AKP Hegemonyası Nasıl Yıkılabilir?

Türkiye, Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını sistematik olarak reddeden, Osmanlı dönemine öykündüğünde bile en gerici formları esas alarak şekillenen, bilime, sanata, barışçıl bir toplumsal düzene, kısaca insanca yaşamaya dair hangi değer varsa ona düşman bir zihniyetin iktidarını yaşamaktadır. 2016 yılından geriye dönüp baktığımızda AKP hükümetleriyle geçen 14 yıllık süreçte yaşanan hiçbir politikanın tesadüf olmadığını ve arkasında derin bir “savaş mantığı” olduğunu bir kez daha görüyoruz.
AKP’nin kendisini liberal sol çevreler aracılığıyla demokratik gösterip belirli bir meşruiyeti sağladıktan sonraki başkalaşımı bazı kesimler için yanıltıcı olarak nitelendirilse de bunun böyle olacağını görmemek esasen mümkün değildi. Ancak 1980 darbesi sonrası Kenan Evren tarafından yaratılan ve Türk-İslam sentezine oturtulan yapay Atatürkçülük biçimi üzerinden topyekün bir Cumhuriyet rejimi ve Mustafa Kemal karşıtlığı yapan çevreler AKP’nin demokrat olabileceği yanılgısına düştüler. Bugün geldiğimiz noktada o çevrelerden insanlar da bunun mümkün olmayacağını gördüklerini söylemekteler. İşte bu noktada AKP’nin hegemonyasıyla sağlıklı bir şekilde mücadele edebilmenin yolu bilgiye dayalı siyasette ısrar etmekten geçiyor ve bunu örgütlemek görevi de en çok CHP’ye düşüyor.
PARTİ ÖRGÜTLERİ FİKİR ÜRETMELİ
Demokrasinin dört yada beş yılda kurulan sandıkta oy kullanmaya indirgendiği bir atmosferde politikada aktör olanların da “deneyimli siyasetçiler” olması sürpriz bir durum değildir. Hiç şüphesiz siyasi örgütlenmelerde deneyim göz ardı edilemez ancak özellikle parti örgütlenmelerinde gençleri salt iş gücü olarak gören anlayış kesinlikle sağlıklı çözümler üretememektedir. Partilerin gençlik örgütleri ana kademe siyasetin bir kopyası değildir ve olmamalıdır. Bugün özellikle CHP gençlik örgütlerindeki gençlerin büyük bir kısmı üniversite öğrencisidir ya da öğrenci olmasa dahi belirli ölçülerde okuyup yazmakta ve fikir almaya çalışmaktadır.
Fikir üretebilmek için mücadele etmeye çalışan bu gençliğin sadece bayrak asmaya yarayan gençler olarak görülmesi siyasetin bilgisiz hale getirilmesine ve esasen AKP’nin yaratmak istediği düzene hizmet etmektedir. Siyasette bilgisizliği kutsayan bir zihniyetle mücadele etmek için siyasetin her alanında bilgiyi ve fikri ön plana çıkartarak sağlıklı bir perspektif yaratmak her şeyden önce mecburi bir görevdir. Partilerin büyük kurumlara dönüşmesinin ve gençlik örgütlerinin de ana kademeye benzeyen örgütsel yapıyla kurulmasının en büyük zararı basit delege hesapları, hakim olma savaşları gibi son derece sığ ve gündelik bir noktada takılıp kalan bir işleyiştir. Oysa özellikle genç siyasetçilerin konusu delegeler ve kongre savaşları değil fikirsel tartışmalar olmalıdır. Aynı rutinler üzerinden yıllarca ilerleyen bir parti bürokrasisi bir yerden sonra gerilemeye mahkumdur. Gençliği partinin kalın çizgilerine hapseden ve fikir üretmelerine olanak tanımayan anlayış esasen o partinin en büyük düşmanıdır. Gençler bizim yarınımız demekten ziyade gençlerle bugün bir fikirsel ortaklık kurabilmek bu konuda yapılması gereken ilk şeydir.
TOPLUMSAL MESELELERLE İLGİLENEN BİR GENÇLİK
Bilgiye dayalı siyasetin yapılabilmesi ve toplumsal meselelere doğru çözümler getirilebilmesi için ilk aşama bu meseleler hakkında bir farkındalık yaratabilmektir. Farkındalık yaratabilmek için de bu konularda parti içi veya parti dışı nitelikli eğitimler verilebilmeli ve bir işleyiş oluşturulmalıdır. Yani kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan bir genç; toplumsal cinsiyet eşitliğinde, çevresel politikalarda, yeni medya konularında, siyaset felsefesinde, aktivizm pratiklerinde ve bunlar gibi birçok konuda bilgi sahibi olmalı aynı zamanda bu kavramlar üzerinde bir tartışma yürütebilmelidir.
Özellikle Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan olmasından sonraki süreçte CHP içerisinde gençlerin fikir üretmesini destekleyen bir anlayış her geçen gün daha da güçlenmekte. Bizzat Kılıçdaroğlu da her ortamda gençlerin fikirlerini dinlemekte ve belirli şekilde politikasının içerisine bu fikirleri dahil etmektedir. Ancak gençlerin fikirlerine önem vermeyen bir liderin olması durumunda bunun mücadelesini verebilmek için öncelikle tüm gençlerin kendisini çok iyi bir şekilde yetiştirmesi ve alttan üste doğru bir baskı kurabilmesi gerekmekte. Neo-liberalizm, bireyler üzerinde uzmanlık dalları yaratmakta ve bireylerin tek bir konuda uzmanlaşmasını öngörmekte. Oysa ki insanların ve özellikle gençlerin analitik düşünerek tüm toplumsal meselelerle ilgilenmesi ve esasen bu meselelerin birbiriyle bağlantısını görmeleri sağlanmalıdır. Yukarıdan verilen hiç bir hak uzun vadede bir kazanım değildir.
Zihniyetin değişmesi için bu anlayışın içselleştirilmesi bir mecburiyettir. Toplumsal meseleler hakkında bilgili, dünya ve ülke gündemini takip eden gençlerin parti görevlerinde aktif hale gelmesi hem Türkiye Sosyal Demokrat hareketi hem de CHP için büyük bir kazanç olacak ve iktidar olabilmenin yolunu açacaktır.
CHP, BİLGİYE DAYALI SİYASETİ ÖRGÜTLEMELİ
AKP kendisini sistem içinde bir parti olarak değil yeni bir kurucu irade olarak görmekte. Anayasayı değiştirmeyi söylemek yerine “yeni anayasa” söylemi de bunun bir göstergesi. Toplumsal meşruiyetini STK’lar ve Vakıflar üzerinden kuran, siyaseti sadece parti örgütlerine indirgemeyen AKP’ye karşı sadece parti örgütlenmesi ile mücadele etmenin mümkün olmadığını hep birlikte görmekteyiz. Partinin hiyerarşik ilişkilerinin minimuma indirildiği bir ortamda tüm parti örgütlerinin küçük hesaplar yerine ayağı yere basan fikirlerle ilgileneceği görülecektir. CHP, bugün toplumsal muhalefetin öncüsü olma noktasında kilit bir rol oynamaktadır.
Özellikle CHP’li gençlerin Kürt Meselesi konusunda daha özgürlükçü ve barıştan yana olduğu bir gerçektir. Aynı zamanda tüm Türkiye’de CHP Gençlik örgütlerinin daha solda bir siyaset çizgisi izlediği ve toplumsal muhalefet örgütlenmelerinde aktif olduğu görülmektedir. Eğer insanların zihnindeki “CHP statükocudur” algısı kırıldıysa bunu sağlayan en önemli gelişme de fikirlerin ön plana çıkarılması ve bunun üzerine siyaset kurgulanmasıdır. Önümüzdeki dönemde bu pratiklerin daha da artacağını öngörmek çok zor değil. Yani; ülkenin kurucu iradesini özümsemiş, günümüz şartlarında tüm meselelere kafa yoran, özgürlükçü ve barıştan yana bir siyaset anlayışı CHP’nin geleceği için hiç de kötümser bir tablo olmadığını göstermektedir. İşte bu tablo ne kadar iyi örgütlenebilirse hem CHP hem de Türkiye için aydınlık günler o kadar yakındır…
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümü mezunu olan Egemen Aldoğan Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalında yüksek lisans eğitimine devam ediyor. Medya incelemeleri, yakın siyasi tarih, basın tarihi ve yeni medya üzerine çalışıyor.

2 Yorum

  1. Ayten Aydin says:

    Sayin Aldogan: Cok gerekli noktalara deginmissiniz. Dusunce ve onerilerinizin yolu acik olsun. Sanirim gelecegin emniyeti ve sagligi gunumuzun genclerinin yasamlarindaki en onemli gercekleri ve gerekcelerini farketmeleri ve kendilerini bir isci ve tuketici olarak gelistirmek yerine herbiri ayri degerde olan insan gibi yetismeyi gaye edinmelerinden gececek. Biribirinin ayni insan olmaz ve insanligin gelecegi de insan seviyesinde olan farkliliklarin belirmesi ve onlarin biribirini en dogal sekliyle butunlemesi ile yol alacaktir. Bu da su anda bir kac kisinin ihtiraslari ugruna engellenen ve belki de gerileyen insan evriminin yolunu acacaktir. Savunmaniza ve onerilerinize tamamen katiliyorum.

  2. Sinan Kayalıgil says:

    Bilgiye dayalı siyasete evet. Buna dair şunu da sormak nasıl olur? Siyasette bilgi nasıl türler ya da üretilir? Yalnızca parti taşra örgütlenmesi dışında kalmış, üye ve gundelik yasantisi ile teması olmayan, parti geçmişi bir kaç ay olan merkeze yığılı danışmanların kısır araştırmaları ile mi? Geniş ve oturmuş üye tabanını dinlemeden, kitlesel grupların yaşadıklarının kendilerine öğretikleriini dinlemeden siyasi bilgi sağlıklı türeyemez. Önce üyeleri dinlemeye alısacağiz.

Düşüncenizi Paylaşın