Suriye’de Türkiye masaya nasıl döner?

Suriye’de Türkiye masaya nasıl döner?

Geçtiğimiz hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya’yı ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan iki ülke ilişkilerini, 24 Kasım (savaş uçağının düşürülmesi) öncesine dönmesi konusunda ne kadar çaba harcasa da, Rusya bu konuda daha temkinli.

Nitekim Rusya lideri Putin de, diğer yetkililer de; “ilişkilerin eskiye dönmesinin zaman alacağını” sık sık ifade ettiler.

Rusya açısından bakıldığında bu pozisyonun anlamlı olduğunu görüyoruz. Çünkü Rusya, Erdoğan/AKP iktidar blokunun uluslararası alandaki sıkışmışlığın farkında ve bu durumdan yararlanmak istiyor.

İkincisi Rusya, Türkiye ile yakınlaşarak İran’la birlikte Batı’ya karşı yeni bir pozisyon üretmenin yollarını da arıyor.

 

ESAD GİTSİN BİZİMKİLER GELSİN

Rusya’nın bu hedeflerine rağmen şunu da unutmamak gerekiyor ki, iki ülke arasındaki ilişkiler savaş uçağının düşürülmesi nedeniyle daha da gerilmiş olsa da, esas ayrılığın, iki ülkenin Suriye politikasında.

Erdoğan/AKP iktidar blokunun Suriye’deki temel pozisyonu başından bu yana “Esad gitsin” oldu. Bu pozisyon Katar ve Arabistan’ın desteğiyle bir süre sonra “Esad gitsin, bizimkiler gelsin”e döndü. Bu hedefin gerçekleşmesi için, 2011’de Batı ile kurulan koalisyona bile mesafe aldı Türkiye. Sonraki süreçte Suriye’de radikal İslamcı muhalif gruplar (o dönem IŞİD’in içinde olduğu El Nusra) desteklendi.

Buna karşın Rusya’nın temel pozisyonu ise ilk günden bu yana Esad’ı desteklemek oldu. Bu süreçte İran ve Çin de Batı’nın politikalarına karşı Esad’dan yana oldu.

Bu bağlamda Erdoğan/AKP iktidar blokunun Suriye politikasında radikal bir değişim olmadan Rusya ile siyasi ilişkilerin düzlemesi ve Erdoğan/AKP iktidar blokunun beklentisi olduğu üzere Batı’nın alternatifi haline gelmesi kolay görünmemektedir.

 

RUSYA ve BATI’NIN ORTAKLIĞI

Çünkü, Erdoğan/AKP iktidar blokunun giderek mesafe aldığı Batı’nın (ABD ve AB) Suriye’ye yaklaşımı, Rusya ile benzer kaygıları taşımaktadır.

Bugün Batı’nın Suriye’de önceliği Esad’ın gitmesi değil Suriye ve Irak’ta varlığını sürdüren radikal İslamcı IŞİD ve terörüdür. Batı IŞİD ve terörünü minimize edene kadar bu mücadeleyi sürdürecek görünmektedir.

Aynı şikede Rusya için de Suriye’deki öncelik Esad üzerinden bölgesi siyasi nüfuzunu korumak kadar, IŞİD tehdidinin ortadan kalkmamasıdır.

Bu açıdan Rusya’nın Suriye politikası, Erdoğan/AKP iktidar blokunun sürdüğü politikalara değil Batı’nın politikalarına daha yakındır. Rusya’nın da Batı’nın da ortak hedefi radikal İslamcı IŞİD ve benzeri yapılardır.

Batı IŞİD’e karşı Kürtler aracılığıyla mücadele ederken; Rusya aynı hedef için Esad güçlerini doğrudan desteklemektedir.

Rusya ve ABD’nin Suriye’deki temel pozisyonu bu iken, Erdoğan/AKP iktidar blokunun Rusya ile ilişkileri 24 Kasım öncesine getirmesi de teorik olarak zor görünmektedir.

Ancak her şeye rağmen Başbakan Binali Yıldırım, Suriye konusunda olumlu gelişmeler olacağının sinyalini eriyor. Hatta bunun için “6 aylık” bir dönem bile telaffuz edildi.

Gerçekten AKP 6 ay içinde Suriye konusunda adımlar atar mı, atarsa nasıl adımlar atar hep birlikte göreceğiz.

 

AKP’NİN YOL HARİTASI 

Ancak şu çok açık ki, eğer Erdoğan/AKP iktidar bloku Suriye’de adım atacaksa bu sadece Esad’ın kalışını razı olmakla sınırlı olmayacak.

Atması gereken iki önemli adım daha vardır. Bunlardan ilki, ideolojik akrabalığı olan IŞİD başta olmak üzere Suriye’deki radikal İslamcı örgütlerle ilişkiyi zımni dayanışmadan mücadeleye dönüştürmek ve Batı öncülüğündeki koalisyonun etkin bir parçası olmaktır. Bu ise IŞİD ve diğer radikal İslamcı örgütlerle Suriye’den önce Türkiye’de mücadeleye başlamasını zorunlu kılacaktır.

İkinci ve daha önemli adım da; Kürtlerin Suriye’deki varlığının kabul edilmesidir. Suriye’de Kürtleri yok sayan, bir yaklaşımın Suriye politikasının değişimi anlamına gelmeyeceğini görmek gerekiyor. Çünkü Esad’ın kalışı Rusya ile ilişkileri iyileştirmeye tek başına yetmez. Bu değişimin bir parçası da IŞİD ve diğer radikal İslamcı örgütlerle mücadeledir.

Bu süreçte Batı’nın IŞİD ve diğer radikal İslamcı örgütlerle mücadele en güçlü siyasi ve askeri ortağı olan Kürtleri yok saymak bölge gerçeğini ıskalamak olur.

Son olarak, Rusya ve ABD’nin IŞİD’e karşı ortak operasyon yapma olasılığını da dikkate aldığında; Erdoğan/AKP iktidar blokunun uluslar arası ilişkilerde hangi siyasal kutpu seçerse seçsin kendisine yeni partner/ler bulmasının yolu sadece liderler zirvesiyle değil Suriye politikasında radikal değişikle mümkündür.

Suriye’de “Esad kalsın” ama “PYD’yi tanımıyoruz” politikası, göle maya çalmaktan başka işe yaramaz.

Suriye’deki bu gerçeği görmeden Suriye’de radikal bir politik değişim olmaz.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın