Kurultay mı, sonrası mı önemli?

Kurultay mı, sonrası mı önemli?

Bu hafta sonu CHP’nin olağan kurultayı gerçekleşecek. Görünen o ki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, bir kez daha genel başkan seçilecek.

10 Ağustos 2014’de gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra olağanüstü toplanan kurultayda, Kılıçdaroğlu’nu zorlayan muhalefet, bu kurultaya öyle görünüyor ki aday çıkaramayacak.

7-8 Eylül 2014’teki olağanüstü kurultayda aday olan Muharrem İnce aday olmadığını açıkladı. Aday olması beklenen Umut Oran da aday olmayacağını açıkladı. Görünen o ki, bir tek Mustafa Balbay aday olmak isteyecek ama yeterli imzayı bulup bulmayacağı da belirsiz.

Ancak adaylıktan çekilen İnce ve Oran’ın kendine yakın isimleri Parti Meclis’ine (PM) sokmak isteyeceği açık.

ADAY ADAYLARININ YETERSİZLİĞİ

Bugün aday olmaktan vazgeçen isimler, 1 Kasım seçimlerinden sonra genel başkan ve mevcut yönetimi eleştirip, olağanüstü kurultay istemişlerdi. Şimdi neden hiç biri aday değil?

Eğer bunun nedenini, kurultay öncesi gerçekleşen ilçe ve il kongreleri ile açıklayacaksak; olağanüstü kongre isteyen isimlerin delegeleri ikna edecek hiç bir sözünün, hiç bir projesinin ve hiç bir CHP tasavvuru olmadığını kabul etmek durumundayız.

Eğer üyeleri ikna edecek bir CHP vizyonu ortaya koyabilselerdi eminim ki, Kılıçdaroğlu da bundan mutlu olur ve yararlanmak isterdi.

YENİLENMEDE BAŞARILI, SEÇİMDE BAŞARISIZ

Dışarıdan bir gözle CHP’ye baktığımızda genel başkan Kılıçdaroğlu’nun tabanda daha güçlü desteğe sahip olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Tabandan yavana doğru çıktıkça verilen “küçük iktidar” savaşları, Kılıçdaroğlu’na olan bağlılığı da azalttığı kesin.

Kılıçdaroğlu’nun tabanda bu kadar sevilmesinde en güçlü neden dürüstlüğü, çalışkanlığı ve partide olan “küçük iktidar” savaşlarının parçası olmamasıdır.

Ancak Kılıçdaroğlu, bu destek ile yetinmemeli ve genel başkan olmasıyla başlattığı ve 7 Haziran seçimleri öncesi hayata geçirmeye başladığı “CHP’deki ideoloji ve söylem” değişimini yukarıdan aşağıda genişleyerek devam ettirmelidir.

CHP’de başlayan bu olumlu değişim ne yazık ki, seçim sonuçlarına da yansımamıştır. Bu açıdan Kılıçdaroğlu, CHP’de yenilenme ve değişim konusunda “başarılı” ancak bunu seçim sonuçlarına yansıtma konusunda “başarısızdır”.

Bu başarısızlığın nedeni, yenilenme ve değişimin  yanlış olması değil, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gezi protestolarından itibaren siyaseti hapsettiği toplumsal kutuplaşmadır. Bu kutuplaşmanın doğal sonucu da kimlik siyasetinin derinleşmesidir.

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin siyasal konjonktürü farklı olsaydı, sonuçların da farklı olacağına kuşku yoktu.

Kuşkusuz burada Kılıçdaroğlu ve CHP’nin hatasızlığından bahsetmiyorum. Daha önce sık sık yazdığım, bizatihi Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu toplantılarda da ifade ettiğim eleştiriyi burada bir kez daha hatırlatmanın yararlı olduğunu düşünüyorum.

Kılıçdaroğlu, CHP’de başlattığı yenilenme ve değişimi ne yazık ki, bu hedeflere uygun isimlerle güçlendiremedi. Özellikle vitrinin eski yüzlerden oluşması ve parti söylemini kamusal alanda seslendirenler arasındaki uyumsuzluk seçmende ikna sorunu yarattı.

YENİLENME VE DEĞİŞİM VİTRİNE YANSILAMALI

İşte bu hafta sonu yapılacak kurultay bu zaafı gidermek için bir fırsat.

Bu kurultayda Kılıçdaroğlu, başlattığı değişim ve yenilenmeyi mutlaka PM’ye taşımalıdır. Geçmiş kurultaylarda yapıldığı gibi partideki “dengeleri” değil, partideki “değişim ve yenilenmeye” uyumlu, birlikte çalışabilen, genç ve kadınlarla takviye edilmiş bir ekibi vitrine taşımalıdır. Burada niceliksel değil niteliksel bir değişim olmalı. Sayı değil, anlayış ve zihniyet değişmeli.

CHP’nin kurultaydan sonraki yol haritası da; normal şartlarda 2019’da yapılacak genel seçimlere kadar bu değişim ve yenilenmeyi yukarıdan aşağıya, genel başkandan parti üyelerine taşıyacak bir parti içi eğitim programı hayata geçirmek olmalıdır.

Bunun için kurultay kadar önemli olan sonrası için yol haritasıdır.

 

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın