iktidarı yeni yanlışlara sürükleyen, seçmenle karşı karşıya getiren, ipliğini pazara çıkaran bir mücadele tarzı oldu.
CHP’nin başlattığı imza kampanyası, bu doğrultuda yapmayı planladığı mitingler, yeni dönemde muhalefetin enerjisini 81 ile taşıma, toplumun bütününü hareketlendirme perspektifiyle yapılması kıymetli olmaktadır.
19 Mart akşamı Saraçhane’de başlayan ve hızla ülkeye yayılan kitlesel protestolar ve çeşitli toplumsal duyarlılıklar tek adam rejiminin yarattığı korku çemberinin parçalandığının göstergeleri.
İktidar bunun, toplumun korku eşiğinin aşıldığının farkında. Bu nedenle her sorunda her konuda panikle, ne yaptığını bilemez ve öngörülemez bir tutarsızlıkla davranıyor. Gayri meşru bir zeminde anayasayı, yasaları tümden yok sayan tutumlar sergiliyor, panikle hareket ediyor.
Yurttaşların tüketimden gelen güçlerini kullanarak, üretici firmayı veya iktidarı protesto etmesini yasadışı ilan eden veya yasaklayan iktidar, fili ortağı, yargısı, RTÜK’ü, güvenlik güçleri, bakanları ne yapacaklarını şaşırmış vaziyetler.
2 Nisan Tüketici Boykotu nedeniyle TRT Genel Müdürü’nden RTÜK başkanına, Ticaret Bakanı’ndan Ekonomi Bakanına, Cumhurbaşkanı Yardımcısından Danışmanlarına, polisten savcısına kadar topyekûn muhalefeti cezalandırmak için harekete geçmesi; iktidarın 19 Mart sonrası olayların ciddiyetini fark etmiş olduğunu ve çaresizce yenilgiyi kabul etmek istemediğinin belirtileri.
Muhalefet; çoğulculuğunu, kapsayıcılığını, katılımcılığını, yaratıcılığını, çok renkliliğini ve dinamikliğini geliştirdikçe, iktidar anayasa ve yasa dışına çıkmayı sürdürecek, kendi yanlışlarının kurbanı olacak.
Siyasal muhalefet ile toplumsal muhalefet buluştu. Genç üniversiteliler, Z kuşağı mücadele sahasına etkili bir biçimde indi. İktidar panikte, uykuları kaçtı, büyüsü bozuldu. Yüzlerce üniversiteli genç hukuksuz, panikle cezaevine gönderildi. İki bine yakın kişi gözaltına alındı. Çok şey yeni başlayacak.
Yeni dönemde her şey değişirse iktidar da değişebilir. Ülke daha demokratik daha özgürlükçü ülke olma fırsatını yakalayabilir. Bu, yeni bir dil, yeni söylem, barışçıl eylem, yeni tarz siyaset yapma, toplum siyaset ilişkisinde değişimiyle ve genç, dinamik, cesaretli mücadele insanlarıyla başarılabilir. Her dönemin her mücadelenin kendine özgün aktörleri bizzat o mücadeleden doğar.

Yorum Yazın