Türkiye Muhalefetinin Gerçek Gündemi

Türkiye Muhalefetinin Gerçek Gündemi

Türkiye bir yol ayrımında. Miadı dolan rekabetçi otoriterlik yerini “Başkanlık Sistemi” adı altında otoriter rejime bırakma emareleri gösteriyor. Yetki gasbına engel çıkaran Meclis aritmetiği iç savaş yeterli olmazsa irredantist bir savaşla aşılmaya çalışılacak. Bu ucuz saray entrikasının Türkiye’ye ödeteceği pahalı bedel ise ölüm, yıkım, baskı ve yoksulluk olacak.

Muktedirlerin varoluşsal kaygısı sorumlusu oldukları yolsuzluk, hukuksuzluk ve katliamların üstünün ilelebet örtülü kalması. Onlar için bu kan ve gözyaşı gündemini dayatmak ahlaktan ve insanlıktan zerrece yoksun olsa da Makyavelist açıdan son derece doğru bir taktik.

Vatandaşın gerçek gündemiyle muktedirlerin ikbal düşkünü gündemi arasında derin bir uçurumun olması garipsenmemeli. Bu uçurumu kapatarak vatandaşın gerçek gündemini siyasetin asli gündemi kılma görevi ise kuşkusuz muhalefetin en büyük ve öncelikli sorumluluğu. Muhalefet partilerinin son bir ayını işgal eden talihsiz gündem maddelerini bir anımsarsak bu sorumluluğun ne derece yerine getirildiğini takdir etmemiz mümkün olacaktır.

Türkiye sonu belirsiz bir maceraya gözü bağlı ve gündemi saptırılmış bir şekilde götürülüyor. Muhalefet, Türkiye için doğru gündemi saptamak zorunda.

Türkiye, havuz medyasının ürettiği kirli içerik ve laf kalabalığına gömülüyor. Muhalefet, Türkiye için öncelikli gündemi damıtmak, doğru kavramsallaştırmak zorunda.

Türkiye, kindar ve dışlayıcı siyasetin nefret söylemine boğuluyor. Muhalefet, Türkiye için yeni gündemin içerici ve kucaklayıcı söylemini oluşturmak ve doğru ifade etmek zorunda.

Kısacası muhalefet, peşine takıldığı anlamsız gündemlerle iktidarın hegemonyasına su taşımak yerine Türkiye için bir başka gündemi oluşturmak, bir başka siyaseti kurmak, bir başka düzeni müjdelemek zorunda.

Gündemin muğlak, polemiklerin amansız, algının kısıtlı ve mecranın bulanık olduğu bir siyasi iklimde muhalefetin ana iletişim ve eylem stratejisi doğru hedefi tespit etmek ve nokta atışı yapmak olmalı. Bu arama sürecine ve saptama çabasına katkı amacıyla Türkiye için bir başka gündem önerimi paylaşmak istiyorum. Listenin ve içeriğin kısalığı sorunların azlığı ya da basitliğinden değil, hedefi, mesajı ve çabayı doğru odaklamanın gerekliliğindendir.

1. Barışı kazanmak

Türkiye, bireysel kariyer ve şahsi ikbal hesabının milli irade ve ulusal çıkar kisvesi altında pazarlandığı kirli bir süreçle kanlı bir savaşa sürükleniyor. Tarihsel olarak dış politikamıza hakim olan temkinli ve uzun soluklu yaklaşımı yeniden anımsatmak, maceracı, mezhepçi ve İhvancı yayılmacılık yerine özgürlükçü dünyanın değerleri ve ticaret diplomasisi merkezli proaktif bir dış politikayı kurmamız gerekiyor.

2. Eşit yurttaşlık

Ayrımcı ve kayırmacı nefret siyasetine karşı istisnasız tüm vatandaşları eşit yurttaşlık temelinde kucaklayacak yeni bir düzenin inşası için siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel içerici süreçleri tasarlamak ve hayata geçirmek gerekiyor.

3. Denge ve Denetleme

Yasama, yürütme ve yargı yetkilerini bir şahısta toplayan kontrolsüz otoriterliği frenleyebilecek denge ve denetleme kurum ve süreçlerini oluşturmak için toplumsal mutabakat hedefli, yeni anayasa tartışmalarını da içerecek, geniş tabanlı müzakereleri başlatmak gerekiyor.

4. Adem-i Merkeziyetçilik

Aşırı merkezileşmiş köhne ve hantal bir parti devletini güçlü yerel yönetimlerle yerindenlik ilkesi ışığında demokratikleştirerek ayağa kaldıracak dinamik ve desantralize bir sisteme dönüştürmek ve bunun için de doğru ölçek tespitlerini yapmak gerekiyor.

Siyaset gündeminin büyük bir karmaşanın toz dumanı içinde vatandaştan bütünüyle koparıldığı ve anlamsızlaştırıldığı bir ortamda açık, yalın ve özlü bir iletişim muhalefetin birincil görevi olmalı.

Unutmayalım ki rejimin hızla otoriterleştiği bir ülkede gerçek gündemi belirleyemeyen ve vatandaşlara doğru gündemi sunamayan muhalefet partilerini de tıpkı tüm yurttaşlar gibi baskı, zulüm, kan ve gözyaşı bekler.

Türkiye’de baskıcı rejim yükselirken muhalefet partilerinin gerçek gündemi idrak sorunsalı yalnızca vatandaşlar için değil kendi kurumları için de varoluşsal bir mesele haline gelmiştir.

TBMM'de 24. dönem CHP Bursa Milletvekili olarak görev yapmış, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Türkiye - Avrupa Birliği Karma Parlamento Komisyonu üyeliklerinde bulunmuştur. Yüksek lisans ve doktora eğitimini Harvard Üniversitesi'nde gerçekleştiren Erdemir, ODTÜ ve Bilkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. Halihazırda Washington’da bulunan Demokrasileri Savunma Vakfı'nda kıdemli analist olarak çalışmaktadır. Sosyal Demokrasi Derneği bilim kurulu üyesi ve İnanç Özgürlüğü için Uluslararası Parlamenterler Girişimi (IPPFoRB) kurucularındandır. 2016 yılında Stefanus İnanç Özgürlüğü ödülüne layık görülmüştür.

2 Yorum

  1. Aycan Kafescioglu says:

    Zaman az ve kritik. Kisa vadede, TBMM uyeleri arasindan, 4 partinin icinden, dogru muhalefet yapabilecek yeni bir birlik olusabilirmi? Lider TBMM icinden veya disindan olabilir; taki durust, akilli, egitimli, cesur, yapici ve tum milletimizi benimseyen olsun.

Düşüncenizi Paylaşın