Ekim Ayı Dava Ayı

Ekim Ayı Dava Ayı

Yasama yılının 1 Ekim’de resmen başlaması gerekiyor. Dolayısıyla, 7 Haziran’dan beri sadece törenden törene bir araya gelmeyi seven meclis üyeleri, 1 Ekim’de yeniden bir araya gelecek. Ne güzel, belki kuliste çay içip biraz olsun hasret giderirler.  Yasama yılının açılışından tam bir ay sonra ise yine genel seçim olacak, en azından olmasını bekliyoruz diyelim. Bu tarihsel anlamdaki çakışmayı da, tüm yıl içinde yaşadığımız düzensizlikler girdabı içinde bir yana koyalım.

Ekim ayı muhtarların Aksaray’da canlı yayın payandası olduğu, cenazelerde siyasetin yapılacağı bir dönem olması ile vekillerin seçim bölgelerinde esnaf, sendika, meslek örgütleri ve kahvehane gezileri dışında bir başka tabloya daha sahne olacak. Eylül ayında basın özgürlüğü tartışmaları Doğan Medya’ya olan iktidar baskısı, Kürt gazetecilere olan gözaltı baskısı, artan terörizm suçlamaları, paralel yapı olarak nitelendirilen Gülen cemaatine olan baskılar ışığında yeniden şekillendi, yani yeni davalar yolda denilebilir. Yine birbirine ideolojik olarak uzak tüm kesimler iktidarın “terörizm” suçlaması altında benzer başlıklar altında buluşuyor. OdaTV veya Ergenekon yargılamalarında “onlar gazeteci değil terörist” diyenlerin aynı suçlamayla bir araya geleceğini kim bilebilirdi ki? 1 Ekim ile 22 Ekim arasında ise, gazeteciler adliye koridorlarını dolduruyor olacak. Sayıları 90’ı aşan ulusal ve yerel örgütten oluşan Gazetecilere Özgürlük Platformu, tarih tarih kimlerin, hangi nedenle hâkim önüne çıkacağını derleyen bir liste hazırladı. Sosyal medyadaki ifadelerden, gazete haberlerine, köşe yazarlarına kadar gazeteciler, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “dine hakaret”, “bakana hakaret” gibi nedenlerle hâkim önüne çıkmaya hazırlanıyor. 1990’ların ortasında Anayasa’dan kaldırılan “devletin kutsallığı” ifadesinin yerini “Cumhurbaşkanlığı’nın kutsallığı” maddesi de facto olarak almış gibi duruyor.

Basın özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü savunan, bu uğurda davalarla karşılaşan tüm gazetecileri, haksız davalarda yalnız bırakmamak ve onlara destek vermek her zamankinden daha önemlidir.

1 Ekim ile 22 Ekim arasında haklarında açılan davaların kesinleştiği ve hangi mahkemelerde yargılanacaklarının listesi:

1 Ekim’de Evrensel’den Vural Nasuhbeyoğlu ve Arif Koşar İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla yargılanacak. 6 Ekim’de Sedef Kabaş twitter üzerinden yolsuzluk iddialarıyla ilgili takipsizlik kararı veren yargıcı eleştirdiği için İstanbul Ağır Ceza Mehkemesinde yargılanacak. 8 Ekim’de Özgür Mumcu (Cumhuriyet) “Zalim ve Korkak” yazısı nedeniyle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde Cumhurbaşkanına Hareketten hakim karşısına çıkacak. 12 Ekim’de Ceyda Karan ve Hikmet Çetinkaya (Cumhuriyet) İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “Charlie Hebdo” kapağını köşelerinde yayımladıkları için “dini değerleri aşağılamak”tan yargılanacak. 13 Ekim’de Ahmet Şık (Gazeteci) “Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda” kitabında eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a hakaret ettiği gerekçesiyle İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak. 20 Ekim’de Barış Pehlivan (Odatv) “Şaşırtıcı Benzerlik” yazısı nedeniyle Erdoğan’a hakaretten yargılanacak. 20 Ekim’de Evrensel’den Ender İmrek İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılanacak. 22 Ekim’de Barış İnce (Birgün) akrostişli savunma metni yoluyla Cumhurbaşkanı’na hakaretten İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.

Bu davalar basın ve gazeteciler üzerindeki dolaylı baskılardan biri. Diğer yazıda, dolaysız bir baskı biçimi olarak trolleri ele alacağım.

Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde ders vermekte ve doktora çalışmasını “1950 - 1960 Türkiye siyasetinin karikatürler üzerinden siyasi ve kültürel anatomisi” başlığı altında ODTÜ Siyaset Bilimi Bölümü’nde sürdürmektedir. 2012-2014 yılları arasında Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nda (TEPAV) görev almıştır. Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı Yönetim Kurulu Üyesidir.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Durum oyleki kim hakli kim haksizi anlamak ve de ona gore temenni de bulunmak zorlasti. Fakat iyi ve durust isanlarin dileklerinin yerine gelmesi icin butun evren kosar gelir. Umarim dogrular, durustler ve haklilar kendilerini koruyamayacaklarsa kainatin ve tabii guclerin onlari savunacaklarina inanmamiz gerekli ve yeterlidir. Haydi hayirlisi!

Düşüncenizi Paylaşın