Mahşerin dört atlısı

Mahşerin dört atlısı

Bu elverişli şartlarda geriye tek bir mesele kalıyor. 2023’teki hatayı tekrarlamamak ve en iyi adayı Erdoğan’ın karşısına çıkarmak. Bu noktada mahşerin dört atlısı devreye giriyor. CHP’nin geleceğinde dört ismin, İmamoğlu, Yavaş, Özel ve Kılıçdaroğlu’nun söz hakkı olacak. Partide herhangi bir ikilik çıkmaması için bu 4 önemli güç odağından en azından 3’ün desteği bir adayda toplanmalı. 

Büyük partilerin politik gündemleri şimdiden belirlenmiş durumda. AKP ekonomik krizle mücadele ederek bir sonraki seçimlere kabul edilebilir bir tabloyla girmek istiyor. Yüksek enflasyon ve topluma dağıtılan kaynaklardaki azalma partinin kitle mobilizasyonu zayıflattı. Ekonominin düzelmesi muhalefet karşısındaki gerilemeyi durduracak en önemli unsur. İkinci mesele ise anayasa. Erdoğan oyun planını tekrar seçilme üzerine kurdu. Bunun için anayasadaki dönem sınırlamasının kalkması ve mümkünse % 50 + 1’nin yumuşatılması lazım. CHP ise önemli bir ivme kazandı. Ekonomi başta olmak üzere belli başlı sorun alanlarında siyasi iktidarın daha da yıpranacağı temel öngörü. Bu elverişli şartlarda geriye tek bir mesele kalıyor. 2023’teki hatayı tekrarlamamak ve en iyi adayı Erdoğan’ın karşısına çıkarmak. Bu noktada mahşerin dört atlısı devreye giriyor. CHP’nin geleceğinde dört ismin, İmamoğlu, Yavaş, Özel ve Kılıçdaroğlu’nun söz hakkı olacak. Partide herhangi bir ikilik çıkmaması için bu 4 önemli güç odağından en azından 3’ün desteği bir adayda toplanmalı. Bu noktada bir dizi olasılığı irdelemekte fayda var.  

Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği kurultayla birlikte siyasi bir aktör olmaktan çıkacağı öngörüsü tutmadı. 31 Mart seçimlerinde İmamoğlu ve CHP Genel Merkezinin ciddi bir başarı yakalaması eski genel başkanı bir ölçüde frenledi. Yoksa şimdiye çoktan olağanüstü kurultay toplanmıştı. Kılıçdaroğlu ve yakın çevresine hakim olan havada motive edici duygu ise ihanet. Defalarca seçim kaybetmiş bir genel başkanın yaptığı, daha doğrusu yapamadığı şeyin bedelini ödemesi aslında normal. Ancak biz de genel başkanlarla partiler arasındaki ilişki böylesi bir rasyonellik zeminine sahip değil. Genel başkan partiyi babasından kendisine kalmış bir dükkan veya tarla olarak görüyor. İnsanlar mülklerini nasıl kullanacakları konusunda tavsiye alabilir. Ama yine de mülk onundur. İster batırır isterse refah içinde yaşar. Bu durum kimseyi ilgilendirmez.

Mesele şu: Aynı anda iki siyasetçi de aday olmak isterse ne olacak? CHP medyası ve parti elitleri İmamoğlu’na yakın. Ama Yavaş’ın halktaki beğeni oranı İmamoğlu’nun üzerinde. Ankara, hatta tüm İç Anadolu’da benzersiz bir siyasi desteğe sahip Mansur bey. Pekala biri diğerini kendi adaylığına ikna edebilir. Ama kimin hakkından feragat edeceği meselesi o kadar da açık değil. Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu karşıtı cepheye taşıyacağı malzemeyle bu iki belediye başkan adayını birbirlerinin amansız rakipleri haline getirebilir.

AYNI ANDA İKİ SİYASETÇİ ADAY OLMAK İSTERSE NE OLACAK?

İşte siyasetteki hava da böyle. Daha önce de seçim kaybetti Kemal bey. Hiçbir şey olmadı. Peki, bu sefer neden genel başkanlığı bırakmak zorunda kaldı? Kılıçdaroğlu’nun aklındaki soru hala bu. Tabii böyle düşünmesine neden olan asıl unsur kendisinden yönetimi devralan kişilerin geçmiş tutumları. Siyasette her şeyini Kılıçdaroğlu’nagösterdiği koşulsuz sadakate borçlu olan, sayısız hatasına rağmen genel başkanı bir kez bile eleştirmemiş, üstelik Kılıçdaroğlu’nun adaylığını hararetle, hatta sevinç gözyaşları içinde kutlayan Özgür Özel’in birden değişimci olması Kılıçdaroğlu için kabul edilebilir bir şey değil. Peki, ne yapabilir Kemal bey? Çok istiyor olmasına rağmen genel başkanlığa dönmesi artık mümkün değil. Ama siyasi hasımları olan İmamoğlu ve Özel’in oyun planını pekala bozabilir. Eylül ayındaki kurultayda partinin cumhurbaşkanı adayının ön seçimle belirlenmesi için hazırlık yapmak ve İmamoğlu’na karşı Yavaş’ı desteklemek Kılıçdaroğlu’nun siyasal vizyonundaki makul hedeflere karşılık geliyor.

İmamoğlu ve Yavaş’tan biri CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olacak. Bu iki isim de oldukça popüler ve halkta karşılığı olan figürler. Mesele şu: Aynı anda iki siyasetçi de aday olmak isterse ne olacak? CHP medyası ve parti elitleri İmamoğlu’na yakın. Ama Yavaş’ın halktaki beğeni oranı İmamoğlu’nun üzerinde. Ankara, hatta tüm İç Anadolu’da benzersiz bir siyasi desteğe sahip Mansur bey. Pekala biri diğerini kendi adaylığına ikna edebilir. Ama kimin hakkından feragat edeceği meselesi o kadar da açık değil. Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu karşıtı cepheye taşıyacağı malzemeyle bu iki belediye başkan adayını birbirlerinin amansız rakipleri haline getirebilir. Ayrıca CHP içi tartışmalar CHP dışındaki aktör ve unsurlarca manipüle edilebiliyor. Yarın MHP dahil olmak üzere milliyetçi kesimler dümeni Mansur Yavaş’a kırarsa CHP hala “bizim adayımız İmamoğlu’dur” diyebilir mi? Siyasal kum saati azalarak bizi bir sona hazırladığında bu sorunun muhtemel yanıtlarıyla yüzleşeceğiz.

CHP’nin seçim başarısının muhalefetin toplam oylarını çok da arttırmadığını, ayrıca elde edilen desteğin büyük bir kısmının diğer muhalefet partilerden geldiğini unutmamak gerek. Partinin kendisine verilen emanet oyları kalıcı sayması, diğer muhalefet partileriyle sağlıklı bir diyalog veya işbirliği ortamı yaratmaması büyük bir risk olarak önümüzde durmakta.

DİĞER MUHALEFET PARTİLERİYLE SAĞLIKLI DİYALOG ÖNEMLİ

CHP adayının belirlenme biçimi ve seçimlere doğru ana muhalefet partisinin koalisyon ortakları üzerine de düşünmek gerekiyor. Partinin aynı hatayı tekrar etmemesi için tüm seçmenlerini paydaş haline getireceği geniş tabanlı bir süreci işletmesi lazım. Cumhurbaşkanı adayı yine parti elitlerinin dayatmasıyla belirlenirse kırılganlık artacaktır. Bu noktada unutulmaması gereken bir diğer mesele dış paydaşlar. 6’lı masa gibi bir şeyin yeniden kurulmasını kimse beklemiyor. Ama CHP’nin seçim başarısının muhalefetin toplam oylarını çok da arttırmadığını, ayrıca elde edilen desteğin büyük bir kısmının diğer muhalefet partilerden geldiğini unutmamak gerek. Partinin kendisine verilen emanet oyları kalıcı sayması, diğer muhalefet partileriyle sağlıklı bir diyalog veya işbirliği ortamı yaratmaması büyük bir risk olarak önümüzde durmakta.

Armağan Öztürk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir