Saadet Partisi farklı olarak ne söylüyor?

Saadet Partisi farklı olarak ne söylüyor?

16 Nisan Referandum süreci öncesinde de sonrasında da siyaseten en çok dikkat çeken parti, Saadet Partisi (SP) ve lideri Temel Karamollaoğlu.

SP, referandumda “hayır” cephesinde yer almakla kalmadı, referandum ile getirilmek istenen düzenlemelere, siyaseten yaptığı haklı eleştirilerle de, kamuoyundan olumlu tepki aldı.

SP, aynı olumlu tepkileri son dönemde de almaya devam ediyor.

Özellikle AKP-MHP ortaklığı ile oluşan “Cumhur İttifakı”na katılması için gelen davetlere verdiği olumsuz tepkiler ve bu ittifaka ve AKP iktidarına yönelik eleştirileri ile kamuoyunda dikkatle izleniyor, takdir ediliyor.

***

SP ve lideri Temel Karamollaoğlu özetle, Türkiye’nin son yıllarda büyük ölçüde siyaseten kutuplaştığını ve siyasi önceliğin bu kutuplaşmanın sona ermesi olduğunu söylüyor. Karamollaoğlu bunun yolunun da, siyasi dil ve üslubun çatışmacılıktan kurtulup, kucaklayıcı olmaktan geçtiğini söylüyor.

Bu basit ama önemli tespiti, SP Lideri Temel Karamollaoğlu dışında yapan farklı siyasi partiler var ama hiç biri bu kadar etki yapmıyor.

Yapmıyor çünkü, SP ve Karamollaoğlu muhalefete partileri gibi AKP’ye dışarıdan değil içeriden yani AKP’nin geldiği kültürel kimlik içinden yapıyor ve aynı kültürel kimlik üzerinden siyaset yapanları eleştiriyor.

SP ve Karamollaoğlu’nu siyaseten anlamlı ve özel kılan bu.

AKP ile aynı kültürel kimlikten gelmesine rağmen AKP’yi sert biçimde eleştiriyor. Eleştirileri AKP tabanında karşılık buluyor. İslami hassasiyetler dışında beklentisi olmayan AKP seçmenlerini etkiliyor. Etkileyecek de.

***

İçerden gelen bu eleştirel siyasal duruş, SP’yi siyaseten AKP seçmeni için de bir seçenek haline getiriyor.

AKP tabanında SP’yi anlamlı siyasi bir seçenek haline getiren ise İslami/ilahi olana mündemiç olan “ahlak” ve “vicdan”.

Benim gibi seküler değerlere sahip insanlar için, “ahlak” ve “vicdan” her ne kadar bireysel tercihlerden neşet etse de, muhafazakâr dünyada bu kavramlar İslami/ilahi kimliğin bir parçası.

SP’nin siyaseten yaptığı eleştiri ve sunduğu siyasi alternatiflerin toplumun geneli tarafından anlamı bulunması; aynı kültürel kimlik içinde gelen AKP’den farklı şeyler söyleyebilmesinden geliyor.

***

Bu iki partinin bugünkü siyasal konumları tarihsel bir analoji ile baktığımızda açık biçimde ters yüz olduğunu görebiliriz. 28 Şubat Süreci sonrasında kurulan Fazilet Partisi (FP) içinde siyaset yapma tarzı, savunulan siyasi değerler gibi temel başlıklarda ortaya çıkan farklılaşma, partinin kapatılması ardından “yenilikçi”ler ve “gelenekçi”ler şeklinde tezahür etmişti.

AKP, yenilikçilerin, SP ise gelenekçilerin partisi olarak kaldı.

İki parti aynı kültürel kimlikten gelip farklı siyasal söylem, siyasi değer temsili, farklı siyaset yapmak tarzı ile birbirinden ayrıldılar.

AKP, o günkü SP’den farklılaşıp, “milli görüş gömleğini çıkararak”, siyaseten merkeze geldiği ölçüde, Türkiye’nin demokratikleşmesi yolunda mesafe aldı. Ancak Arap Baharı sonrasında, önce dış ardından dış politikaya uyumlu iç politika ile “çelikten” üretilmiş milli görüş gömleğini yeniden giydi.

Bu açıdan yenilikçi AKP aslına rücu ederken; içinden çıktığı kültürel kimliği daha da içe kapatıp, toplumun farklı kesimleri arasına duvar örmesine yol açmaktadır. Buna karşın, gelenekçi SP, siyasal söylem ve önerdiği politikalarla AKP’nin boşalttığı siyasi alana doldurmayı hedeflemektedir.

***

AKP yetkililerinin, “SP tabanı bize yani ittifaka oy verir” mealindeki açıklamaları, temenniyi geçen bir gerçekliğe tekabül ediyor da olabilir de, olmayabilir de. Ama bu, muhafazakârların önünde bulundukları yol ayrımını ortadan kaldırmıyor.

Bu tercihi ilahi referanslı olsa da siyasal olduğu ölçüde seküler dünyaya ait olacaktır.

Bu tercihin bir ucunda İslam’a mündemiç olan çoğulculuğun gündelik hayatın parçası olması yönünde farklı olanla iletişim kurabilen, onunla konuşabilen bir anlayışın siyasallaşması, diğer ucunda gücün tanımladığı İslami yorumun tek doğru olarak tüm topluma empoze edilmesinin savunulması bulunmaktadır.

Başka bir ifadeyle bir yanda İslam’ın kamusal alanda yaşayabilmesinin yolunu açılabilmesi, diğer yanda kamusal alanın İslamileştirilmesi tercihi bulunmaktadır.

Mevcut koşullarda SP ve AKP arasındaki temel fark, yukardaki iki farklı siyasallaşmayı temsil etmeleridir.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

1 Yorum

  1. Ayten Aydn says:

    Insani tamamen yeniden yaratmanin gerektigi zamanimizda partilesme fikri artik tutmaz oldu. adi saadet te olsa bu parti isi degil, sanat ve sanatkarlarin isi.

Düşüncenizi Paylaşın