Demokrat Parti’den AKP’ye vatansever seçmenin sürekliliği

Demokrat Parti’den AKP’ye vatansever seçmenin sürekliliği

“Görünen o ki, sebebini bilmeden ölmeye ve öldürmeye hazır, insanları katledilmeye gönderecek bir takım insanlar her zaman var. Ve bunların adına “vatansever” deniyor. Vatanseverler genellikle yurttaşlarını sevmez, çünkü bunların çoğu ya yanlış mezheptendir ya ten renkleri yanlıştır ya da yanlış şiveyle konuşur.” (Bertell Olmann)

Ulus devletlerin oluşmasıyla şekillenen ülkeler tarihi sürecinde  yukarıdaki satırları okurken hiç şüphesiz hepimizin zihninde tüm Dünya ülkelerinden önce Türkiye’de yaşananlar canlanıyor. Oysa bu satırları yazan Olmann’ın muhtemelen bu satırları yazarken bahsettiği “vatanseverlerin” bu ülkede neler yaptığının birçoğundan haberi bile yok.

Ankara’da kurulan birinci mecliste Celalettin Arif ve Hüseyin Avni Ulaş öncülüğündeki 2. Grup’tan bugüne, yani AKP’ye kadar uzanan hat aynıdır. Bu hat Milliyetçi, Muhafazakar-Sağ olarak tanımlanabilir. Bu hat üzerinden birçok siyasi parti şekillenmiş, ülke tarihine geçecek birçok politikaya ve yaşanan birçok karanlık olaya bu partilerin kadroları imza atmıştır. Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve son 13 yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi… Bu partilerin ayrıştığı birçok nokta da olsa hepsinin birleştiği tek bir nokta var; seçmenlerinin kendisini “vatansever” olarak tanımlaması. Ve bu vatanseverlik tanımlaması Olmann’ın tarifiyle büyük ölçüde örtüşüyor.

1950’lili yıllarda Menderes’e oy veren seçmenle bugün AKP’ye oy veren seçmeni bu vatanseverlik tanımı üzerinden ortaklaştırmak yanlış olmayacaktır. 1955 6-7 Eylül’ünde İstanbul’da azınlıklara linç girişimini yapanlarla, bugün toplumsal muhalefete yönelen linç girişimlerini yapanlar işte bu çizilen milliyetçi, muhafazakar-sağ hattın “vatansever” seçmenleridir. Bizzat Adnan Menderes tarafından kurulan ve adına Vatan Cephesi denilen siyasi oluşum Demokrat Parti teşkilatlarının Vatan ismiyle özdeşleştirilmesini ve diğer muhalefet partilerinin bu olgudan dışlanmasını amaçlıyordu.

Toplumda büyük bir kutuplaşma yaratan  vatanseverlik üzerinden bu teşkilatlanmanın sürekliliğine bugün hepimiz şahit olmaya devam ediyoruz. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başbakanlık döneminden itibaren karşısında konumlanan her odağı şer odağı olarak tanımlaması ve partisinin tüm teşkilat gücünü kullanarak kutuplaşma yaratma politikası işte buradan esinleniyor.

Demokrat Parti tarafından “CHP’nin ülkedeki bütün yıkıcı grupları çevresinde topladığı, halkı, orduyu iktidara karşı ayaklanmaya kışkırttığı” öne sürülerek  1960’da kurulan Tahkikat Komisyonu da “vatansever” seçmenin gücü ile muhalefeti sindirmenin bir başka boyutuydu. Bu komisyon sadece DP’li milletvekillerinden oluşuyordu ve amacı muhalefetin ve basının faaliyetleri üzerinde ağır soruşturma süreci kurarak, baskı atmosferi oluşturmaktı. Yine yaşadığımız son 13 yıllık AKP hükümetleri döneminde yaşanan süreçlerin temelinde de aslında bu Tahkikat Komisyonu zihniyeti var.

Yine Demokrat Parti döneminde bilinçli bir politika olarak büyütülen toplumsal kutuplaşmanın sonucunda İktidar ve muhalefet partileri arasındaki cepheleşme halka da yansıdı. Ve bugüne kadar inişli-çıkışlı devam eden kutuplaşma süreci AKP hükümetleri döneminde hep üst düzeyde tutuldu. 60’lı yıllarda İnönü’nün gittiği yerde “vatansever” seçmen tarafında gerici saldırılara maruz kalması bugün özellikle HDP ve CHP kadrolarının yaşadıklarıyla bir bağdaştırma yapmamıza olanak sağlıyor.

Peki, vatansever seçmen kurgusuyla kendisini var eden bu hat ile nasıl mücadele edilmeli? Bence “Demokrat Parti kurbağayı sıcak suya birden attı ve başarısız oldu, AKP ise kurbağayı suya ısındırdı ve yavaşça bıraktı” tezini kabul ediyorsak bizim de Demokrat Parti’den AKP’ye kadar uzanan bu hat ile kurbağayı sıcak suya birden atarak değil yavaş yavaş ısındırıp bırakarak mücadele etmemizde fayda var.

 

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Egemen Aldoğan Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalında yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Medya incelemeleri, yakın siyasi tarih, basın tarihi ve yeni medya üzerine çalışıyor.

3 Yorum

  1. Kemal Izmirli says:

    Ben bu yaziyi cok isabetli buldum. Ancak bu konu ile onlarca yildir hep yaziliyor ve tartisiliyor. DP nin hatalari bircok yazar tarafindan anlatilmis. Buna ragmen 1970 lerde rahmetli Bulent Ecevit ile Erbakan’in kolisyonlari ile AKP oncesi yine Ecevit’in baskanligindaki co basli koalisyon haricinde sosyal demokratlar iktidara gelemedi. Son 13 yilda da AKP nin (daha dogrusu Recep tayyip Erdogan’in) gitgide fasistlesen yonetimi ile yasiyoruz. Peki CHP burada ne hata yapiyor? Neden sosyal demokratlar bir turlu iktidara gelemiyor? Artik bu konuyu islemenin gerektigine inaniyorum. CHP nin iktidar olabilmesi icin yapmasi gerekenler tartisilmali, iyi bir yol haritasi cizilmeli ve uygulamaya gecirilmeli.

Düşüncenizi Paylaşın