Kılıçdaroğlu neden hedef seçildi?

Kılıçdaroğlu neden hedef seçildi?

Dün Artvin’de Anamuhalefet Partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik bir terör saldırısı gerçekleştirildi.

Saldırı’da 1 asker şehit olurken, 2 asker de yaralandı. Bir korumanın ilk ateşten sonra roketatarlı grubu fark edip karşılık vermesiyle Kılıçdaroğlu’nu hedef alan esas saldırı gerçekleşmemiş ve büyük bir felaket önlenmiş oldu.

Resmi açıklamalara göre terör eylemini PKK gerçekleştirdi.   PKK’nın uzun süredir Karadeniz’e açılma planı kapsamında bölgede bazı illerde terör saldırısı gerçekleştiriyor.

Kılıçdaroğlu’na saldırı yapacak duruma geldiklerine göre bunda mesafe katettikleri ortada.

Ancak şunu hatırlamakta fayda var ki, PKK’nın bu bölgede ve Türkiye genelinde son dönemde etkili olmasında en önemli faktör kuşkusuz, Mart 2016’da 9 yasadışı terör örgütünün ‘Hakların Birleşik Devrimci Hareketi’ (HBDH) çatısı altında bir araya gelmesidir.

Kılıçdaroğlu’na saldırıyı PKK yapmış olsa da, eylemi gerçekleştirenlerin PKK’lılardan çok HBDH çatısındaki sol gruplardan biri olma olasılığı daha yüksektir.

 

TEHDİT HEP VARDI

Bu aşamada en çok sorulan soru neden Kılıçdaroğlu’nun hedef seçildiğidir?

Hemen şunu ifade edelim ki, Kılıçdaroğlu sadece 15 Temmuz kanlı darbe girişimi sonrasında değil öncesinde de hedef isimlerden biriydi. Son dönemde bu yönde gelen istihbarat artsa da bu tehditlerin eskiden var olduğunu ortadan kaldırmaz.

Nitekim 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Ankara’da bir şehit cenazesinde yumurtalı saldırıya uğramış; İstanbul’da katıldığı bir şehit cenazesinde de önüne kurşun bırakılmıştır. Bütün bu süreçte iktidarın da, iktidara yakın medyanın da açık bir hedefi olmuştur.

Ancak son dönemde artan tehditlerden olsa gerek, koruma sayısı arttırılmış, programlar daha dikkatli yapılmaya başlanmıştır.

Kılıçdaroğlu’nun hedef seçilmesi en yenisinden başlayarak pek çok sebebe dayandırmak mümkün.

CHP’nin TSK’nın Carablus’a karşı başlattığı askeri operasyona şartlı destek vermesi, Yenikapı Mitingi’ne katılması, 15 Temmuz kanlı darbe girişimine uçaktan inip öğrendiği andan itibaren karşı çıkması ve kültürel olarak sahip olduğu Alevi kimliği hedef seçilmesinde nedenlerden bazılarıdır.

 

KILIÇDAROĞLU TÜRKİYE’NİN VİCDANIDIR

Ancak Kılıçdaroğlu’nun hedef seçilmesinde bana göre en önemli neden; “O’nun dolayısıyla CHP’nin herkesle konuşabilme imkanı ve bunun yarattığı potansiyel güçtür”.

Gerek Kılıçdaroğlu’nun kişiliği gerekse CHP’nin kurucu parti olarak tarihsel konumu; siyasi ve toplumsal olarak kutuplaşmış Türkiye’de, uzlaştırıcı misyonla iktidardan muhalefete herkesle görüşebilme imkanın sahiptir.

Yani Kılıçdaroğlu AKP lideriyle görüşebildiği gibi MHP lideri ve HDP’nin eşbaşkanları ile görüşebilme, diyalog kurma imkanına sahip bir liderdir. Bu kabul edelim ki, kutuplaşmış Türkiye fotoğrafında önemli bir potansiyel güçtür.

Türkiye’nin 7 Haziran seçimi, 20 Temmuz başlayan çatışma süreci, 1 Kasım seçimi ve son olarak da 15 Temmuz kanlı darbe girişimi gibi referans tarihlerin hepsinde Kılıçdaroğlu, hem herkesle görüşebilme hem de Türkiye için ortak bir aklı, dili ve duruşu göstermesi açısından her kesim tarafından takdir edilmiş ve sahiplenilmiştir.

Özellikle 15 Temmuz darbe girişimine karşı meydanlarda “Darbeci CaHaPe” olarak eleştirdikleri CHP ve lideri Kılıçdaroğlu’ndan gelen tepki tüm algıyı yıkmıştır.

Bütün bu özellikler siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın dindirilmesi konusunda Kılıçdaroğlu’nu özel kılmaktadır.

Kılıçdaroğlu’nun 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan toplumsal uzlaşmanın realize edilmesi konusunda HDP’nin de sürecin içinde olması hassasiyetini her fırsatta dile getirmiştir. Bunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle toplanan liderle zirvesinde de, davet edildiği Yenikapı Miting’inde de ifade etmiştir.

İşte CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu hedef yapan en önemli nedenlerden birisi, budur.

Kılıçdaroğlu bu yönüyle, toplumun vicdanını, sağduyusunu ve ortak aklını temsil etmektedir.

Bunun içindir ki, Kılıçdaroğlu’na yönelik terör saldırısını kendilerini her ortamda önemseyen HDP’nin, sadece saldırıyı kınamakla yetinmemesi gerekiyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın