© Yeni Arayış

Türkiye 2025 : Matrikste İmkansız Beşli ile İstikrar hayalleri

Türkiye  otokratik olmaya çalışan ama enerji kaynakları olmadığı için bunu başaramayacağı aşikar bir politik rejimde kuru faizi enflasyonu serbest kambiyo rejiminde istikrara kavuşturmaya çalışan bir ülkeye benziyor.

İmkansız beşlinin içinde reel olan tek şey nefes aldığımızdır. Bunun dışında hiçbir şeyden emin olamayız. Türkiye halkı 2025 bir matrikste yaşıyor ötesi yok.

Özgür Orhangazi sözlerine önem verdiğim  bir iktisatçı akademisyen. En son yazısında önemli notlar paylaşmış.

Bu notlar içinde dikkatimi çeken bir tanesi de Kur ve Faizin birlikte kontrol edildiğine dair argüman oldu: “Başka bir ifadeyle, Şimşek “programı” ekonomiyi “faiz döviz kıskacı”ndan kurtaramamıştır. Geçmiş dönemlerde olduğu gibi hem faiz hem kur aynı anda kontrol edilmeye çalışıldı”

Söz ve görüşlerine bunun yanında siyasal konumlanmasına da değer verdiğim Özgür Hoca’nın kontrol altına alınmaya çalışıldı ifadesinde yer verdiği hususlardan kur konusu Mehmet Şimşek’in de çekinmeden altını çizdiği bir kavramdı. 

Şimşek özellikle ihracat cephesinden gelen kur yetersiz, Türk parası aşırı değerli yakınmalarına karşı kayıtsız kaldı. Dikkate aldığı zamanlarda ise eleştirel konumunu korudu. Kurun enflasyon üzerinde etki yarattığı gerçeğini göz önünde  tutarak bu çıpanın korunacağı mesajlarını vermekten kaçınmadı.

Petrolu ve doğalgazı olmayan bir ülke için kur krizi enflasyon demektir. Rusya ve İran bu nedenle paraları ne kadar değersiz olsa da enflasyonla uğraşmazlar.

Biz ise dövizdeki her artışı pompada, pompadaki artışı ise markette karşılarız.

Öte yandan 2002 sonrası istikrar sürecini anımsayacak olursak önce kurlar sonra enflasyon ve sonunda faizler dengelenmişti.

Türkiye gibi bir ülkede kurun artışı dengelenmeden ne enflasyon ne faiz düşer. Bu da benim analizim olsun.

Gelelim faiz bahsine. Şimşek’in 100 liralık krediyi 2 yıl bile geçmeden 2’ye katlayan faize olan ilgisi bir Kaplanın zeytinyağlı pırasaya olan ilgisinden bile az.  (Kaplanın değil ama geçen sene kaybettiğim kedimin pırasaya olan ilgisinin de hakkını yemeyim.)

Konuyu dağıtmayalım. Şimşek Türkiye’de insanların kredi diye kullandıkları toksik finansal enstrümana dair en ufak bir ilgi duymadı. Bu ilgisizlik o kadar apatik bir hal aldı ki bu astronomik faizin üstüne %30 da kendisi vergi koymaktan geri durmadı.

Özgür Hocanın kontrol edildi dediği faizin vergisi bile dünyada rakip tanımıyor yani.

Tabii ki Özgür beyin kastı son yapılan faiz indirimleri. Bu indirimlerin kontrol sağlama yönünde bir girişim olduğu su götürmez. Türkiye’de 7.5 indirilen faizin bu indirilen kısmı ile dünyada kimsenin kredi falan kullanmadığının da kenara not düşelim.

Türkiye  otokratik olmaya çalışan ama enerji kaynakları olmadığı için bunu başaramayacağı aşikar bir politik rejimde kuru faizi enflasyonu serbest kambiyo rejiminde istikrara kavuşturmaya çalışan bir ülkeye benziyor.

Özgür Orhangazi gibi onurlu bir akademisyenden Fuat Uğur gibi kendini iktidara zimmetlemiş bir aparatçike kadar  herkes imkansız üçlüyü yani faizi kuru kontrol edip sermaye girişini serbest bırakmanın imkansızlığını iyi bilir. Hatta Fuat Uğur KKM hayata geçmeden 1 gün önce bu konuda bir yazı yazıp kambiyo kontrolu talep edince kendisine tam en tepeden “saçmalama Fuat” diye ayar ve atar gelmişti.

Neyse konuyu yine dağıtmayalım.  Kuru ve faizi kontrol etme eleştirisinin sınırları bu şekilde çizildiğinde Türkiye ekonomisinin güncel halinin tam olarak neye benzediği üzerinde kafa yorabiliriz.

Kanaatimce Türkiye  otokratik olmaya çalışan ama enerji kaynakları olmadığı için bunu başaramayacağı aşikar bir politik rejimde kuru faizi enflasyonu serbest kambiyo rejiminde istikrara kavuşturmaya çalışan bir ülkeye benziyor.

İktisat kuramındaki imkansız üçlüye politik boyutları da eklediğinizde ortaya imkansız beşli çıkıyor. 

Şimşek TÜSİAD’ın üst yönetimini para bulmak için yurtdışına götürmek istiyor ama savcılık olmaz diyor mesela. Şimşek imkansızı oksimoronu deniyor. Savcının hapse attığı ile seyahat planlıyor. Picasso resmini doğada görmek gibi bir şey bu.  Herşey zahiri ve sanal aslında

Tıpkı İmamoğlu gibi neredeyse meşruiyet açısından Cumhurbaşkanı ile rekabet edebilecek bir seçilmişin hapse atılmasına hukukun tecellisi gibi bakmamızın istenmesi gibi.

Ülkede hukukun sanal görüntüsü, iktisadi alana da yansıyor. 

Özgür Hoca bütün bunların ücretleri kısmak için olduğunu ifade ediyor. Geçmişte cebimizde 20 milyonlarla geziyorduk.  Keyfinden 20 milyon basmadı Çiller. O zamanın TÜİK’i enflasyonu kafasına göre değil hesaplandığına göre yayınlıyordu.

Dünyada en yüksek para birimi 5 dolar eden başka bir ülke var mı? Olabilir mi?

Böyle bir ülkede ekonomiden, ekonomik programdan söz edebilir miyiz?

Ortada sanal, zahiri bir ekonomi/politika/hukuk var . Bunun içinden geçiyoruz. Biz reeliz ama yaşadığımız bu süreç reel değil.  Bunu artık kabul etmeliyiz. İmkansız beşlinin içinde reel olan tek şey nefes aldığımızdır. Bunun dışında hiçbir şeyden emin olamayız. Türkiye halkı 2025 bir matrikste yaşıyor ötesi yok.

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER