


Kadınlara işkence eden, onların çığlıklarını dinleyen, sonra hiçbir şey olmamış gibi eve giden insanların bir kısmı da kadın. Kadın kadını korur yalanı, tarih boyunca en çok işkence odalarında boşa düştü.


Ana muhalefet partisi, 2024 seçimleri sonrası başlayan siyaset yapma tarzından, tekil konular ekseninde yaptığı mitinglerden arzulanan kitleselliği, başarıyı elde edemedi. Ancak 19 Mart sonrası bambaşka bir tablo oluştu. Kitlelerin, toplumun sürece aktif katılım yöntemi, toplumun geniş kesimlerinin asgari müştereklerde buluşmasını ve iktidarın sopasının kırılmasını kolaylaştırdı.


Uzun yıllardır her siyasi yelpazeden, halinden memnun gözüken mevcut siyasi seçkinlerin sürekli üretmeye çalıştığı ve bir kısır döngüye girmiş olan siyasi kültürün ve başta Hükümet Sistemi Değişikliği olmak üzere kurumsal olarak otoriterleşmeye yol açan her türlü değişiklik ve dönüşümün bugün Türkiye’yi daha da otoriterleşen bir rejime bürünmekle tekrar demokrasiye doğru evrilme arasında bir noktaya getirdiği açıktır.


Türkiye otokratik olmaya çalışan ama enerji kaynakları olmadığı için bunu başaramayacağı aşikar bir politik rejimde kuru faizi enflasyonu serbest kambiyo rejiminde istikrara kavuşturmaya çalışan bir ülkeye benziyor.


Sistematik ırkçı yönetimle bağdaştırılan İsrail rejimi, 7 Ekim 2023’ten beri süregelen Filistin halkına yönelik saldırılarının ve yukarıda belirtilen son örneğin de gösterdiği üzere apartheid sisteminin kanıtlarını tüm dünya ile paylaşmaktadır. İsrail’deki Filistinlilere, İsrail işgali altında yaşayan Filistinlilere 1948’de resmileşen, 1967’de de ise kurumsallaşan sistematik ırk ayrımcılığına dayalı bir rejim yaşatmaktadır.


Ezcümle, şüphesiz siyasette cinsiyet eşitliğinin sağlanması için halen çok eksiğiz! Günümüzde Avrupa’nın toplumsal cinsiyet eşitsizliğinde en alt sınırını biz oluşturuyoruz. Yaşadığımız bu zorlu coğrafyada kadınların kaderi “eşitsizlik” olmasın…


Direnişe bir bayram arası verildi, bu sırada CHP’nin bundan sonraki süreci yönetirken nasıl sürdürülebilir, somut adımlar atabileceğini anlatacağım. Yazının ikinci kısmında da bugüne kadar yapılan doğruları ve onların neden doğru olduklarını anlatacağım.


2030'lu yıllarda dünya ekonomisini şekillendirecek bazı önemli trendler ve olası gelişmeler neler olabilir? Sorusuna bir cevap aramak gerekir. Gelecek on yılların öngörülmesi, doğacak risklere karşı önlemler alınması ve fırsatlardan yararlanılması tüm ekonomik birimler için önem arz etmektedir.


19 Mart’tan bu yana olanlara. Yolsuzluk gerekçesi ile muhalefetin en güçlü cumhurbaşkanı Ekrem İmamoğlu, hapse atılıyor. Cumhurbaşkanı adayı olmasının önünü kesmek için 17-18 yaşında genç olarak yapmış olduğu tercihleri sonucunda mezun olduğunda almaya hak kazandığı üniversite diploması 31 yıl sonra iptal ediliyor?


Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in geçtiğimiz haftalarda odak markalar üzerinden başlatmış olduğu boykot çağrısı beni hayli heyecanlandırmış olmasına rağmen, sınırları itibari ile bana yetersiz gelmişti. Çünkü günümüzde var olan hiçbir işletmenin iktidar ile herhangi bir şekilde dirsek temasında bulunmadan çok da ayakta kalabileceğine inanmamaktayım.


Yaratıcılık… Kulağa sihirli ve insan üstü bir kelime gibi geliyor, değil mi? Bir resim yapmak, bir fikir üretmek, bir problemi farklı yoldan çözmek… Hepsi yaratıcılığın ürünleri. Ama bir soru aklımızı kurcalıyor: “Yaratıcılık doğuştan mı gelir, yoksa sonradan geliştirilebilir mi?”


Nil’in bereketli sularının taşıdığı hayat, sadece fiziksel değil, ruhsal bir sürekliliği de içinde barındırıyordu. Bu kadim medeniyet, sanatla buluşturduğu insanlık tarihinin yüce sorularını yansıtarak kendi kültürünü şekillendirdi.


Bu “Yaşamdaşlık Temeline Dayanan Yeni Bir Medeniyet İnşası” dır. Sadece doğu batı değil kuzey güney ekseninde de kapsayıcı olabilen, her millet ve kültürle sıcak ilişki kurabilen bu coğrafyanın dünyayla yarışabilecek düzeyde eğitilmiş gençleri; İran, Ukrayna, Arap ülkelerinden arkadaşlarıyla bu yeni medeniyeti dünyaya armağan edebilirler.


Evet protestoların öznesi CHP değil, toplumdur. CHP sadece siyaseten buna taşıyıcılık ve kamusal sözcülük yapmaktadır. Ve mevcut koşullarda CHP, topluma aksi yönde çağrı yapsa dahi, toplumsal tepkiler, balkonlarda, meydanlarda, boykotlarla sürecektir.


CHP ne kadar güçlenirse güçlensin tüm muhalif seçmenlerin oyunu alamaz. Parti ısrarla erken seçim istemesine rağmen kendisi dışındaki muhalefeti nasıl ikna edeceği noktasında ayakları yere basan bir stratejiye sahip değildir.


Bu, haksızlığa, eşitsizliğe sessizce ortaklık etmektir. Bugün otizmli bireylerin yaşadığı hak ihlalleri, toplumun en kırılgan ama en görünmeyen alanlarından biri olmaya devam ediyor. Oysa eşit yurttaşlık, sadece kağıt üzerinde değil; hayatın her alanında var edilmelidir.


SİYASET
EKONOMİ
DIŞ POLİTİKA
HUKUK
KÜLTÜR SANAT
ÇEVİRİ
Editörün Seçtikleri
