Apple Şifreyi Kırmazsa İslami Terörist mi Olacak?

Apple Şifreyi Kırmazsa İslami Terörist mi Olacak?

28 yaşında, Chicago doğumlu, kendini Müslüman olarak tanımlayan çevre sağlığı uzmanı Syed Farook, yine kendini Müslüman olarak tanımlayan 29 yaşında, Pakistan doğumlu eşi Tashfeen Malik ile altı aylık kızlarını ninesine emanet edip, Farook’un çalıştığı Kaliforniya San Bernardino İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün noel partisine giderler.

Ancak gittiklerinde Farook’un iş arkadaşları üzerine kurşun yağdırarak 14 kişiyi öldürürler ve 20’den fazla kişiyi ağır yaralarlar.

Farook’un dijital medya üzerinden aşırı dinci gruplarla iletişimi olduğu bilinmektedir. Eşi Malik ise ABD’ye Pakistan’dan nişanlılık vizesi ile gelmiş daha sonra Farook ile evlenerek kalmıştır.

ABD’de bir “İslam terörü saldrısı” temelli korku yaratmak için daha klişe bir senaryo bulmak kolay değildir. Bu arada ABD’de böyle bir terörist eylem yapabilecek müslüman kişilerin bir devlet çalışanı olabilmesi, eşinin de ABD’ye nişanlı vizesi ile kabul edilebilmesi hususları konumuzun dışındadır ancak onu da siz düşünüverin.

Soruşturma ve hukuki süreç başlar. FBI, mahkeme kanalıyla soruşturmanın yürüyebilmesi için Farook’un iPhoone 5C’sinin şifresinin kırılarak içindeki dataya erişim ister.

İşte bu noktada Apple “bunlar nasıl olsa Müslüman verelim gitsin” demez, “bu hain bir terör saldırısıdır verelim gitsin” demez, veya “yüce devletimizin ali menfaatleri gerektiriyor elbette verelim” demez. Ya neder? Özetle “Söz konusu talep ve bu yöndeki karar bir emsal teşkil edecek ve etkileri spesifik olarak bu soruşturmanın ötesine geçecek, ABD çapında yüzlerce federal ve eyalet kolluk kuvveti, savcılar ve saire her “kriminal olduğunu düşündüğü” noktada bizden şifre kırmamızı isteyecek veya yazdığımız şifre kırma koduyla olur olmaz mahremiyet ve iletişim hürriyetleri engellenecek” der.

Tabii bu cevap iki kesim tarafından nefretle karşılanır: 1. ABD’de herkesin ve özellikle tech şirketlerin islamophobic olduğuna ve İslam’ı yok etmeye çalıştığına insanları inandırmaya çalışanlar; 2. Apple’ın bu hareketini “İslami teröre destek, Müslüman teröristi korumak” olarak yorumlayan ABD “vatanseverleri”. Hemen Apple’a karşı bir linç kampanyası başlar.

Oysa kimsenin anlamak istemediği konu Apple’ın terör soruşturmasında gerekli işbirliğini esirgemesi değil şunlardır:

  1. FBI’nın talebi “bir kerecik olsun, bir kereden hiçbir şey olmaz” şeklinde değildir ve yazılacak kodla diğer cihazlar da teknik olarak “hacklenebilir.” Nitekim bu FBI’ın bu yöndeki ilk talebi de değildir. Son dört ayda 17 defa böyle bir taleple Apple’ın kapısını çalmıştır. Ayrıca bu kod yanlış ellere de pekala geçebilir.
  2. Yürütme organının baskılarına rağmen, Kongre’nin bugüne kadar encryption (şifrelemeyi) yasa dışı ilan etmek yönünde ya da encryption kırmaya zorlayıcı bir mevzuat yapmamasının bir sebebi vardır. Bu yönde bir mevzuat olmamasına rağmen mahkemelerle “yolunu bulmak” yanlış bir yoldur.
  3. Mahkeme kararının dayandığı federal kanun bu konuya uygulanamaz. Bu tartışmaya konu tamamen bir ABD federal hukuku konusu olduğu için detaylı girmiyorum. Fakat kısaca söyleyebileceğim şey kararının temeli olarak gösterilen kanunun yanlış bir kaynak olduğunudur.
  4. FBI, bunu Apple’dan talep etmeden önce kendisi tüm teknik imkanları denememiş, imkanları tüketmemiştir.
  5. Karar, Anayasa ve yasalar tarafından korunan ve sadece tek bir kullanıcıyı değil tüm halkı ilgilendiren temel hakları (iletişim, mahremiyet ifade hakları ve hürriyetleri) ihlal edici niteliktedir.

Nitekim en sonunda dün (25.02.2016) konu Kongre’nin (istihbarat heyeti) önüne gider ve orada FBI Direktörü James Comey söz konusu mahkeme kararının onanması halinde bunun, özellikle açık bir mevzuat yokluğunda, emsal niteliği ile gelecekte alınacak diğer kararlara ve her türden soruşturmaya tesir edeceğini, sonuçlarının San Bernardino davasının çok ötesine geçeceğini kabul eder.

Böylelikle ilk defa bir Amerikan hükümet yetkilisi bizim dile getirdiğimiz hukuki gerekçeleri ağzıyla teyid etmiş oldu ve hatta tüm ülkede kolluk kuvvetlerinin ve savcıların terörle ilgili-ilgisiz her türlü soruşturmada bu karara başvurabileceğini ifade etti. Bu arada da örneğin, biliyoruz ki Manhattan Savcısı Cyras Vence de hali hazırda önündeki 175 dosyada kullanmak üzere bu şifre kararının çıkmasını bekliyor.

Teknoloji evrensel ise, hukuk ondan daha da evrenseldir.

 

New York ve İstanbul Baroları’na kayıtlı bir avukat olup aynı zamanda Avrupa ve Türk Patent Enstitüleri nezdinde kayıtlı patent ve marka vekilidir. Marmara Hukuk Fakültesi’nden hukuk lisansı ve University of Virgina School of Law hukuk yüksek lisanslarının yanısıra Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünden de yüksek lisans derecesi bulunmaktadır. Ünsal Gündüz Avukat Ortaklığı kurucu ortaklarından olan Ünsal, daha önce Google ve YouTube’un Bölgesel Hukuk Müşavirliği yapmış, ABD, Japonya ve Türkiye’de on iki yılı aşkın bir süre Baker Botts, DLA Piper, Kobayasahi Todo gibi hukuk şirketlerinde hukuk uygulamasında bulunmuştur. Burçak Ünsal’ın çalışma alanları teknoloji, telekomünikasyon, medya, birleşme ve devralmalar, yaşam bilimleri, ticari ve idari işlemler ve bunlara ilişkin ihtilaf çözümlemeleri üzerinde yoğunlaşır. Avukatlık yapmanın yanısıra, Ünsal Boğaziçi Ünivesitesi Bilgi Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Genel Kurul üyesi olup, çeşitli üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları nezdinde hukuk eğitimleri ve seminerleri vermekte ve makaleler yayınlamaktadır.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Hukukun evrenselligi hakkindaki aciklamaniz cok onemli bir hatirlatma olmus. Ancak bu yaklasim icinde ulkemizde resmen yasaklanmasa bile oylesine telkin ve hatta mecburiyet haline getirilen veya oylece takip edilen dinci-dindar olma ( tam ne kastediliyorsa) baskisi, ulkemizdeki hukuk anlayisi icinde nereye yerlestirilebilir

Düşüncenizi Paylaşın