


İktidarın iki seçeneği var. Ya İmamoğlu, Özdağ, Demirtaş başta tüm muhalif zihinleri serbest bırakıp ülkede adalet ve eşitliğe geri dönerek erken seçim ışığı yakacak ya da daha otoriter rejim vatandaşı nefes alamaz hale getirecek, kimse korkusundan evinden çıkmayarak kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyecek ve iktidar istediği gibi at koşturup rantiyecilere güven verecek.


Direnişe bir bayram arası verildi, bu sırada CHP’nin bundan sonraki süreci yönetirken nasıl sürdürülebilir, somut adımlar atabileceğini anlatacağım. Yazının ikinci kısmında da bugüne kadar yapılan doğruları ve onların neden doğru olduklarını anlatacağım.


2030'lu yıllarda dünya ekonomisini şekillendirecek bazı önemli trendler ve olası gelişmeler neler olabilir? Sorusuna bir cevap aramak gerekir. Gelecek on yılların öngörülmesi, doğacak risklere karşı önlemler alınması ve fırsatlardan yararlanılması tüm ekonomik birimler için önem arz etmektedir.


19 Mart’tan bu yana olanlara. Yolsuzluk gerekçesi ile muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, hapse atılıyor. Cumhurbaşkanı adayı olmasının önünü kesmek için 17-18 yaşında genç olarak yapmış olduğu tercihleri sonucunda mezun olduğunda almaya hak kazandığı üniversite diploması 31 yıl sonra iptal ediliyor?


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in geçtiğimiz haftalarda odak markalar üzerinden başlatmış olduğu boykot çağrısı beni hayli heyecanlandırmış olmasına rağmen, sınırları itibari ile bana yetersiz gelmişti. Çünkü günümüzde var olan hiçbir işletmenin iktidar ile herhangi bir şekilde dirsek temasında bulunmadan çok da ayakta kalabileceğine inanmamaktayım.


Yaratıcılık… Kulağa sihirli ve insan üstü bir kelime gibi geliyor, değil mi? Bir resim yapmak, bir fikir üretmek, bir problemi farklı yoldan çözmek… Hepsi yaratıcılığın ürünleri. Ama bir soru aklımızı kurcalıyor: “Yaratıcılık doğuştan mı gelir, yoksa sonradan geliştirilebilir mi?”


Nil’in bereketli sularının taşıdığı hayat, sadece fiziksel değil, ruhsal bir sürekliliği de içinde barındırıyordu. Bu kadim medeniyet, sanatla buluşturduğu insanlık tarihinin yüce sorularını yansıtarak kendi kültürünü şekillendirdi.


Bu “Yaşamdaşlık Temeline Dayanan Yeni Bir Medeniyet İnşası” dır. Sadece doğu batı değil kuzey güney ekseninde de kapsayıcı olabilen, her millet ve kültürle sıcak ilişki kurabilen bu coğrafyanın dünyayla yarışabilecek düzeyde eğitilmiş gençleri; İran, Ukrayna, Arap ülkelerinden arkadaşlarıyla bu yeni medeniyeti dünyaya armağan edebilirler.


Evet protestoların öznesi CHP değil, toplumdur. CHP sadece siyaseten buna taşıyıcılık ve kamusal sözcülük yapmaktadır. Ve mevcut koşullarda CHP, topluma aksi yönde çağrı yapsa dahi, toplumsal tepkiler, balkonlarda, meydanlarda, boykotlarla sürecektir.


CHP ne kadar güçlenirse güçlensin tüm muhalif seçmenlerin oyunu alamaz. Parti ısrarla erken seçim istemesine rağmen kendisi dışındaki muhalefeti nasıl ikna edeceği noktasında ayakları yere basan bir stratejiye sahip değildir.


Bu, haksızlığa, eşitsizliğe sessizce ortaklık etmektir. Bugün otizmli bireylerin yaşadığı hak ihlalleri, toplumun en kırılgan ama en görünmeyen alanlarından biri olmaya devam ediyor. Oysa eşit yurttaşlık, sadece kağıt üzerinde değil; hayatın her alanında var edilmelidir.


Kadınlara işkence eden, onların çığlıklarını dinleyen, sonra hiçbir şey olmamış gibi eve giden insanların bir kısmı da kadın. Kadın kadını korur yalanı, tarih boyunca en çok işkence odalarında boşa düştü.


Doğrusu bu nedenle de ben CHP’nin ana muhalefet partisi olarak yöneldiği bu “sokak” siyasetini benimsiyorum benimsemesine ama bu noktada da CHP’nin ciddi bir sorunu olduğunu da düşünüyorum


CHP bir milyon yedi yüz bin üye ile cumhurbaşkanı aday adayı ön seçimi yapmayı planlıyordu. Seçimlere üç gün kala İmamoğlu’na operasyon yapılması, iki günde on üç milyondan fazla kişinin dayanışma oyu kullanmasına yol açtı. Bunun sırrının ne olduğu belli, bu sonucu doğuranın iktidarın tutumu olduğu çok açık.


Erdoğan’ın CHP’ye seslenip, siyaset üretebilmesi için karşısında müşahhas birisi olması gerekiyor. O kişi cezaevinde olursa hem spot ışıklarının altına girer, hem de her fırsatta hukuksuz biçimde hapis yattığını daha geniş kitlelere söyleme imkânı bulur.


Türkiye’de 15 yaş ve üzeri bireylerin %43,6’sı fiziksel olarak yetersiz düzeyde aktif (Türkiye Fiziksel Aktivite Rehberi, 2022). Bu oran gençler için ekran bağımlılığı gibi etkenlerle daha da yükseliyor.


İş Bankası dünyanın sayılı kurumsal şirketlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir. İş Bankası’nın CHP ile olan ilişkisi siyasetle ekonomi arasındaki sınırların ne olması konusunda bir ders niteliğini taşır.


Bir Maçka sevdalısıydı ama yalnızca Karadeniz’in değil, insanlığın çocuğuydu. Dünyalıydı. Hümanistti. Kuvayı Milliye’nin içinden, halkın bağrından çıkan bir ses: Anadolu’nun dobra sesi.


Tekraren ifade ediyorum, toplumda ve her şeye rağmen AKP içinde bile evrensel standartlarda ahlak anlayışı taşıyan dindarların mevcudiyetine inanmayı sürdürmek istiyorum


İktidarın iki seçeneği var. Ya İmamoğlu, Özdağ, Demirtaş başta tüm muhalif zihinleri serbest bırakıp ülkede adalet ve eşitliğe geri dönerek erken seçim ışığı yakacak ya da daha otoriter rejim vatandaşı nefes alamaz hale getirecek, kimse korkusundan evinden çıkmayarak kan kusup kızılcık şerbeti içtim diyecek ve iktidar istediği gibi at koşturup rantiyecilere güven verecek.


Direnişe bir bayram arası verildi, bu sırada CHP’nin bundan sonraki süreci yönetirken nasıl sürdürülebilir, somut adımlar atabileceğini anlatacağım. Yazının ikinci kısmında da bugüne kadar yapılan doğruları ve onların neden doğru olduklarını anlatacağım.


SİYASET
EKONOMİ
DIŞ POLİTİKA
HUKUK
KÜLTÜR SANAT
ÇEVİRİ
Editörün Seçtikleri
