Kılıçdaroğlu’nun yerine kim gelmeli?

Kılıçdaroğlu’nun yerine kim gelmeli?

1 Kasım seçim sonuçlarının mağlubu olan muhalefet partilerinde parti içi muhalifler hareketli.

Parti içi muhalefetin hareketlendiği partilerin başında ana muhalefet partisi CHP geliyor.

CHP, 1 Kasım seçimleri nedeniyle kesintiye uğrayan ilçe ve il kongrelerine yeniden başladı. Genel Merkez’in açıklamasına göre Ocak 2016’da olağan kurultay toplanacak.

Ancak parti içinde yönetime ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na muhalif olanlar, imza toplayarak ya da il başkanlıkları aracılığıyla olağanüstü kurultay taleplerini kamusal alanda dillendiriyorlar.
Bu çabaların olağanüstü kurultay toplamaya gücü yetecek mi önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Bununla birlikte bazı isimler adaylıklarını da açıkladılar. Bunlara eklenecek olanlar olacaktır.

Tüm bu gelişmeleri Genel Başkan Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez sessizce izliyor. Onlar normal takvimin işlemesinden yana.

SEÇİMDE BAŞARISIZ DEĞİŞİMDE BAŞARILI
“Kılıçdaroğlu ne yapmalı?”
sorusundan önce şu soruya cevap vermek gerekiyor: Kılıçdaroğlu başarılı mıdır yoksa değil midir?

Başarıyı sadece seçim sonucuna indirgersek ortada parlak bir başarıdan bahsetmek mümkün değildir.

Ön seçimin ürettiği enerji, söylemde büyük yenilenme, ideolojik farklılaşmaya  rağmen alınan oyun başarı olduğunu söylemek güç.

Ancak biraz önce saydığımız parti içi demokratikleşme, söylem ve ideolojide yenilenme parti olarak CHP’yi düşündüğümüzde büyük bir değişim ve Kılıçdaroğlu için seçim sonucuna yansımayan büyük bir başarıdır.

Bu açıdan Ocak 2016’daki kurultay bir anlamda bu değişimin oylanması olacaktır.

İşte Kılıçdaroğlu’nun adaylığı bu noktada önem ve anlam kazanmaktadır.

NEDEN KILIÇDAROĞLU?
Genel başkanlık için adaylığını açıklayanların gerekçelerine baktığımızda esas pozisyonları Kılıçdaroğlu’nun başlattığı değişime karşı olduklarıdır. Bu partinin ideolojik ve söylem olarak Kılıçdaroğlu öncesine dönüşünü ima etmektedir.

Yani aday adaylarının hiç biri Kılıçdaroğlu’nun başlattığı değişimle ilgili değiller. Hiç biri bu yapısal değişimin sahiplenmiş değil. Hatta onlar için bu değişim büyük bir zaaf.

Bu adaylardan hangisi kazanırsa kazansın; CHP’de yeniden içe kapanma, yeniden liderlik tartışması ve kurultaylar süreci başlatma potansiyeli mevcuttur. Çünkü mevcut adaylardan kaybedenin kazananla birlikte hareket etme imkanı da yoktur.

Bunun içindir ki, Kılıçdaroğlu en az bir dönem daha genel başkan olarak devam etmeli ve başladığı değişimi tamamlamalıdır. Değişimi tamamlamaktan kastımız başlattığı değişimi sürdürecek bir “lider ve kadroyu” siyaseten desteklemesidir.

YENİ BİR A TAKIMI ŞART
Bu, Kılıçdaroğlu’nun en zayıf noktasıdır.

Seçim öncesinde her platformda şunu ısrarla dile getirdim: CHP “yeni hikayeyi” “eski aktörlerle” anlatıyor, bu olmaz. 7 Haziran’daki başarısızlığın nedeni de budur. 1 Kasım’daki hedeflenen başarının yakalanmasının nedeni de bu. Üstelik 1 Kasım seçiminde yaşanan büyük konjonktürel değişime rağmen aday listelerinde hiç bir kritik, sembolik anlam ifade edecek bir değişiklik yapmadı.

Bunun içindir ki, Ocak 2016’daki kurultayda Kılıçdaroğlu ya yeni bir A Takımı ile aday olup yola devam etmeli ya da  başlattığı değişimi taşıyabilecek genç bir adayı destekleyerek ona abilik yapmalıdır.

 

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın