AKP’nin alternatifi CHP değil ‘Merkez Sağ’dadır

AKP’nin alternatifi CHP değil ‘Merkez Sağ’dadır

Türkiye’nin mevcut koşullarında CHP, AKP’nin siyasi rakibi olabilir ama siyasi alternatifi olamaz. AKP’nin alternatifi ancak merkez sağda siyaset yapan parti/lerdir.

Türkiye 2011 yılından itibaren önce dış politikada sonra da iç politikada birbirini tamamlayan bir “içe kapanma” sürecinde. Bu içe kapanmayı siyaseten bir tercih olarak uygulayan ise AKP iktidarıdır.

AKP, bu siyasi tercihi ile dış politikada Türkiye’yi, iç politikada ise AKP’lileri –ve son dönemde de MHP’lileri- içe kapatıyor.

Siyasi iktidar, sahip olduğu siyasal meşruiyetle devlet gücünü orantısız biçimde kullanarak kamuyu ve kamusal alanı, içinden geldiği kültürel kimliğe boyamaya çalışmaktadır. Bir tür toplum mühendisliği olan bu proje, inşa ettiği kamusal alanda kendini destekleyenlere bir tür “makbul vatandaş” muamelesi yaparak, onlara her alanda öncelik sağlamaktadır.

Sadece vatandaşlar değil toplumun her katmanında bu siyasi kimliğin ana taşıyıcıları kamusallaşmaktadır. Bunu müzikten sanata, ekonomiden medyaya, akademiden sivil topluma farklı alanlarda görmek mümkündür.

Dahası bu toplum mühendisliği projesi sadece yukarıdan aşağıya değil aynı zamanda özellikle eğitim aracılığıyla aşağıdan yukarıya da işlemektedir. Eğitimin her katmanında, öğrencilerin dünya ile rekabet edebilecekleri kazanımlar yerine dini yaşamı önceleyen bir eğitim sistemine yönelmesi bu toplumsal projenin önemli bir pratiğidir.

Yaşanan süreç, siyasetin devre dışı bırakıldığı, bir partinin ve giderek hakim hale gelen bir partinin iktidar gücü ve devlet imkanlarını kullanmasıyla gerçekleşmektedir.

Toplumun bu şekilde dönüştürülmesi, toplumsal taleplerin değil, siyasi iktidarın hedefi olduğu sürece, buna itiraz da siyaseten varlığını sürdürecektir.

En son 16 Nisan Referandumu’nda ortaya çıkan yüzde 49’luk hayır bloğunun farklı siyasi ve kültürel kimlikten gelseler de esas olarak uzaklaştıkları nokta; siyasi iktidarın topluma rağmen yürüttüğü bu toplumsal mühendislik projesine karşı çıkıştır.

Bu açıdan referandumda karşımızda olan “evet” ve “hayır” seçenekleri esas olarak sadece bir hükümet yönetim modeline onay verip vermemekten ziyade esas olarak siyasetin “nasıl”, hangi değerler savunularak yapılacağı üzerindir. Türkiye hayali üzerinedir.

Referandum öncesi başlayan MHP’nin AKP’ye verdiği destek ve son olarak “Cumhur İttifakı”yla seçimlere ittifak ile gitme kararı, toplumsal baskının artacağını ve “yerli ve milli” söylemi ile bu ittifakın dışında kalan herkesin “öteki”, “düşman” ilan edileceğini göstermektedir.

Başlattığı toplumsal mühendislik projesi ve siyasi pratikleri ile AKP’nin yüzde 50 almış bir merkez partiden çok milliyetçiliğe eklemlenen  muhafazakârlığı ağır basan bir marjinal sağ partiye dönüştürmüştür.

Bu durumu, verili bir gerçek olarak aldığımızda AKP’nin -ve MHP’nin- hitap ettiği toplumsal kesime, oy aldığı siyasal kitleye siyasal olarak CHP’nin hitap etmesi teorik olarak mümkün ama siyaseten mümkün değildir. Bu açıdan CHP, hiç bir zaman AKP’nin siyasi alternatifi olamaz. Evet CHP, AKP’nin siyasi rakibidir ama siyasi alternatifi değildir. 

AKP’nin 2002’den bu yana oyunu yüzde 34’den yüzde 45-50 bandına taşıması; tüm bu kitlenin parti ile bağının, aidiyetinin çok yüksek olduğunu anlamına gelmez.

Şunu unutmamak gerekiyor ki, AKP’ye oy veren kitlenin büyük bir kısmı geçmişte merkez sağ partilere oy vermişti. Bu bağlamda ikinci nokta ise gençlerin referandum ile birlikte AKP’den uzaklaştığıdır.

Bugün gelinen noktada AK Parti karşısında daha etkili, daha yapıcı ve toplumu daha çok kucaklayan bir muhalefetin varlığı hayati önem kazanmıştır. CHP, siyasetin solundan bunu yapıyor ama Türkiye’nin temel ihtiyacı AKP’nin oy aldığı toplumsal kitleye hitap edecek güçlü merkez sağ siyaset ve parti ya da partilerdir.

Merkez sağ siyasi değerlere ve geleneği sahip çıkan, o mahallenin dilini kullanan, Cumhuriyet değerleri ile barışık, laik devlete inanan merkez sağ siyaset ve partilerdir.

Meral Akşener liderliğindeki İyi Parti, bu açıdan önemli bir şanstır. İyi Parti’yi önemli kılan sadece MHP’den kopanların , sadece milliyetçilik üzerinden siyaset yapanların değil daha geniş bir merkez sağ geleneğe sahip çıkanları da içinde barındırması ve söylemini buna oturtmasıdır. Bu yönüyle de, AKP karşısında ciddi bir seçenektir. Çünkü İyi Parti AKP’nin seçmen tabanına hitap etmektedir. Tabi ülkenin batısında da CHP tabanına hitap ettiği gerçeğini de unutmadan.

Bu haliyle İyi Parti, AKP, MHP ve CHP tabanında oy alma potansiyeline sahiptir.

Aynı şekilde Temel Karamollaoğlu’nun liderliğinde SP de, içinden geldiği kültürel kimliğin benzerliği, aynı seçmen tabanına hitap etmeleri, bu tabanla geniş bir ortak değerler kümesi paylaşması açısından AKP’den oy alabilecek ciddi bir potansiyele sahiptir.

Aynı kültürel kimlikten, aynı değer sisteminden gelmelerine rağmen, siyaset yapma tarzı, Türkiye’ye bakış, sorunlara bakış ve tanımlama konusunda SP, AKP’den 180 derece farklı yerde durması; toplumsal sorunlara dikkat çekmesi kadar, önerdiği çözüm önerilerinin de AKP tabanında alıcı bulduğundan kuşku yoktur.

AKP tabanında, Türkiye’nin içinde olduğu sorunların farkında olan ve bundan rahatsız olan belli bir kitlenin olduğunu araştırmalar göstermektedir.

Bu açıdan İyi Parti ve SP gerek ayrı ayrı ayrı gerekse ittifak yoluyla toplamda AKP’ye siyaseten alternatif oluşturma potansiyeline sahip en güçlü iki partidir.

Bu iki partiye yönelik AKP ve MHP’den gelen siyaseten görmezden gelme ve baskı altına alma çabası bu potansiyeldendir.

Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, izlediği siyasetle CHP’yi geçmişin bagajlarından kurtarma ve toplumu klasik seçmen tabanına açma yolunda önemli adım atmıştır. Bu politika devam etmelidir. 

Unutmamak gerekiyor ki, bu iki parti CHP’den farklı olarak AKP’nin sadece siyasi rakibi değil aynı zamanda siyasi alternatiftir.

Türkiye’nin normalleşmesinin yolu biraz da buradan geçmektedir.

 

 

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın