Şimdi edebiyat, tarih, coğrafya, resim bölümü mezunu bir genç nerede iş bulabilir, öğretmenlikten başka? Ama devlet, ihtiyaç da olduğu halde, öğretmen atamalarını sınırlandırıyor. Sayıyı gittikçe düşürüyor. Öğretmen adayları özel okullarda sömürü ücretleriyle çalıştırılıyor.
İHTİYAÇ OLDUĞU HALDE ÖĞRETMEN ATAMALARI SINIRLANDIRILIYOR
Mülakatın etkisi azaltıldı. Neyse ki Milli Eğitim Bakanı bir hoşluk yaptı da, mülakatın kaldırılmayacağını ancak etkisinin yüzde 50’ye indirileceğini söyledi. Yani yine torpiliniz yoksa öğretmen olmanız çok zor. Üniversite diploması almış gençlerin en büyük talebi öğretmenlik. Birkaç nedeni var: o kadar çok eğitim fakültesi açıldı ki, onlar da buralardan mezun oldu. Şimdi edebiyat, tarih, coğrafya, resim bölümü mezunu bir genç nerede iş bulabilir, öğretmenlikten başka? Ama devlet, ihtiyaç da olduğu halde, öğretmen atamalarını sınırlandırıyor. Sayıyı gittikçe düşürüyor. Öğretmen adayları özel okullarda sömürü ücretleriyle çalıştırılıyor. Doğuda kızlar ancak devlette çalışabilir Aslında konu çok yönlü. Ankara’nın doğusuna, hele güneydoğuya, doğu Anadolu’ya geçtiğiniz zaman, sanayii yok, özel sektör yok, olsa da ücretler düşük, sömürü çok, itibarı da yok. Örneğin bu bölgelerde kızların, kadınların devlet memurluğu dışında çalışmasına aileleri izin vermiyor, toplum iyi gözle bakmıyor. Aileler kızları öğretmen, hemşire olursa razı da, başka işe razı değil. Gençler de böyle düşünüyor ne yazık ki. Bu bölgelerde sendikalaşma yok, iş denetimi yok. Ücretler geç ödeniyor, primlerin üzerine yatılıyor, hak alınamıyor, verilmiyor. Oysa devlette belli bir düzen var: ücret belli, zamanında yatıyor. Tatili çok, fazla mesai yok, kaytarmak kolay! Gözümle gördüm, örneklerini. Kendi özel işi var, akşam çalışıyor, gündüz devlette mesaiyi kaytarıyor. Evde yatıyor. AKP gençleri kaybetti İnsan yine de şaşırıyor, AKP bilime meraklı olmasa da, seçim söz konusu olduğunda hem öncesi, hem sonrası, her türlü bilimsel yöntemi kullanarak nedenini, niçinini araştırır. Yeni çıktığımız her iki seçimde ve sonrasında da en çok oy düşüşünü emeklilerde değil, gençlerde yaşadı. Gençler ne baskıdan hoşlanıyor, ne parasızlıktan. Gördükleri eğitimin eğitim olmadığının, üniversitelerdeki baskının, festivallerini yapamayıp eğlenceden, sosyalleşmeden uzak kaldıklarının, gençliklerini yaşayamadıklarının, mezun olduklarında iş bulamadıklarının, evlenmeye kalktıklarında çıkan korkunç bütçelerin ve bunun nedeninin iktidarın politikaları olduğunun farkında."En büyük zenginliğimiz gençliğimiz" pankartları süslüyor Doğu illerimizi, ama o gençlik mutsuz, o gençlik umutsuz, o gençlik kaçıp kurtulmayı ya da aslında hiç de sevmediği devlete kapağı atmayı düşlüyor, bu ne çelişki? Adalet, Saraydan emirle yönetilirken gençler sorunlarını dile getirmek için sokağa bile çıkamaz, korku dağları bekliyor.