Düzenin Sermayesi, Sermayenin Düzeni

Düzenin Sermayesi, Sermayenin Düzeni

Sermaye sahiplerinden demokrasi, hukuk ve insan haklarını ilkesel olarak desteklemelerini bekleyecek değiliz. İstikrar varsa, riskler öngörülebilirse, piyasa kararınca düzenlenmişse o ülkede iş var demektir. Hele de kendine bir büyüme hikayesi yazmışsa memleket, değmeyin patronun keyfine. İstikrar ve kârlılığı sürdürecek reformlar gelecekse, Türkiye’de parlamenter düzenin yerini başkanlığın alması sermaye tarafından elbette olumsuz karşılanmaz.

Dünya Bankası’nın iş yapma kolaylığı endeksinde üst-orta gelir düzeyindeki 51 ülke arasında Türkiye 16. sırada. Bu 51 ülkenin 22’si parlamenter sistemle yönetiliyor. Yani ilk bakışta sermaye için bir sistem ötekine yeğ değil. Ancak, parlamento mekanizmasından azade bir sistemin orta ve büyük ölçekli sermaye lehine reformları hızlandıracağı savı tartışılmaya değer. Başkanlık sisteminin siyasi düzeni kişiselleştireceğini ve siyasi rekabetçiliği sekteye uğratacağını söylemek için medyum olmaya gerek yok.

Pekiyi bu durum sermayenin lehine mi? Her zaman değil. Karar verici tekelle müzakere, birden çok partiyle veya kişiyle müzakereden daha dolambaçsız. Ancak tekel karar alıcının rant dağıtım ağına girme rekabetinde batık maliyetlerin artmayacağı ne malum? Dahası, bu ağın dışında kalmanın bedeli piyasadan silinmek demek. Yani sermaye bir “ya hep ya hiç” girdabına girmeye hazır mı? Bu ağın zaten gediklisi olan şirketler kendilerini rahat hissedebilirler ancak mevcut konumlarının garantisi olmadığı gibi ağdan aforozun bedeli zuladakini kaybetmek demek.

Öte yandan, “biz daha iyisi yapana kadar en iyisi bu” deyip parlamenter sistemi arkalamanın bugünkü bedeli de zuladakini kaybetmek değil mi? Öyleyse sermaye için iki seçenek kalıyor ya parlamenter sistemi aşındıran unsurlar ile mücadele etmek ya da “ya nasip” deyip yeni sisteme yelken açmak. Sermayeden mücadele beklememeyi öğreneli on yıllar oldu.

Pekiyi küresel sermaye Türkiye’nin yavaş ve sancılı bir vasat büyüme dönemine girmesine göz yumar mı? Alternatifi varsa tabii ki yumar. Pekiyi alternatifi var mı? Hele bir ABD, Fransa, Almanya seçim vartasını atlatsın sonra duruma bakarız. Şimdiki mesele vaziyeti idareden ibaret.

Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezuniyetini takiben yerel yönetim düzeyinde kültürel koruma ve kırsal kalkınma projelerinde çalışmış, genel seçimlerde aday kampanyası yürütmüştür. Genç istihdamı ve sosyal kalkınma alanında çalışan Türkiye’nin ilk gençlik kooperatifi olan Genç İşi Kooperatif’in kurucu ortağıdır. Johns Hopkins Üniversitesi SAIS’te Uluslararası Kalkınma ve İktisat alanında yüksek lisansını ve aynı kurumda araştırma asistanlığını sürdürmekte, işgücü piyasası ve uluslararası kalkınma finansı alanlarına odaklanmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın