Languishing: “Adını koymadığın şeyi iyileştiremezsin”
PSİKOLOJİHepimiz bir şeyler umuyoruz ama bazen umut bile sessizliğe gömülüyor. O zaman, kendimize küçük sorular sormayı deneyebiliriz: “Bugün ne hissettim?” “En son ne zaman bir şeye gerçekten heyecanlandım?” Bu sorular bile o donukluğu biraz sarsabilir.
“Adını koyamadığın bir şeyi iyileştiremezsin,” der Jung. Languishing, işte o adı konamayan, tanımlanması zor ama etkisi büyük ruh halleri arasında. Özellikle pandemi sonrası dünyada, birçok insanın yaşadığı ortak ama konuşulmayan bir durum haline geldi.
Bazı sabahlar uyanırsınız; ne umutla dolusunuzdur ne de umutsuzlukla. Kahvenin kokusu bile içi kıpırdatmaz. Neşelenmek için sebep ararken yorgunluk da hissetmezsiniz. Sanki bir ara formda, bir gri bölgede asılı kalmış gibisinizdir. İşte buna languishing deniyor—ne depresyon, ne huzur. Bir tür duygusal duraklama hali.
Sosyolog Corey Keyes bu hali, “iyi oluşun eksikliği” olarak tanımlar. Hani bazı insanlar vardır, görünürde her şey yolundadır; işlerine giderler, alışveriş yaparlar, konuşurlar. Ama içten içe hayattan bir şey almazlar. Tam olarak orada duran ama orada olmayan bir benlik gibi.
İçimizdeki o kıpırtısızlık bazen korkunç mutsuzluklardan daha tehlikelidir. Çünkü sessizdir. Sarsmaz. Kıpırtı yaratmaz. Ama zamanla, bizi kendimize yabancılaştırır. Kendimize dair olan heyecanı yavaşça unutturur. Bizi yaşarken izleyiciye çevirir.
Bazen adı konmamış duyguların yükünü taşırız. “Adını koyamadığın bir şeyi iyileştiremezsin,” der Jung. Languishing, işte o adı konamayan, tanımlanması zor ama etkisi büyük ruh halleri arasında. Özellikle pandemi sonrası dünyada, birçok insanın yaşadığı ortak ama konuşulmayan bir durum haline geldi.
Ve belki de bu hali fark etmek, değiştirebilmenin ilk adımı. Çünkü bazen ne hissettiğimizi tanımlamak bile özgürleştirici bir şeydir. Belki bir arkadaşla yapılan dürüst bir sohbet, belki içinizden gelen bir yazı, belki sadece sessizlikte durup “ben şu an aslında hiçbir şey hissetmiyorum” diyebilmek.
Hepimiz bir şeyler umuyoruz ama bazen umut bile sessizliğe gömülüyor. O zaman, kendimize küçük sorular sormayı deneyebiliriz: “Bugün ne hissettim?” “En son ne zaman bir şeye gerçekten heyecanlandım?” Bu sorular bile o donukluğu biraz sarsabilir.
Çünkü bazen ruh, sadece duyulmak ister. Belki de languishing, kendimizi tekrar duymaya başladığımız sessiz bir çağrıdır. Ve bu çağrıyı duymak, yeniden hissetmenin ilk adımıdır.
İlginizi Çekebilir