Vur Kır Parçala Muhalifi Yok Et

Vur Kır Parçala Muhalifi Yok Et

Köşe yazarı olduğum Millet Gazetesi’nin içinde olduğu Koza-İpek Grubu’na yönelik bir operasyon yapıldı. Operasyon gerekçesi grubun terör örgütüne mali yardımda bulunma iddiası.

Operasyona gerekçe olan işlem ise bir bankanın hatasından kaynaklanan ve bankanın bu hatayı düzeltme yazısına rağmen, MASAK’ın bu düzeltmeyi ikna edici bulmamasından kaynaklanıyor.

Cumhuriyet’den Çiğdem Toker yazısında bu işlemi adım adım ve herkesin anlayacağı biçimde yazmış. (http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/358381/Makul_suphedeki_supheli_islem.html )

AMAÇ: MUAHALİFLERİ SUSTURMA

Ancak bu operasyonun amacının bu olmadığı açık. Amaç, Erdoğan ve AKP’yi eleştiren kurumları 1 Kasım’daki seçim öncesi susturma, sindirmedir.

Koza-İpek grubuna yönelik başlatılan bu operasyonu twitter fenomeni Fuat Avni’nin geçtiğimiz günlerde paylaştı.

Koza-İpek grubuna yapılan baskına gerekçe olan ‘makul şüphe’ yasasının hepimiz biliyoruz. Yasa ile gördük ki, sadece meydanlarda hükümete yönelik protestolarda bulunmak değil hükümete yönelik eleştiri yayınlayan tüm yazılı ve görsel medya organları da makul şüpheli olabilir.

Hukukun bu kadar keyfi yorumlanması, hukukun siyasallaştırılması ve iktidarın kendi hukukunu inşasından başka bir şey değildir. Bu açıdan bu baskını, kimse hukuki bir gerekçe ile meşrulaştıramaz.

Bu baskın, benden olmayan, olmasın zihniyetinin bir yansımasıdır. Beni eleştiren sussun, susmazsa ben sustururum anlayışının zihinsel yansımasıdır.

SÜREKLİ DENETİM

Erdoğan ve AKP iktidarı özellikle Gezi’den sonra muhalif gördüğü, hain ilan ettiği tüm ticari kurumları, sivil toplum kurumlarını devlet gücünü keyfi kullanarak mali ve hukuki denetime aldı.

Bugün pek çok şirketin ya da sivil toplum kurumunun yönetim katında şirket dosyalarının incelenmesi için maliyeye ayrılmış bir oda, bir masa hatta bazılarında sekreter bile var.

Bu denetimler rutin biçimde devam etmektedir. Bu denetimlerde hukuka aykırı bir durum olsaydı bugüne kadar çok kere operasyon yapılmıştı. Eğer yapılmamışsa bunun nedeni bir şey bulunamadığı içindir.

Koza-İpek grubuna yapılan operasyon da bir hukuki boşluk nedeniyle değil keyfi yoruma bırakılmış bir makul şüphe yorumu ile yapılmaktadır.

DEMOKRATİKLEŞİYORMUŞUZ

Kim ne derse desin, Türkiye adım adım otoriterleşiyor. Tek adam rejimi kendisini konsolide etmek istiyor.

Son baskın dahil olmak üzere son dönemde yaşadığımız her şey bu gidişi destekliyor. Bu açık gerçeklere rağmen AKP’nin Türkiye’yi demokratikleştirdiği ve bu sürecin de devam ettiği iddiası hayli ironiktir.

Özellikle Erdoğan’a yakın medyada Cumhurbaşkanı ve iktidara yönelik tüm eleştirileri ‘Erdoğan karşıtlığı’ suçlaması ile itibarsızlaştırılmaktadır. Bu tavır, Erdoğan ve iktidarın gerçekleri görmesini engellemektedir.

En basit biçimde 7 Haziran’dan sonra yaşadığımız sürece yani koalisyon görüşme trafiğine, hükümetin sahip olmadığı iktidarı var göstermek için harcadığı enerji ülkede asgari bir demokrasiden bahsetmenin mümkün olmadığını göstermektedir.

HER ŞEY KAZANMAK İÇİN

Bu operasyonlar Fuat Avni’nin de yazdığı gibi 1 Kasım’da yapılacak erken seçimde Erdoğan, ‘vesayetindeki AKP’nin’ yeniden tek başına iktidar olması için yapılıyor.

PKK’yla başlatılan savaşın hedefi terörle mücadele değil, şehit cenazeleri üzerinden oy devşirmek. Koza-İpek grubuna yapılan operasyonun hedefi de budur.

Seçimde tek başına iktidar olmak neden bu kadar önemli?

Bu hedef için ülke neden ateşe atılıyor?

Gizlenmek istenen, konuşulması istenmeyen, yazılması istenmeyen nedir?

Nedir bu akıl tutulmasının nedeni?

AKP’LİLERİN YOL AYRIMI

Bunun için insan AKP’li seçmenlere sormadan edemiyor; Türkiye’de yaşananlar sizleri hiç mi rahatsız etmiyor, hiç mi vicdanınız sızlamıyor?

Bunu 1 Kasım’da göreceğiz. Bakalım mütedeyyin AKP’liler siyasal tercihlerini ilahi olanın korkusuna göre mi, seküler olandan korkuya göre mi yapacaklar. Erdoğan korkuları mı, Allah korkuları ağır basacak.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın