CHP, CHP’yi aşmak zorundadır
SİYASETÖzetle CHP, alternatif bir “Türkiye Hayali, Vizyonu” ortaya koymalı ve bunu da yerelden yani mahalle örgütlenmesinden başlayarak yukarıya doğru tüm topluma anlatabilecek, toplumu ikna edebilecek bir kadro belirlemelidir. Bugün belirlenecek PM bu açıdan önemlidir.
İktidar/devlet blokunun hayal ettiği Türkiye, iktidarı destekleyenlerin “makbul”, eleştirel olanların “makbul olmadığı” için her açıdan dışlandığı bir ülkedir. Buna sadece CHP’liler değil, sistemin dişlediği herkes itiraz ediyor. CHP’nin de yapması gereken sistemin dışladığı bu “herkesin” siyasi sesi olmaktır.
19 Mart’da İBB Başkanı İmamoğlu merkezli operasyon sonrasında CHP, 20 Mart’ta buluştuğu topluma siyasi ilişkisini nasıl sürdürecek? Dahası sürdürülebilecek mi?
Her Çarşamba İstanbul’da bir ilçe ve her hafta sonu bir ilde yapılacak mitinglerle mi sürdürecek bu birliktelik yoksa belli aralıklarla tekrarlanacak günlük boykotlarla mı?
Bütün bunların yapılmasında hiç bir sakınca yok ama bütün bunlar, CHP’nin kazanmış olduğu siyasal ve moral üstünlüğü tek başına korumaya yetmeyebilir.
Bu yüzden CHP’nin bunlara ek olarak topluma ikna edici bir Türkiye hikayesi sunması gerekiyor.
Türkiye 2018’de geçtiği siyasal sistem ülkeyi demokratikleştiren değil otoriterleşen, otoriterleştikçede dünyadan izole olan ülkeye dönüşüyor. Bu da sistematik sistem içinde hayata geçiriliyor. Açıkçası devlet, kendini inşa ederken yeni bir toplumsal düzen de kuruyor.
Makbul vatandaştan makbul sanatçıya, makbul akademisyenden makbul sporcuya, makbul medyadan kuruluşundan makbul gazeteciye kadar her düzlemde devlet, çizdiği sınırda “makbul”lerini sahipleniyor.
Tersi durumun sonuçlarını medyada uzun süredir görüyorduk, en son TRT dizilerinden atılan oyuncular örneğinden de gördük.
Bu açıdan karşı karşıya olduğumuz büyük dönüşüm büyük ölçüde devletin yarattığı rant üzerinden yaratılan meşruiyetle ayakta duruyor. Bu yüzden de sadece CHP’lileri değil, bu değişime mesafeli olan partili partisiz tüm vatandaşları ilgilendiriyor.
Ve bu iklimde CHP’nin tek gücü, siyasi partilerle olsun toplumun farklı kesimleri ile kurduğu doğrudan ilişkiyi sürdürmek ve bu farklı kesimlerin taleplerini siyasete taşımaktır.
Özetle CHP, alternatif bir “Türkiye Hayali, Vizyonu” ortaya koymalı ve bunu da yerelden yani mahalle örgütlenmesinden başlayarak yukarıya doğru tüm topluma anlatabilecek, toplumu ikna edebilecek bir kadro belirlemelidir. Bugün belirlenecek PM bu açıdan önemlidir.
İKİ İHTİYAÇ: SAHİCİ BİR PROGRAM VE TOPLUMA DOKUNABİLECEK KADRO
Bunun için CHP’nin yapması gereken daha önce de yazdığım üzere;
Bugünün konjonktür ve siyasi iklimde bir Türkiye ve dünya analiz yaparak, partiyi bu Türkiye’de nerede; Türkiye’yi bu dünyada nasıl konumlandırdıklarını içine alacak temel bir siyasi analiz metni ortaya konulmasıdır.
Bu çerçeve metninin içinde ayrıca;
CHP’nin;
- Ekonomide enflasyon, işsizlik başta olmak üzere temel sorunlara yaklaşımı nedir, çözüm öneriler nelerdir?
- Yargı alanında yaşanan sorunlara yaklaşımı ve çözüm önerileri nelerdir?
- Kürt sorununa bakışı ve çözüm önerileri nelerdir?
- Eğitimde yaşanan sorunlara bakışı ve çözüm önerileri nelerdir?
- Dış politikaya bakışı nedir, şu anda yaşanan kritik sorunlara nasıl yaklaşmakta, ne düşünmektedir?
- Mevcut sistemle mi devam edilecek yoksa parlamenter sisteme geçiş mi öngörülmektedir?
gibi temel sorular karşısında pozisyonunu açıklık getirmelidir.
Özetle CHP, alternatif bir “Türkiye Hayali, Vizyonu, Hikayesi” ortaya koymalı ve bunu da yerelden yani mahalle örgütlenmesinden başlayarak yukarıya doğru tüm topluma anlatabilecek, toplumu ikna edebilecek bir kadro belirlemelidir. Bugün belirlenecek PM bu açıdan önemlidir.
Parti içi “küçük iktidar” hedefinde olan değil demokratik, adil ve özgür bir Türkiye hayali olan “büyük iktidar” hedefini paylaşan bir kadro olmalıdır bu.
Unutmayalım ki öncelikleri kendi küçük iktidarını korumak olanlar, bu sistemi değiştiremezler.
Bu ikisi yapıldığında CHP, güçlü bir iktidar adayı olduğu yönünde toplumu ikna edebilecektir.
Unutmayalım Refah Partisi’ni 24 Aralık 1995’de birinci parti yapan “adil düzen” üzerine inşa ettiği siyasal söylem idi. Bu slogan, var olan düzenin adil olmadığını söyleyerek, tabanını ikna etti.
İktidar/devlet blokunun hayal ettiği Türkiye, iktidarı destekleyenlerin “makbul”, eleştirel olanların “makbul olmadığı” için her açıdan dışlandığı bir ülkedir. Buna sadece CHP’liler değil, sistemin dişlediği herkes itiraz ediyor.
CHP’nin de yapması gereken, kendi dar tabanının aşarak sistemin dışladığı bu “herkesin” yani halkın partisi ve onların siyasi sesi olmaktır.
Şimdiye kadar büyük ölçüde CHP’nin yapması gerekenleri yazdık. Ama bu tek başına yetmez. Aynı anda sistemin dışladığı toplumsal kesimlerin de siyasete sahip çıkması yani katılımları; destekleri parti hangisi olursa olsun ona sahip çıkması ile mümkündür. Yani pasif vatandaşlıktan aktif vatandaşlığa, siyasetin “nesnesi” olmaktan siyasi “özne” olmaya soyunmalıyız.
Siyasete sahip çıkmak, katılmak geleceğimiz için mücadele demektir. Kendimiz için geç diyorsak bile, çocuklarımız için bunu yapmalıyız.
İlginizi Çekebilir