Kural koyuyor"muş" gibi çek
EKONOMİKural koyuyor"muş" gibi çek
TÜRKİYE’DE GELİRDEN VERGİ ÖDEMEK İÇİN SADECE ÜCRET KÖLESİ OLMANIZ GEREK ŞARTTIR
Öte yandan Türkler kredi kartını değil ama kayıt dışı geliri ve gelir vergisi vermeden yaşamayı icat etmiş milletti. Defterin bir ön yüzü, bir de arka yüzü vardı. Yunanistan’a ne zaman gitsem "periptero"dan yani büfeden su aldığımda bana bir şişe suyun fişini veren büfeciye aval aval bakarım. Türkiye’de bu yazının da ana konusu olan kredi kartı kullanılmasa sattığına fiş kesecek esnaf bulamazsınız. Osmanlı, Türk halkını vergi işinden artık nasıl bezdirdiyse Türkiye’de gelirden vergi ödemek için sadece ücret kölesi olmanız gerek şarttır. Kaynağında kesilen kira, mevduat vs de buna istisna değildir. Tonton Özal’ın ve onu çok sevenlerin çok sevdiği yüksek dolaylı vergiler ise sadece satıcıları fiş kesmekten alıkoymaz, o fişlerle biriken "gelirin" vergisinden de korur. Türkiye bir nakit cenneti de olduğu için vergi vermeden servete ulaşmak çocuk oyuncağıdır. Sonuçta bu mevzulara çözüm arama çabasına kısaca yapısal reform deniyor. Türkiye ortalama hafıza düzeyine göre "sözde" 1 yıldır ülkenin maliyesini yöneten Sn. Mehmet Şimşek ise benim gibi ortalama dışı hafızaya sahip olanların zihninde tam "yapısal reformu" yapacaktı ki birden ortadan kayboldu bir 10 yıl kadar önce. Ta ki Nebati ekonominin içinden geçinceye kadar… Neyse 3 dakikada okunacak bir yazının müellifi olarak daha fazla konu dağıtmayayım. Yapısal reformu da "işallah maşallah" yapacak Mehmet bey. Unutkan (pardon) sabırlı milletiz. Asıl konuya dönersek 9 Ekim 2013 sabahı Türk vatandaşlarının tüm bankalardaki kart limiti gelirlerinin 4 katı ile tahdit edildi. Ücret köleleri, bordrolarının sınırlarında bu hesaplamada kaderlerine razı olsa da mahalledeki yufkacının, çilingirin, nalburun, pastanecinin, ayakkabıcının ve maaşa talim etmeyen umum ahalini geliri nasıl hesaplanacaktı? Tabi o zaman Ali Babacan’ın dünyada eşi olmayan "Makro İhtiyati Önlemler" manzumesinin zirve dönemlerindeyiz. Böyle hamlelerin kerametinden sual olunmaz. "Ol denir" olur. İyi de ömründe 5 değil 1 kuruş gelir vergisi vermemiş bir halkın geliri nasıl hesaplanacak diye soracak değiliz. Kredi kartında ek sıkılaştırma vs söylemler en sevilen şarkı listesinde hep top 10’da yer almaya devam eder. Bu popülist ve içi boş söylemler, sorunu gayet parlak bir ödeme aracı olan kredi kartında aramak Türkiye’nin asıl yapısal sorunlarını nadasa bırakmaktır.SORUNU KREDİ KARTINDA ARAMAK...
Sonuçta kural konur uygulanır. Ne diyor Oğuz Atay? Kuralları "koymuş" gibi yapacağız. Türkiye’de kredi kartı limit belirlenmesinde hala geçerli olan 4 kat kuralına bankalar bir şekilde adapte oldu. BDDK 365 gün 24 saat denetlediği bankalarda kurallarının uygulanmasına dair gerekli incelemelerini yapıyor. Ne zaman vatandaş kredi kartı borcuna battı, devlet önlem alacak diye ekonomik magazin haberi okusam, "yav bu işin kuralı kaidesi yok mu? neyi tartışıyorsunuz?" diye kendime sorarım. Kredi kartında ek sıkılaştırma vs söylemler en sevilen şarkı listesinde hep top 10’da yer almaya devam eder. Bu popülist ve içi boş söylemler, sorunu gayet parlak bir ödeme aracı olan kredi kartında aramak Türkiye’nin asıl yapısal sorunlarını nadasa bırakmaktır. Türkiye’nin derdi kredi kartı değil, tek bir kör kuruş gelir vergisi ödemeden beşikten teneşire sorunsuz ilerleyebilen Türk tipi homo economicus’tadır. Arkasından hanlar hamamlar kalabilen ama bir kuruş vergi ödemeden yaşamını idame edebilen çok nadide bir insani dokuyu barındırır Türkiye Ekonomisi. Bu ekonomiyle kurduğu simbioz ilişkiyle varlığını güçlendiren inşaat düşkünü siyasal İslam ekolünün 8 Ekim 2013’ü de kapsayan bu "mış" gibi yapma tercihi ile en derin ekonomik krizlerin kapısı aralandı. Bundan sonra da aynı şeyleri "mış" gibi yaparak varılacak menzil de farklı olmayacak. Çözüm artık "mış" gibi yapanlara kapıyı göstermekte.İlginizi Çekebilir