Bahçeli’nin CHP’yi tehdit etmesi açıkçası bu aşamada ne kadar doğru onu bilmiyorum. Çünkü onlar, CHP’yi değil artık toplumu ikna etmelidir. Çünkü meydana ve sokağa çıkanlar CHP’nin çağrısı ile değil kendi gelecekleri için sorumluluk alanlardır.
MHP lideri Bahçeli, dün yayınladığı bayram mesajında CHP ve Özel’i “sokak çağrısı” üzerinden eleştirdi.
Peki Özel, protestolara katılanlara “eve dönün” çağrısı yapsa buna kim uyar?
Bu soruya cevap vermeden önce bir durum değerlendirmesi yapalım.
CHP lideri Özgür Özel, 19 Mart’ta İmamoğlu ve diğer başkan ve bürokratlara yönelik düzenlenen operasyonlar karşısında partisini, Saraçhane’nin hemen yanındaki İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin protestolarından siyaseten uzak tuttu.
Ancak bu ertesi gün yani 20 Mart’ta değişti. Sadece İstanbul değil ülkenin farklı üniversitelerinden gençler, farklı toplumsal kesimler yaşananları protesto için kendiliğinden meydanlara çıkınca, Özel o akşam Saraçhane’deki konuşmasında meydanlardaki tüm insanları, protestoları sahiplendi.
Bu sonraki günlerde de devam etti.
Özel bunu yaparken de, protestolara katılanlardan haklı isteklerini sıraladı; Kamu güvenliğinin bozulmaması, güvenlik kuvvetleri başta olmak üzere kimseye karşı şiddet kullanılmaması ve hiçbir yere herhangi bir zarar verilmemesini istedi.
Açık ifade etmek gerekiyor ki, Özel’in 20 Mart’ta toplumsal tepkileri sahiplenişi, parti tarihi açısından çok önemli kırılmadır.
Bu sahipleniş, CHP’nin toplumla oy isteme dışında kurduğu belki de ilk sahici ilişkisidir.
Sonuçta önceki yıllarda toplumun farklı kesimlerden gelen bu tür talepler karşısında CHP, güvenlik ve/veya provokasyon endişesi ile hep mesafeli oldu.
Peki ne değişti?
19 Mart ile 20 Mart arasındaki temel fark nedir?
Bana öyle geliyor ki, CHP yönetimi gençler başta olmak üzere farklı toplumsal kesimlerin haklarına sahip çıkmasını anlamını kavradı.
Bu aynı zamanda siyaseten başlarına getirilmek isteneni fark etmeyle de ilgilidir.
Sonuçta, partinin kurumsal kimliği ortada dursa da, siyasetin ve demokrasinin alanının iyice daraldığı fark edildi. Hatta sadece İBB’ye değil partiye de kayyum atanması gündemdeydi.
Ve bu gidişata CHP, toplumla birlikte “dur” diyemezse artık partinin kurumsal varlığı da, seçimler de sembolik hale gelebilirdi. Sonuçta siyaset, yönetenlerin hep kazandığı, bunu yapmak için farklı toplumsal kesimlere her türlü tavizin verildiği, toplumsal baskının hakim olduğu ve kamusal alanın sadece iktidar sahiplerine açıldığı yeni bir düzene fiili olarak geçilebilirdi.
İşte CHP, bu uzun süredir hissettiği bu gerçekleri siyaseten de kabullendi ve harekete geçti. Ve demokratik sınırlar içinde önüne çıkan bu fırsatı kullanmaya başladı.
Bu açıdan CHP’nin 19 Mart’ta yapmayıp, 20 Mart’ta yaptığı, siyasete sahip çıkan topluma sahip çıkmasını, onu sahiplenmesi olmuştur.
Protestoların öznesi CHP değil, toplumdur. CHP sadece siyaseten buna taşıyıcılık ve kamusal sözcülük yapmaktadır.
ARTIK ÖZNE PARTİ DEĞİL TOPLUMDUR
Bu açıdan şunu söylemek yanlış olmayacaktır, bu sürecin yani siyasallaşmanın öznesi CHP değil, gençler başta olmak üzere toplumun kendisidir.
Gençlerin başını çektiği farklı toplumsal kesimler özetle bu düzenden rahatsız olanlar, uzun bir aradan sonra ilk defa geleceğine sahip çıkmak için siyasal alana oy vermek dışında müdahil olmuş ve yaşananlara olan itirazını dile getirmiştir.
Son gelişmeler, bir kez daha toplumun siyasetin önünden gittiğini göstermiştir.
Evet protestoların öznesi CHP değil, toplumdur. CHP sadece siyaseten buna taşıyıcılık ve kamusal sözcülük yapmaktadır. Ve mevcut koşullarda CHP, topluma aksi yönde çağrı yapsa dahi, toplumsal tepkiler, balkonlarda, meydanlarda, boykotlarla sürecektir.
Bu açıdan siyasette bu dönemde özne toplumdur. Toplum da, bu düzene, bu yönetim anlayışına, bu siyaset kültürüne itiraz etmektedir.
Ve dahası toplumun, bu düzenin nasıl değişeceği konusunda siyaseten kafası netleşmiştir. Bunun yolunun artık daha çok katılımdan geçtiğiniz de bilmektedir.
Özetle iktidar bloku CHP’yi hedef alsa da, CHP sokağa ya da meydana inmemiş, sokak ve meydanlarla siyaset yapmaya soyunmuştur.
Bunu İmamoğlu’nun adaylığına destekle, erken seçim için imza kampanyası ile yapıyor.
Bahçeli’nin CHP’yi tehdit etmesi açıkçası bu aşamada ne kadar doğru onu bilmiyorum. Çünkü onlar, CHP’yi değil artık toplumu ikna etmelidir. Çünkü meydana ve sokağa çıkanlar CHP’nin çağrısı ile değil kendi gelecekleri için sorumluluk alanlardır.

Yorum Yazın