CHP’nin ‘küçük iktidar’la Sınavı

CHP’nin ‘küçük iktidar’la Sınavı

Geçtiğimiz hafta sonu Sosyal Siyasal Ekonomik Araştırmalar Platformu’nun (SESAP) düzenlediği arama toplantısına davetliydim.

SESAP, bir grup sosyal demokrat akademisyen ve yerel yönetim çalışanın bir araya gelerek kurduğu bir düşünce platformu.

Bundan önce benzer 3 arama toplantısı yapılmış. Sonuçları CHP’de ilgili yöneticilerle paylaşılmış. Hafta sonu yapılan 4. arama toplantısıydı.

Bu arama toplantısının amacı, CHP’nin 1 Kasım seçimlerine nasıl hazırlanması, seçimlerde ne söylemesi, nasıl söylemesi ve partinin iletişim strateji ne/nasıl olmalı gibi başlıkların tartışılmasıydı.

LİDERİN TEVAZUSU

Toplantıya 30’a yakın akademisyen, yerel yönetici, STK temsilcisi katıldı. Katılımcılar 4 farklı çalışma grubuna ayrılarak, farklı konu başlıklarının iki gün tartıştılar.

Toplantının son gününe CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Genel Başkan Yardımcıları Selin Sayek Böke ve Sencer Ayata katıldı.

Son gün her çalışma grubunun sonuçları herkesin katıldığı bir genel oturumda 6 saat boyunca tartışıldı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile başkan yardımcıları Böke ve Ayata toplantı boyunca gelen tüm eleştiri ve katkıyı not aldı. Toplantı sonunda Kılıçdaroğlu hem eleştirilere tek tek cevap verdi hem de katkılar için teşekkür etti. Bunun önemli bir tevazu olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Toplantının benim açımdan en önemli çıktısı: CHP’nin 1 Kasım seçimlerinin 7 Haziran seçimlerinden her açıdan daha ağır olduğunun farkında olmasıydı. Özellikle Kürt sorununun terör eylemleri ile birlikte yeniden tartışılmaya başlanması CHP’de bu konuyla öteden beri var olan ilgisini güncellemiş görünüyor.

SÖYLEM REVİZE EDİLECEK

Kılıçdaroğlu’nun konuşmalarından edindiğim izlenim; seçim söyleminin Kürt sorunu bağlamında yenileneceği. Yeni söylemde ekonomik sorunlar gibi toplumsal barışın da, Kürt sorununun çözümünün de CHP tarafından sağlanabileceği güçlü biçimde vurgulanacak.

Siyasal söylemin yenilenmesi ne kadar olumlu bir hamleyse parti vitrini ve milletvekili listesinde stratejik değişiklerin olmayacağı açıklaması da o kadar sorunludur. Kabul edelim ki, yenilenecek söylemin inandırıcılığı sadece söylemin tekrarıyla değil, onu toplumsallaştıracak, kamusallaştıracak yeni yüzlere ihtiyaç duymaktadır.

Bu CHP açısından zaaf olmaya devam edecektir.

CHP ÇEVRESİNDEKİ ENERJİ

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığıyla başlayan süreç CHP’de önemli değişiklerin de başlangıcı oldu. Bunu her platformda görmek mümkün. Ama daha önemlisi Gezi ile birlikte CHP’ye ciddi bir toplumsal teveccüh de olduğu.

Bu dönemde CHP’ye CHP’li olmayan ciddi bir enerji akışı olduğu. Acı gerçek ise partinin bu enerjiden yeterince yararlanamadığı.

Bu toplantıda gördüğüm, insanlarla yaptığım görüşmede şuna bir kez daha emin oldum;

CHP’nin hem içinde hem de çeperinde ciddi bir akademik ve entelektüel bilgi kapasitesi var.

Ancak sorun, Gezi sonrası ortaya çıkan enerji gibi bu entelektüel kapasiteden de yeterince yararlanılmadığı.

Son dönemde CHP’ye gönüllü katkı sunmaya çalışan birbirinden bağımsız ve habersiz 4-5 oluşum, platform ve girişimin varlığını biliyorum.

Bu grupların varlığı, katkıları kuşkusuz önemlidir. Ama bu grupların benzer dönemde, benzer konularda, yine benzer sonuçları partiye iletmeleri ciddi bir enerji kaybıdır.

KÜÇÜK İKTİDARLA YETİNENLER

CHP’nin parti içinde ve çeperindeki bu entelektüel kapasiteyi verimli kullanmasının yollarından birisi Batı tipi sosyal demokrat partiler örneğinde olduğu gibi kendine yakın bir düşünce kuruluşunun kurulmasına öncülük etmesi ya da var olanlarla arasında bir ideolojik bağ kurmasıdır.

Böyle bir girişim, hem sosyal demokrasinin toplumda siyasal ideoloji olarak kök salmasını, hem gençlerin CHP’yle barışmasına, hem de partinin toplumdaki algısının değişmesi açısından önemlidir.

Eğer bu, bugüne kadar olmadıysa nedeni CHP içindeki küçük iktidar mücadelelerindendir.

Parti içinde elde edilen küçük iktidarların korunma kaygısı CHP’yi daha geniş toplumsal kesimlere açmada ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.

Unutmayalım ki, parti dışındaki entelektüel ve akademik bilgiyi, parti içindeki küçük iktidarları için konsolide edenlerin varlığı ve bu küçük iktidarlarını koruma kaygıları CHP’yi büyük iktidara taşıyamaz.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Chp icindeki kucuk iktidarlar iktidari gunumuzdeki derin yaralari sarmak ve ulkenin alni acik ve gonlu temiz olarak yuceltilmesine buyik yardimi olacaktir. Buda sadece chp nin zaferi degil halkin zaferi olacaktir. Umarim akli selim cok gec kalinmadan chp bulutlarinda olusur ve secimden once yagmurlasir.

Düşüncenizi Paylaşın