© Yeni Arayış

Tanpınar'a Huzur Yok 53. Bölüm: İpin ucunun kaçtığına dair bir ipucu

Bir üçüncü adam var işin içinde Fatin Bey. Tetiği çeken, Bahtiyar Kont’un canını alan üçüncü adam… belki de bir kadın?

“Kerevizi enginardan bile daha çok severim” diyorum “zaten benim yaşımda, zeytinyağlılardan şaşmamak lazım Fatin Bey. Sizinle bir akşam Bebek’e inelim, lakerda eşliğinde rakı içelim, ne dersiniz? Perhizdeyim, ağır yemeklerden kaçıyorum fakat siz arzu ederseniz, kuzu şiş kebabını afiyetle yiyebilirsiniz…”

Komadaki başmüfettişe şifa, sıhhat dilerken söz nereye evrildi, Hay Allah.

Fatin Fantom’un rutubetli bir duvara benzeyen yüzünde oksijen maskesi… Gözler kapalı, eller iki yanda; üstünde türbe yeşili bir örtü. Adamcağız, ecel ummanına dökülen uyku nehrinde yüzüyor adeta.

“Çember daraldı, mühlet doldu velhasıl iş işten geçti. Viktor Shishkin sizi vurmasaydı, şimdiye çoktan zindanı boylamıştım. Yo, elbette benim muvakkat [geçici] hürriyetimin bedeli olarak sizin ruhunuzun tehlikeye girmesi hiç de adil değil. Velakin ipin ucunun kaçtığına dair bir ipucu belirdi zannımca. Zaptiye Müşfik Latif Bey’den, Viktor’un kaçırdığı çocuğun adresini aldım. Ailesiyle görüşeceğim. Aile dediğim, anneanne; bilmiyorum öksüz yavrucağın başka kimi kimsesi var mı?..”

Hasta yatağının yanındaki sandalyede oturuyordum. Fatin Bey sessiz ve kıpırtısız, Tanrı kelamını dinler gibi dinliyor beni.

Fatin Fantom, ecel ummanına dökülen uyku nehrinde yüzüyor adeta.

“Senaryosunu, Graham Greene nam İngiliz yazarın kaleme aldığı, Üçüncü Adam filmini bilir misiniz? 10 sene evvel Elhamra Sineması’nda izlemiştim. Her sahnesi dramatik bir ihtişam arzeder. Fransızların Film Noir dedikleri türde, hakiki bir şaheser. Mister Greene, benden üç yaş küçük; senaryoyu kotarırken romanı da yazmış. Hikaye şöyle: Ucuz-roman müellifi Holly Martins [Joseph Cotten], dostu Harry Limes’ın [Orson Welles] iş teklifi üzerine Viyana’ya gidiyor. Ne görsün, Harry trafik kazasında ölmüş. Holly, cenaze törenine katılıyor. Harry’nin cesedini iki kişi taşımış: Baron Kurtz ile Popescu. Lakin caddeye nazır bir apartmanın kapıcısı, Holly’e “Üç kişiydiler” diyor. Cesedi taşıyanların üçüncüsü kim? Çalışıp üç kuruş kazanma ümidiyle geldiği Viyana’da avucunu yalayan yazar, bu sualin peşine düşüyor. Şehirde Holly Martins’in hayranları, onu bir lokale konferans vermesi için davet ediyorlar. Dinleyiciler soruyor: ‘Bilinç-akışı hakkında ne düşünüyorsunuz?.. James Joyce nasıl bir yazar sizce?..’ Üçüncü adamı gören kapıcı cesaretini toplayıp Mister Martins’e tafsilatlı bilgi vermeye niyetlendiğinde boğularak öldürülüyor…”

Kanı çekilmiş, kardanadama benzeyen Fatin Fantom’a yakınlık hissettim. Sanki aynı hastalıktan mustariptik ve onun hastalığı benimkinden daha ileriydi.

Sanki aynı hastalıktan mustariptik ve onun hastalığı benimkinden daha ileriydi

“Benim maceram da benzer bir muamma çevresinde mi gelişiyor acaba? Graham Greene’nin talihi bende yok; Holly Martins’in buhranı ise benimkinin yanında hafif kalıyor. Üstüme yıkılan cinayetten yakamı sıyıramıyorum. Sizin nazarınızda cürmüm sabit. Böyle düşünmekte mazur hatta haklısınız. Fakat bir üçüncü adam var işin içinde Fatin Beyciğim. Tetiği çeken, Bahtiyar Kont’un canını alan üçüncü adam… belki de bir kadın? Bana inanmanızı o kadar çok_”

DİNG!

Fatin Fantom’un gözleri birdenbire açılıverdi. Şaşkın bakıyor. İnilti ve fısıltı karışımı bir sesle sordu: “Neredeyim ben? Sen de kimsin?!”
 

Tefrikanın tüm bölümlerini okumak için yukarıdaki görsele tıkla ☝️

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER