Her yer İzmir olursa ne olur?

Her yer İzmir olursa ne olur?

İzmir, büyükşehir yönetiminin dört dönemdir sosyal demokratlarda olduğu, 1970’lerin başından beri en fazla milletvekilliğini sol partilerin elde ettiği bir şehir. CHP’nin geleceğe dönük stratejileri konuşulurken sıkça dillendiren bir ifade var: Keşke her yer İzmir gibi olsa!

İzmir gibi olmak ya da her yerin İzmir olması nedir? İzmir tam olarak neyi ifade ediyor ve İzmir’in politik karşılığı varsa, bu nedir?

Aslında bunlardan önce şunu sormak elzem: Hangi İzmir’i konuşmak gerekiyor?

7 Eylül 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın miting düzenlediği ve SCF lideri Ali Fethi Okyar’ı 50 binden fazla insanın, “Bizi kurtar!” diye haykırarak, onlarca insanın da denize atlayarak karşıladığı İzmir’i mi konuşacağız? (1930 yılından bahsettiğimizi, iktidarda genel başkanının Mustafa Kemal olduğu CHF’nin olduğunu anımsayalım.)

Ya da 1950’lerde DP’nin, 1960’larda AP’nin %60’ları zorladığı ve sol partilere asla şans tanımadığı, Menderes’in ve Demirel’in en coşkulu mitinglerini gerçekleştirdiği İzmir’i mi konuşacağız?

Yoksa, konuşmamız gereken CHP’nin reel sosyal demokrasiye yaklaşıp sisteme eleştirel bakmaya başladığı 70’lerle birlikte yüksek oy almaya başladığı ve şehrin her bölgesinden oy alabildiği İzmir mi?

Merkez sağ eğilimli Osman Kibar mı, sosyal demokrat İhsan Alyanak mı? Evet, hangi İzmir’i temel alacağız acaba?

El cevap: İzmir, yukarıda özetlediklerimin bütünüdür. Mustafa Kemal’in sağlığında dahi Ankara ile gergin bir ilişkisi olan, 70’lere kadar devletle özdeş gördüğü CHP’ye sırtını dönen ve 70’lerle birlikte reel muhalefeti siyaseten benimseyen CHP’yi desteklemeye başlayan, esasen her zaman muhalif kalabilmiş bir şehir, İzmir. Ankara (devlet) ile arasında güvenli bir mesafe bırakan ve sisteme eleştirel yaklaşan kitlesel parti hangisi ise, İzmir genelde Cumhuriyet tarihi boyunca ona eğilim göstermiş.

Sormak gerekir: Sahiden CHP’li milletvekilleri, CHP’ye yakın yazarlar ve CHP’ye oy verenler her yerin İzmir olmasını istiyor mu? Bunu arzularken İzmir’i salt, “hep bir ağızdan İzmir Marşı söyleyen Kemalist şehir” olarak mı algılıyorlar, yoksa İzmir’in yukarıda özetlediğim tarihsel bütünlüğüne dönük bir farkındalık var mı? Şayet İzmir’in politik hafızasına ve duruşuna dönük bir bütünsel bir farkındalık varsa, bu sevindirici!

“Her yer İzmir olsun” demek, aynı zamanda Ankara merkezli kulis siyasetine, tepeden gelen buyrukla adaylık veya belediye başkanlığı verilen isimlere, parti içi iktidara koşulsuz teslim olmaya, partili belediyelerin yanlış icraatlarına, genel başkanın ve parti yöneticilerinin yanlış eylemlerine karşı çıkmayı gerektirir. “Her yer İzmir olsun” demek, başka bir ifadeyle, CHP’nin ve CHP kitlesinin mevcut pozisyonunu radikal şekilde gözden geçirmesi, yeni bir pozisyon alması demek.

Şimdi, oy vereninden partiliğine dek, tüm CHP’lilere yeniden sormak istiyorum: Sahiden her yerin İzmir olmasını istiyor musunuz?

 

1986`da Berlin`de doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul`da tamamladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. DAAD bursiyeri olarak Hamburg ve Akdeniz Üniversitelerinin ortak yüksek lisans programı olan Euromaster`i tamamladı. CHP ve SODEV üyesi. Taraf, Radikal ve Yeni Şafak`ta yazıları yayınlandı. Nüve`de yazıyor.

Düşüncenizi Paylaşın