Şahan’ın yardım etmek suçlamasıyla tutuklandığı örgütlerin kurucusu ile bizatihi iktidar/devlet bloku doğrudan görüşürken, o örgüte nasıl yardım edebilir ki? Açıkçası bu durum, sadece çifte standart değil aynı zamanda siyasi oportünizmdir.
19 Mart sabahı yapılan operasyonda tutuklananlardan birisi de Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan. Şahan tutuklu, yüzde 66 oy ile seçildiği koltuğunda şimdi kayyum oturuyor.
Peki, Şahan’ın suçu ne?
Şahan görünen o ki, gizli tanık Meşe’nin kurbanı. Meşe savcılığa verdiği ifadede Şahan için şu suçlamalarda bulunuyor.
“Resul Emrah Şahan 2020 yılında Marksist yapıda bir solcu, aynı zamanda böyle kitlelere destek veren bir insandı… Kendisi radikal solcu bir insan olup PKK sempatizanı olduğunu da biliyorum. IPA’nın ilk günden itibaren yürüttüğü tüm projelerin stratejik yol haritası kendisi tarafından çıkarılmıştır. Sonrasında büyük bir imaj değişikliğine giderek Şişli Belediye Başkan adayı olmuş ve son yapılan seçimlerde Şişli Belediye Başkanı olmuştur.”
Peki bunlara ilişkin elinde herhangi bir somut bilgi, belge, delil var mı?
Yok, sadece temelsiz iddia ve yorumlar.
Zaten tanıklığının başındaki “gizliliğinin” esrarı da bu olsa gerek.
Peki bu suçlamalar ne kadar gerçek?
Şahan 2019 yılına kadar İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde onunla birlikte çalışan bir şehir plancısı.
2019 seçimlerinde Şişli Belediyesi Meclis Üyesi seçiliyor ve Başkan Yardımcılığı yapıyor. 2020’de İstanbul’un ihtiyaç duyduğu bilimsel verileri ve İstanbul’un geleceğine katkı sunacak projelerin üretildiği İstanbul Planlama Ajansını kuruyor. 31 Mart 2024’te de Şişli Belediye Başkanı seçiliyor.
Bir insanın sadece sol gelenekten gelmesi, Alevi olması, bağlama çalması Meşe’nin ifade ettiği gibi onu; “radikal solcu bir insan olup PKK sempatizanı olduğunu da biliyorum” yapar mı?
Belli ki savcılık için bu ifadelerin bu aşamada bir değeri yok.
Ve savcılık sorgusunda Şana bu suçlamalara; “Şişli ilçesinin belediye başkanı olarak böyle bir beyanla karşılaşmam üzücüdür. Aynı zamanda hepimiz için utanç vericidir” şeklinde cevap veriyor.
Şahan ifadelerinde de belirttiği gibi sadece siyaset yapmış ve İstanbul ve Şişli de en geniş toplumsal ortaklık zemini yani siyasi alanın genişletilmesine katkı sunmuştur.
BANA SERBEST, SANA DEĞİL
Şunu unutmayalım Şahan, “PKK/KCK terör örgütüne yardım“ suçlamasıyla tutuklandı.
Gerekçe ise Kent Uzlaşısıyla bazı isimlerin meclis üyesi seçilmesi ve telefonunun bazı isimlerle aynı baz istasyonunda sinyal vermesi.
Şahan verdiği ifade de, Kent Uzlaşı’nın CHP’nin değil DEM Parti’nin siyasi söylemi -ki bu doğru- ifade edip, İmamoğlu’nun ve kendilerinin bu süreçte siyasi olarak “İstanbul İttifakı” kavramı üzerinden farklı partiden isimlerle görüştüğünü ifade ediyor. Listelerin de bu şekilde oluştunu ifade ediyor.
Bu noktada şu notu düşelim; Şahan’ın tutukluluğunda suçlama ne, “PKK/KCK terör örgütüne yardım”.
Peki bu örgütlerin kurucusu kim?
Halen İmralı’da ömür boyu hapis cezasıyla tutuklu olan Abdullah Öcalan.
MHP lideri, kendine 22 Ekim’de Meclis’e PKK’yı tasfiye etmek için çağrı yapması için davet etmedi mi?
Terör örgütü iltisakı ile yerine kayyum atanan Mardin Belediye Başkanı’nın da dahil edildiği Dem Parti heyeti İmralı’ya 3 ziyaret gerçekleştirmedi mi?
Öcalan’ın çağrısı 27 Şubat’ta Kürtçesi Ahmet Türk, Türkçesi Pervin Buldan tarafından okunmadı mı?
Şahan’ın yardım etmek suçlamasıyla tutuklandığı örgütlerin kurucusu ile bizatihi iktidar/devlet bloku doğrudan görüşürken, Şahan örgüte nasıl yardım edebilir ki?
Açıkçası bu sadece çifte standart değil aynı zamanda siyasi oportünizmdir. Batı’da örgüte yardım etme suçlamasıyla Şahan ve diğer siyasiler tutuklanırken, Doğu’da Dem Parti’ye özgürlük vaadi açıkça iki yüzlülüktür.
Şahan ifadelerinde de belirttiği gibi sadece siyaset yapmış ve İstanbul ve Şişli de en geniş toplumsal ortaklık zemini yani siyasi alanın genişletilmesine katkı sunmuştur.
PKK/KCK’lı oldukları suçlamasıyla tutuklanan kişilerin de, YSK’dan aday olabilmelerinde sakınca olmadığına dair yasal belge aldıklarını parantez açarak ifade etmiş olalım.
Nitekim bu yöndeki suçlamaya Şahan, “Ben bu konudan haberdar değilim. Nitekim başvuru süreçlerinde YSK tarafından adli sicil kayıtları kontrol ediliyor ve engel durum olmaması halinde seçime katılım sağlıyorlar. Dolayısıyla başka yöntemle bu şahısların terör örgütleriyle irtibat ya da iltisaklı olduklarını anlamak mümkün değildir” cevabını veriyor.
HTŞ KAYITLARI DELİL OLABİLİR Mİ?
Ki suçlamaların büyük kısmı da bazı insanlarla 2018’den 2025’e olan 7 yıllık süre içinde haklarında terör suçlarından adli/idari işlem yapılan 90 şahıs ile telefon irtibatının tespitine dayanıyor.
Yani savcılık sadece Şahan’a değil hepimiz diyor ki, sizi arayanlara dikkat edin. Peki biz mesleğimiz bağlamında bizi arayanlarda temiz kâğıdı mı isteyelim? Ki, YSK’nın verdiği seçime girebilir belgesi de yeterli olmadığını hatırlatalım. Ki Şakan bu suçlamaya; "Bu kişilerin terörle irtibatlı şahıslardan olup olmadığını bilmem mümkün değildir" cevabını veriyor.
Şahan’a yönetilen suçlamalardan birisi de Kent Uzlaşısı bağlamında sosyolog Azad Barış ile görüşmeleri. 24 Şubat 2020 ile 14 Şubat 2024 tarihleri arasında sadece 17 kez telefon irtibatı kurulmuş yani konuşulmuş ya da mesajlaşılmış. Yanı yılda 4 kez kurulan bir irtibattan yardım suçu üretilmiş.
Görüldüğü gibi Şahan’a yöneltilen suçlamalar terörle iltisaklı olduğu öne sürülen kişilerle irtibatı, aynı bas istasyonunda sinyal vermeleri.
Önceki gün Şahan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, tutukluluğa itiraz dilekçesi vermeden önce bir basın açıklaması yaptı.
Ersöz açıklamasında; Türkiye'deki tek adli bilişim mühendisi olan Tuncay Beşikçi'den bir bilimsel mütalaa aldıklarını ve buna göre “Tutuklamaya gerekçe olarak gösterilen HTS kayıtlarının ve baz istasyonu verilerinin hiçbir şekilde delil olarak kabul edilemeyeceği, bu verilere dayanılarak kişiler arasındaki irtibatın kesin bir şekilde tespit edilemeyeceği ve yine aynı şekilde sadece HTS ve baz istasyonu verilerine dayanılarak kişilerin yan yana olduğu şeklindeki yapılmış olan değerlendirmelerin de hukuka uygun bir mahiyet taşımadığı hususunda tespitler yer aldığını” ifade etti.
Yine Ersöz, “Haksız ve hukuka aykırı, aynı zamanda da dosyanın içerisindeki delillerle örtüşmeyen, kuvvetli suç şüphesini de oluşturmayan bir mahiyete sahip olduğunu” vurgulayarak; tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı Şahan’ın “Kaçma şüphesinin bulunmadığı her hâlükârda açıktır. Müvekkilimizin özgürlüğüne kavuşmasını sağlayacak kararın verileceğinin ümidi içerisindeyiz. Bu yaklaşımın hem hukuka uygun hem de evrensel hukuk kaidelerine uygun bir yaklaşım olacağını da bir kez daha vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.
Başlığı tekrarlayalım; “Şahan neden tutuklu?”

Yorum Yazın