Medya şirketleri yapay zekanın tuzağına düşüyor

Medya şirketleri yapay zekanın tuzağına düşüyor

Haber kuruluşları, yapay zeka şirketlerini hırsızlık suçundan aklamak için koşturarak aslında kendi ayaklarına kurşun sıkıyor.


Yazar: Jessica Lessin     |     Çeviri: Mert Söyler     |    Yazının orijinaline bu linkten ulaşabilirsiniz.


2011 yılında New York’taki Guggenheim Müzesi’nde, Rupert Murdoch’un habercilik için “yeni bir dijital rönesans”ın başlangıcını ilan ettiğine şahit olmuştum. Medya patronu, iPad’den ilham alan The Daily adlı bir yayını tanıtıyordu. “iPad, zanaatımızı tamamen yeniden düşünmemizi gerektiriyor” diyordu. Ama 40 milyon dolarlık harcamadan sonra ertesi yıl The Daily kepenkleri indirdi.

İnternet şirketleri hakkında haberler yapmaya başladığımdan beri, medya patronlarının işlerini; Apple, Google, Meta ve benzerlerine göre şekillendirmeye çalıştıklarını gözlemledim. Teknoloji sektörünün dağıtım ağlarına ve maddi kaynaklarına erişmek ve bir sonraki dijital dalgayı yakalamak için medya şirketleriyle anlaşmalar yapıyorlar. Nitelikli gazeteciliğin çektiği kitleyi (ve güveni) tamamen ele geçirmeye çalışan platformlara tavizler veriyorlar. Fakat, platformlar bu sürecin asıl zorlu ve masraflı kısmı olan gazetecilik faaliyetini üstlenmiyorlar. Bu strateji ise hiçbir zaman planlandığı gibi işlemiyor.

Haber kuruluşları, OpenAI gibi teknoloji firmalarıyla gazetecilik içeriklerini, bu şirketlerin modellerini eğitmek için kullanılmak üzere satma konusunda yoğun görüşmelere girmiş durumda. Görünüşe göre, doğru ve iyi yazılmış haberler, insanların fikri üretimlerini izinsizce toplayan bu modeller için en değerli kaynaklardan biri haline geldi.

MEDYA KURULUŞLARI TEKNOLOJİ ŞİRKETLERİNE NASIL TESLİM OLDU?

News Corp gibi medya şirketleri kendilerine pek para kazandırmayan ama Apple’ın daha fazla cihaz satmasına yardımcı olan, Apple ve iPad’e özel gösterişli içeriklere büyük yatırımlar yaptı. Gazeteciliklerini arama sonuçlarında ücretsiz olarak sunmak için Google’dan ödemeler aldılar, ama bu durum aboneliklere dayalı iş modellerini zayıflatmaktan başka bir işe yaramadı. Facebook için özgün video programları üretmek ve makalelerini platformun yeni uygulamasında iyi çalışacak şekilde yeniden düzenlemek için sıraya girdiler. Fakat daha sonrasında Facebook bu programları ve uygulamayı iptal etti. Sonuç olarak, birçok haber kuruluşu iflas etti.

Wall Street Journal ise yakın zamanda, Google tarafından finanse edilen ve gazetecilerin YouTube kanallarına içerik yüklemelerini sağlayan bir iş modelinin parçası olan çalışanlarını, programın fonunun bitmesi nedeniyle işten çıkardı. Buna rağmen, habercilik sektörü tam anlamıyla ölüm sarmalına girerken, medya şirketleri yapay zeka ile aynı hataları ve daha da fazlasını tekrarlamaktan vazgeçmiyor.

Haber kuruluşları, OpenAI gibi teknoloji firmalarıyla gazetecilik içeriklerini, bu şirketlerin modellerini eğitmek için kullanılmak üzere satma konusunda yoğun görüşmelere girmiş durumda. Görünüşe göre, doğru ve iyi yazılmış haberler, insanların fikri üretimlerini izinsizce toplayan bu modeller için en değerli kaynaklardan biri haline geldi. Bu yapay zeka platformlarının, tüketicilerin güvenini kazanmak için güncel haberlere ve bilgilere ihtiyacı var. Şimdi ise, olası davalara karşı önlem almak isteyen teknoloji firmaları, hırsızlık suçlamalarından kurtulmak için ticari anlaşmalar peşinde koşuyor. Bu anlaşmalar, dava açmadan uzlaşmaya varmak anlamına geliyor. Bu yolu seçen medya şirketleri, sadece kendi fikri mülkiyetlerini savunamamakla kalmıyor, aynı zamanda zorlukla kazandıkları itibarlarını, onları hem değersizleştiren hem de yerlerini alacak ürünler geliştiren şirketlere bir miktar para karşılığında satmış oluyorlar. Bu anlaşmalara imza atan medya şirketleri, sadece kendi fikri mülkiyetlerini savunamamakla kalmıyor, aynı zamanda zorlukla kazandıkları itibarlarını da tehlikeye atıyor. Kendi içeriklerini “ucuza” satan bu kuruluşlar, yerlerini alacak ürünler geliştiren şirketlere adeta teslim oluyorlar.

Geçmişteki teknoloji anlaşmalarıyla büyük yaralar alan medya şirketlerinin, adeta balıklama atlarcasına bu anlaşmalara yönelmesi son derece endişe verici. Üstelik bu anlaşmalar, medya şirketleri için geçmiştekilerden bile daha kötü sonuçlar doğurabilir.

YAPAY ZEKA, GAZETECİLİĞİN SONUNU MU GETİRECEK?

Politico ve Business Insider gibi yayınların sahibi olan Avrupalı medya şirketi Axel Springer, geçtiğimiz yıl OpenAI ile onlarca milyon dolar değerinde devasa bir anlaşma imzaladı. OpenAI, diğer medya şirketlerine de cazip teklifler sunuyor: İçeriklerini lisanslamak için yıllık 1 ile 5 milyon dolar arasında bir ücret öneriyor. News Corp şirketi de OpenAI ile beş yıl sürecek 250 milyon dolarlık bir anlaşma yaptı. Bu gelişmeler, sektörde adeta bir dalga yarattı. New York Times, OpenAI ile müzakereleri sonuçsuz kaldıktan sonra OpenAI’a dava açtı. New York Daily News ve Chicago Tribune’ın sahibi olan Alden Global Capital da benzer bir hamle yaptı. Bunlar cesur hamleler olsa da korkarım ki işin sonunda bu zıtlaşmalar da benzeri anlaşmalarla sonuçlanacak.

Geçmişteki teknoloji anlaşmalarıyla büyük yaralar alan medya şirketlerinin, adeta balıklama atlarcasına bu anlaşmalara yönelmesi son derece endişe verici. Üstelik bu anlaşmalar, medya şirketleri için geçmiştekilerden bile daha kötü sonuçlar doğurabilir. 10 yıl önce, teknoloji şirketlerinin haberleri tüketicilere ulaştırma konusunda ciddi adımlar atacağına dair umutlar vardı. Google News gibi somut ürünler geliştiriliyorlardı. Fakat günümüzün yapay zeka sohbet robotları oldukça ilkel ve hataya açık. Hatta geçtiğimiz aylarda Google’ın yapay zekası, pizzadan kaymasını önlemek için peynirin kabuğa yapıştırılmasını önerdi.

OpenAI ve diğer teknoloji devleri, haber dağıtımı ve kaynak gösterme alanlarında yeni modeller geliştirmeye hevesli görünüyor. Hatta bu vizyona, bizatihi saygı duyduğum birçok medya yöneticisi de katılıyor. Fakat bir teknoloji şirketi tarafından geliştirilen herhangi bir yapay zeka ürününün, habercilikte anlamlı bir değişim yaratabileceğine ve yeni gelir kaynakları oluşturabileceğine inanmak oldukça zor. Teknoloji şirketleri, yapay zekayı internet aramalarını alt üst etmek için kullanıyor. Kullanıcıların, tarayıcıda birden fazla bağlantıyı inceleyerek bulmaya çalıştıkları bilgilere, tek bir sorguyla daha hızlı ulaşmalarını sağlıyor. Peki; yapay zeka, kullanıcılara bir sürü haber metni okutmak yerine, cevabı doğrudan sunabiliyorsa ve belki de haber kaynağını gösteren ama kimsenin tıklamayacağı minik bir dipnotla da yetinebilirse, kim haber okumak ister ki?

Zira yapay zeka modellerini geliştirmek için kullandıkları veri setleri devasa ve karmaşık yapıda, bu nedenle hesaplamaların doğruluğunu denetlemek de son derece zor. Dahası, bu yapay zeka şirketleri hâlâ kendi sürdürülebilir iş modellerini oluşturmakta zorlanıyorlar.

MEDYA VE YAPAY ZEKA ARASINDA SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR EKONOMİK YAPI KURULABİLİR Mİ?

Şirketler kendi çıkarlarına göre hareket ederler. Ama OpenAI sıradan bir şirket değil. Kâr amacı gütmeyen (ama kâr amacı güden bir kolu bulunan) bu kuruluş, insanlığa fayda sağlayacak yapay zeka geliştirmeyi amaçlıyor. Fakat bu “fayda”nın tam olarak ne anlama geldiği hala tam olarak netleşmiş değil. OpenAI yöneticileri, haberciliğin önemine yürekten inanan kişiler olsalar bile, gazeteciliğe yardım etmek uzun vadeli öncelikleri arasında yer almayacaktır.

Haberlerin nasıl fiyatlandırılacağı konusuna gelirsek… Altı tane medya yöneticisine, teknoloji şirketleri tarafından kendilerine nasıl ödeme yapılması gerektiği sorun ve altı tane farklı cevapla karşılaşacaksınızdır. Medya şirketlerinin sıklıkla dile getirdiği bir öneri, teknoloji şirketlerinin gelirlerinin bir kısmını, yayınlarının toplam eğitim verilerindeki payına göre medya şirketlerine dağıtması yönünde. Bu sürecin takip edilebilmesi imkansız görünüyor ve teknoloji şirketlerinin bu öneriye sıcak bakması da pek olası değil. Zira yapay zeka modellerini geliştirmek için kullandıkları veri setleri devasa ve karmaşık yapıda, bu nedenle hesaplamaların doğruluğunu denetlemek de son derece zor. Dahası, bu yapay zeka şirketleri hâlâ kendi sürdürülebilir iş modellerini oluşturmakta zorlanıyorlar. Var olmayan bir şeyin payı için nasıl pazarlık yapacaksınız ki?

Medya sektörü, geçmişte de sıkça karşılaştığı tehlikeli bir darboğaz ile karşı karşıya. Bunun en temel sebebi ise uzun vadeli bir bakış açısının ve stratejik planlamanın yokluğu. Bir zamanlar aile şirketi olan The Washington Post ve Los Angeles Times gibi köklü kuruluşlar, milyarderlere satıldı. The Wall Street Journal gibi diğer medya kuruluşları ise halka açık piyasalara bağlı ve sahiplik yapısındaki kuşak değişimleriyle boğuşuyor. Televizyon gazeteciliği ise adeta en büyük medya holdinglerinin keyfi uygulamalarına teslim olmuş durumda. Zirve yapan piyasa fiyatından medya imparatorluklarını dilimlere bölmek ve satmak için fırsat kolluyorlar. Birçok büyük medya şirketinin yönetiminde ise 50 yıl sonrasını öngörmek yerine bir sonraki çeyreği atlatmayı düşünen yöneticiler var. Tüm bunlara ek olarak, medya sektörünün lobi gücü de her geçen gün azalıyor. Yapay zeka ve habercilik üzerine yakın zamanda düzenlenen bir kongre oturumu, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson ile yaptığı görüşmeyle gölgelendi. Bu durum, teknoloji şirketlerinin medya şirketlerine kıyasla çok daha fazla güce sahip olduğunu açıkça gösteriyor.

MEDYA, BU SARMALDAN NASIL KURTULABİLİR?

İşler daha da kötüye gitmek üzere. Hem köklü hem de yeni medya kuruluşlarında her hafta para ve yetenekli insan kaybı artıyor. Daha fazla medya kuruluşunun kapanması kaçınılmaz görünüyor. Kalanların ise kendi çıkarları için kullanacak güçlü kişilerin eline geçmesi muhtemel (Cumhuriyetçi Parti’den eski başkan adayı Vivek Ramaswamy’nin BuzzFeed’i satın alma girişimi gibi).

Uzun vadeli şu an için belirsiz olsa da şu anki durum için apaçık bir çözüm var. Medya şirketlerinin sabırlı olması ve içeriklerini ucuz fiyatlara lisanslamaktan kaçınması gerekiyor. Emeklerinin ve arşivlerinin değerini korumak zorundalar. “Hayır” deme cesaretini göstermeliler. Profesyonel bir şekilde üretilmiş içeriklerini, izinsiz modellerini eğitmek için kullanan ve haberciliğin geleceğine nasıl katkıda bulunacakları konusunda somut bir plan sunamayan şirketlerle anlaşmak için henüz çok erken.

Haber merkezleri, enerjilerini iş geliştirme departmanlarına harcamak yerine, en iyi yaptıkları şeye odaklanmalı: Nitelikli gazetecilik yapmak ve içeriklerini okuyucularına sunmak. Teknoloji şirketlerinin işi habercilik değildir ve olmamalıdır da. Medya şirketleri, haberciliğin kurtarıcısı olarak teknoloji şirketlerine bel bağlamayı bırakmalılar. Kendimizi kurtarmak bize düşüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir