Yağmurlu Bir Günde Görmüştüm Seni: Siyaset ve Futbol

Yağmurlu Bir Günde Görmüştüm Seni: Siyaset ve Futbol

Portekiz’in eski diktatörü Salazar dönemine addedilen “ Fatıma (Din), Fado (Arabesk), Futbol (Spor)” sözü uzun yıllar uyutulan toplumların nasıl yönetilmesi gerektiğine yönelik bir kullanım kılavuzu olarak görüldü. Bana bu sözleri anımsatan elbette ki Beşiktaş’ın yeni bitirilen Vodafone Arena stadının resmi açılış töreninden yansıyan görüntüler oldu.

Beşiktaş’ı ilk olarak tutmaya başladığım da henüz beş yaşındaydım. Ortaokula başladığımız yıllarda Sarı Fırtına Metin sağ kanattan yaptığı fuleleriyle rakip defansı dağıtıyor, Atom Karınca Rıza hiç bir penaltıyı kaçırmıyor, Feyyaz kafa vuruşlarında affetmiyor, Ali Gültiken en beklenmedik anlarda fileleri havalandırıyordu. Başkanımız Süleyman Seba eski pardösüsüyle kendisini ziyarete gelen gazetecilere apartman dairesinde simit ikram ediyordu. Hem şampiyonluklara hem de ikinciliklere alışmıştık. Yenilince çok yerinmiyor, yenince çok fazla ovunmuyorduk. Siyah Beyaz demek ölçülü olmak demekti. Aradan yıllar geçti, o şampiyon kadro tarih oldu, Seba yaşama gözlerini yumdu, adımımızı attığımızda içimizin titrediği İnönü Stadı yıkıldı, yerine son derece görkemli bir yapı, Vodafone Arena yapıldı. Yapıldı yapılmasına da stattan çok açılışında yaşanılanlar konuşuldu.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü Başkanı Fikret Orman Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleşen törende Beşiktaş’ın büyükleri Şeref Bey, Baba Hakkı, Süleyman Seba gibi isimlerden neredeyse hiç bahsetmezken, cumhurbaşkanına stadın yapım sürecinde vermiş olduğu destekten dolayı övgü üstüne övgü yağdırdı. Siyasi iktidarın tam kadro olarak yer aldığı açılış töreninde Beşiktaş taraftarı tahmin ettiğim kadarıyla, tatsızlık olmasın diye çağrılmamıştı; zaten taraftar ertesi gün kendine yakışan bir açılış yaptı Bursaspor maçıyla. Bu resim günümüz Türkiye’sinin de resmiydi bence. Halkla ilişkisi giderek zayıflayan siyasi bir elit, bu siyasi elitten kendi adına kazanımlar elde etmeye çalışan spor ve iş dünyası.

Doğrudur, Beşiktaş’ın tarihi Balkan Savaşlarından günümüze bu ülkenin de tarihidir, ama halkın takımı olarak da bilinen Beşiktaş hiç bir dönemde siyasi iktidar ile ilişkisini ekonomik çıkar üzerinden kurgulamadı. Aslında baktığımızda devletin statların yapımına kaynak ayırması kadar daha doğal bir şey olamaz. Sonuçta kullanılan bütçe kaynağı da halkın verdiği vergilerden geldiğine göre, devlet sadece vatandaşa yönelik görevini yerine getirmiş oluyor, Vodafone Arena’nın yapımına destek vererek. Bunun için kişiler karşısında bu kadar eğilip bükülmenin ne anlamı var? Mesele korku mu yoksa çıkar mi anlaşılır gibi değil.

Gelelim yazının başında değinmiş olduğumuz Salazar söylemine. Futbol siyasi baskı altındaki toplumlara bağırıp çağırarak, küfrederek ferahlama yolu sunduğu kadar siyasi söylemlerin de yükseldiği bir mecra aslında. Ayrı bir açılış töreni yapılmış olmasının da sebebi bu aslında. Politikleşmiş bir futbol taraftar grubunun yarattığı endişe siyasi seçkinlerin halktan daha da uzaklaşmasına neden oluyor. İstenilen siyaset dışı futbol için Türkiye su anda gereğinden fazla politize olmuş durumda. Bu nedenle ne kadar stat açılırsa açılsın seçkinlerin kafalarındaki endişe geçmek bilmiyor.

 

Doktorasını George Mason Üniversitesi'nde çatışma çözümlemesi alanında tamamlayan Doğa Ulaş Eralp, Washington'da American Üniversitesi`nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. "Politics of the European Union in Bosnia-Herzegovina: Between Conflict and Democracy" ve "Turkey as a Mediator: Stories of Success and Failure" adlı kitapların yazarıdır.

Düşüncenizi Paylaşın