İmamoğlu'nun etrafında şekillenen Cumhurbaşkanlığı adaylığı tahayyülü ile Özgür Özel'in inşa etmeye çalıştığı yeni CHP vizyonu, bu kurultayda aynı rotada buluşursa, muhalefet cephesinde uzun zamandır eksik olan sinerji yeniden üretilebilir. Bu sinerji, sadece CHP’nin değil, demokratik muhalefetin bütün bileşenlerinin önümüzdeki döneme daha dirençli, daha örgütlü ve daha umutlu bakmasını sağlayacaktır.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye'nin en köklü siyasi partilerinden biri olarak, kuruluşundan bu yana birçok olağanüstü kurultay düzenlemiştir. Bu kurultaylar, partinin iç dinamiklerini, liderlik değişimlerini ve politik yönelimlerini şekillendiren önemli dönüm noktaları olmuştur.
Bu kurultaylara ve mahiyetlerine dair tarihsel bir perspektiften baktığımızda:
1938 Olağanüstü Kurultayı: İlk Liderlik Değişimi ve Yeni Dönem
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de vefatının ardından, CHP 1. Olağanüstü Kurultayı’nı düzenlemiştir. Bu kurultayda İsmet İnönü, “değişmez genel başkan” olarak seçilmiştir ve kendisine “Milli Şef” unvanı verilmiştir. Bu değişiklik, partinin tek parti dönemindeki liderlik yapısını pekiştirmiş ve İnönü’nün otoritesini artırmıştır. Ancak, “değişmez genel başkan” unvanı, ilerleyen yıllarda parti içi demokrasinin sorgulanmasına neden olmuştur. İsmet İnönü’nün “değişmez genel başkan” ilan edilmesiyle, CHP’de otoriter liderlik modeli kurumsallaşmıştır.
1946 Olağanüstü Kurultayı: Demokratikleşme Adımları
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Türkiye'de çok partili hayata geçiş süreci yaşanmıştır.
Bu bağlamda, 1946’da düzenlenen 2. Olağanüstü Kurultay’da “değişmez genel başkan” unvanı kaldırılmıştır.
Bu adım, parti içi demokrasinin güçlendirilmesi ve CHP’nin demokratikleşme sürecine uyum sağlaması açısından önemli bir gelişme olmuştur. Ancak bu dönemde parti içindeki hizipler ve görüş ayrılıkları da belirginleşmiştir.
1954 Olağanüstü Kurultayı: Seçim Hazırlıkları ve Parti İçi Gerilimler
1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelmesinin ardından, CHP muhalefet rolünü üstlenmiştir.
1954 seçimleri öncesinde düzenlenen 3. Olağanüstü Kurultay, seçim stratejilerinin belirlenmesi amacıyla toplanmış ancak bu dönemde parti içinde liderlik ve politikalar konusunda ciddi tartışmalar yaşanmıştır.
Kurultay, CHP’nin muhalefet dönemindeki stratejik yönelimlerini belirlemede kritik bir rol oynamıştır.
1972 Olağanüstü Kurultayı: İsmet İnönü’nün İstifası ve Ecevit Dönemi
1972’de gerçekleşen 5. Olağanüstü Kurultay, CHP tarihinde önemli bir kırılma noktası olmuştur. İsmet İnönü’nün istifasının ardından Bülent Ecevit genel başkanlığa seçilmiştir.
Ecevit’in liderliği, partinin “ortanın solu” politikasıyla daha sosyal demokrat bir çizgiye yönelmesine neden olmuştur.
Bu değişim, CHP’nin tabanını genişletmiş ancak parti içindeki geleneksel kesimlerle yeni liderlik arasında gerilimlere yol açmıştır.
1999-2000 Olağanüstü Kurultayları: Seçim Sonuçları ve Liderlik Değişimleri
1999 genel seçimlerinde CHP’nin baraj altında kalması, parti içinde büyük bir krize neden olmuştur. Bu süreçte düzenlenen 9. Olağanüstü Kurultay’da Altan Öymen genel başkanlığa seçilmiştir. Ancak, parti içi huzursuzluk devam etmiştir ve 2000’deki 11. Olağanüstü Kurultay’da Deniz Baykal yeniden genel başkanlık koltuğuna oturmuştur.
Bu dönem, CHP’nin liderlik istikrarsızlığı yaşadığı ve kamuoyundaki güvenilirliğinin sorgulandığı bir süreç olmuştur.
2010-2012 Olağanüstü Kurultayları: Kılıçdaroğlu Dönemi ve Yeniden Yapılanma
Deniz Baykal’ın istifasının ardından, 2010’da düzenlenen 15. Olağanüstü Kurultay’da Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığa seçilmiştir. Kılıçdaroğlu liderliğinde, parti tüzüğünde ve programında değişiklikler yapmak amacıyla 2012’de iki olağanüstü kurultay daha düzenlenmiştir. Ancak bu dönemde de parti içi muhalefet ve hizipçilik devam etmiş, liderlik konusunda zaman zaman tartışmalar yaşanmıştır.
2014 Olağanüstü Kurultayı: Liderlik Yarışı ve Parti İçi Dinamikler
2014’te düzenlenen 18. Olağanüstü Kurultay, Kemal Kılıçdaroğlu ile Muharrem İnce arasındaki genel başkanlık yarışına sahne olmuştur. Kılıçdaroğlu’nun yeniden seçilmesi, parti içindeki mevcut liderliğin devamlılığını sağlamıştır. Ancak bu yarış, CHP içindeki farklı görüşlerin ve hiziplerin varlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Kurultayın bir diğer kritik boyutu ise iktidarın olası müdahalelerine karşı alınan önlemler ve oluşturulan meşruiyet zemini olacaktır. Kayyum tehlikesi, yargı kararları ve siyasi baskılar gölgesinde düzenlenen bu kurultay, CHP'nin kendi iradesini dış müdahalelere karşı nasıl koruduğunu da sergileyecektir.
2024 Olağanüstü Kurultayı: Tüzük ve Program Değişiklikleri
2024’te, CHP Parti Meclisi’nin oybirliğiyle aldığı kararla, tüzük değişikliği ve program çalışmalarını başlatmak amacıyla olağanüstü kurultay düzenlenmiştir. Kurultayın sembolik açılışı, Sivas Kongresi’nin 105. yıldönümünde Sivas’ta gerçekleştirilmiştir. Bu adım, partinin köklerine ve tarihine vurgu yaparak gelecekteki politikalarını şekillendirme amacını taşımaktadır.
CHP’nin olağanüstü kurultayları, yalnızca olağandışı teknik toplantılar olmayıp, partinin kriz anlarında kendisini yeniden tanımlama ve şekillendirme aracı olmuştur. Bu kurultaylar, liderlik tartışmalarının, ideolojik dönüşümlerin ve siyasal konjonktüre uyum çabalarının en çarpıcı tezahürlerinden biri olarak, CHP’nin siyasal tarihindeki merkezi yerini korumaktadır. Ancak partinin bu kurultaylardan “güçlü” çıkıp çıkmadığı sorusu, bağlamlara göre farklılık göstermektedir. Kimi kurultaylar ideolojik netlik ve liderlik sağlamlığı ile kurumsal kapasiteyi artırmış, kimi ise parti içi bölünmeleri derinleştirmiştir.
Genel olarak bakıldığında, olağanüstü kurultaylar CHP için bir tür yeniden doğuş imkânı sunmakla birlikte, bu imkânın başarıya dönüşmesi partinin o anki toplumsal talepleri okuma ve siyasal vizyon üretme kabiliyetine bağlı olmuştur.
2025 Olağanüstü Kurultayı: Kayyuma Karşı Millet İradesi
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve devamındaki operasyonlar akabinde partiye kayyum atanması girişimlerine karşı CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Tüzüğümüzün Genel Başkan sıfatıyla bana verdiği yetkiye dayanarak, 15 gün sonrasına olağanüstü kurultay kararı aldığımızı, partiyi olağanüstü kurultaya götürmek suretiyle kayyum girişimlerinin önünü kestiğimizi tüm Türkiye’ye ilan ederiz" ifadelerini kullanarak 6 Nisan 2025 tarihinde olağanüstü bir kurultay düzenleme kararı almıştır. Partiye kayyum atanması girişimlerine karşı alınan bu karar, parti içi dinamikler ve Türkiye'nin siyasi atmosferi açısından önemli gelişmelere işaret etmektedir.
CHP'nin 6 Nisan 2025'te düzenleyeceği olağanüstü kurultay, yargı baskısı ve tüm engellemelere rağmen Özgür Özel liderliğindeki CHP'nin Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını meşrulaştıracak ve bir nevi delegelerden güvenoyu alacağı bir kurultay mahiyetine sahiptir.
Bu kurultay, sadece bir tüzük meselesi ya da idari kararlar bütünü değil, aynı zamanda CHP'nin Türkiye'nin siyasi geleceğine nasıl yön vermek istediğini ilan edeceği bir sahne olacaktır. Bu bağlamda, Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin, yargının siyasallaşmasına karşı verdiği bu direnç ve kurumsal refleks, sadece bir parti içi manevra değil, muhalefetin topyekûn direncini de temsil etmektedir.
CHP, bu kurultayla birlikte önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimleri için siyasi pozisyonunu da netleştirmeyi hedeflemektedir. Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı ön seçimiyle yeniden kazandığı meşruiyetin, parti genel merkezince "tüm Türkiye'nin adayına" dönüştürülmesi, kurultayın dolaylı ama kuvvetli mesajlarından biri olacaktır. Bu nedenle, kurultay salonuna sadece delegeler değil, muhalefetin geniş tabanı, sivil toplum temsilcileri ve hatta yurttaşların beklentileri de taşınacaktır.
Kurultayın bir diğer kritik boyutu ise iktidarın olası müdahalelerine karşı alınan önlemler ve oluşturulan meşruiyet zemini olacaktır. Kayyum tehlikesi, yargı kararları ve siyasi baskılar gölgesinde düzenlenen bu kurultay, CHP'nin kendi iradesini dış müdahalelere karşı nasıl koruduğunu da sergileyecektir. Delegelerin bu kurultayda vereceği destek, yalnızca bir kişiye değil, aynı zamanda CHP'nin kendi kaderini tayin etme iradesine de verilmiş bir güvenoyu anlamına gelecektir.
Sonuç olarak, 6 Nisan 2025 Kurultayı, CHP’nin sadece bir iç meseleye dair değil, Türkiye’nin demokrasi mücadelesi ekseninde alacağı pozisyonu belirleyen tarihsel bir eşik olarak kayda geçecektir. İmamoğlu'nun etrafında şekillenen Cumhurbaşkanlığı adaylığı tahayyülü ile Özgür Özel'in inşa etmeye çalıştığı yeni CHP vizyonu, bu kurultayda aynı rotada buluşursa, muhalefet cephesinde uzun zamandır eksik olan sinerji yeniden üretilebilir. Bu sinerji, sadece CHP’nin değil, demokratik muhalefetin bütün bileşenlerinin önümüzdeki döneme daha dirençli, daha örgütlü ve daha umutlu bakmasını sağlayacaktır.

Yorum Yazın