Yeni Bir Seçim Dönemi, Yine İhlal, Usulsüzlük ve Cezasızlık Mı?

Yeni Bir Seçim Dönemi, Yine İhlal, Usulsüzlük ve Cezasızlık Mı?

Çoktandır “demokrasiyi” en temel, yöntemsel (1) haline, diğer bir deyişle, belli aralıklarla sandığa gidip oy vermeye indirgemiş bir Türkiye’de yaşıyorken, 7 Haziran 2015 Milletevkili Genel Seçimleri sonrasında bugün, seçimlerin sonuçlarını bile tanımamakta ısrar eden bir siyasi tablo ve siyasetçilerle karşı karşıyayız. Hukuk tanımamazlık, kanunların geçersiz kılınması, “keyfi” bir yönetim, “yolsuzluk” ve “cezasızlık” Türkiye’de her alanda normalleşmeye başlamışken siyasette bu hukuksuzluğu ve usulsüzlükleri açık bir şekilde görüp yaşadığımız ve ne yazık ki çoğumuzun kanıksadığı bir alan da seçim dönemi kampanyaları ve propogandaları.

Demokrasinin vazgeçilmez unsurları arasında yer alsa da bizim uzun zamandır unuttuğumuz, her siyasi parti ve grup için sağlanması gereken engelsiz, eşit ve adil rekabet ortamının varlığı (2) ancak eşit ve tarafsız bir seçim kampanya ve propoganda döneminin sağlanması ile mümkün kılınabilir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 79. Maddesine göre seçimlerin adil ve tarafsız bir biçimde yapılmasını yürütmek ve seçim ihlallerini incelemekle görevli kurum Yüksek Seçim Kurulu (YSK)’dır. 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun (3) da seçim dönemi ve oy verme gününe ilişkin usul, kural, yasaklar ve cezalarla YSK’nın görev ve yetkilerini belirler. Buna göre hepimize tanıdık gelecek olan temel ihlal ve usulsüzlük çeşitleri şu şekildedir;

  1. Devlet/kamu kaynakları kullanılarak seçim propogandası ve çalışması yapılması;
  2. Oy satın alınması;
  • Kaynağı belirsiz ve kanun dışında belirtilen şekilde hediye dağıtılması;
  1. Radyo ve televizyon ile propoganda kurallarına uyulmaması, sansür;
  2. İlanlara ilişkin kurallara uyulmaması;
  3. Devlet memurları, Başbakan, Bakan ve Milletvekillerine ilişkin yasaklara uyulmaması;
  • Yayın yasağına ilişkin yasaklara uyulmaması.

Başta 7 Haziran seçim dönemi olmak üzere, 2014 yılındaki yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçim dönemlerinde de Türkiye, siyasi partilerin, siyasilerin ve devlet memurlarının cezasız kalan birçok seçim dönemi ihlali, yolsuzluğu ve usulsüzlüğü ile sandık başına gitti.

1 Kasım 2015 tarihinde tekrar bir genel seçime gitmekte olan Türkiye’nin, seçmenin, seçim dönemini düzenlemekle, denetlemekle ve herhangi bir usulsüz durumu karara bağlamakla yükümlü tek kurum olan YSK’nın, kamu görevlilerinin ve tekrar boy gösterecek olan siyasi partilerle adayların seçim dönemine ilişkin ilke, kural ve kanunları hiçe sayan ihallleri ve seçim dönemine ilişkin kanuni yükümlülüklerini tekrar hatırlamalarında fayda var.

7 Haziran seçim döneminde nelere şahit olmadık ki; TRT’ye, PTT’ye ve çeşitli belediyelere ait araçların iktidar partisinin seçim çalışmalarında kullanılmasından, çeşitli illerin valileri ve ilçelerin kaymakamları başta olmak üzere pek çok devlet memurunun iktidar partisinin seçim etkinliklerinde boy gösterip, milletvekilli adayları ile seçim çalışmasına katılmasından tutun da YSK tarafından belirlenmiş yerlere asılan muhalefet partilerinin seçim afişlerinin devletin emniyet güçleri tarafından kaldırılıp, iktidar partisinin afiş ve bayraklarının İstanbul’un dev inşaat alanları başta olmak üzere yasaya uygun olmayan birçok yerde boy göstermesine; iktidar partisi üyelerinin ve adaylarının hiç çekinmeden, doğal haklarıymış gibi devlete ait binalarda, okullarda hatta camilerde toplantı ve propoganda çalışmaları yapmasından, milletvekili adayı olmak için İçişleri Bakanlığı’ndan istifa eden Efkan Ala’nın seçim döneminde Ankara Valiliği’ne ait köşkü kullanmaya devam etmesine kadar onlarca ihlal ve usulsüzlük kamuoyuna yansıdı (4). Tüm bunlara rağmen, YSK’nın da Anayasa’nın üzerine verdiği sorumlulukları yerine getirmekte eksiklikler gösterdiği aşikar.

Kasım 2015’te olması beklenen seçimlerin kampanya döneminde de benzer ihlalleri, usulsüzlükleri ve sonucunda hukuksuzlukla cezasızlığı görmemiz muhtemel. Bu nedenle, birçok aktöre önemli görevler düşüyor. Başta tüm siyasi partilerin ve adayların eşit ve adil rekabet etme haklarının farkında olmaları ve bunun için ilgili hukuki başvuruları yapmaları, gördükleri, yaşadıkları her usulsüzlüğü kamuoyu ve YSK ile paylaşmaları gerekiyor. Aynı şekilde, Türkiye’de demokrasiyi talep eden ve ona göre yaşayan bireylerin ve sivil toplum kuruluşlarının gözlemleri ve başvuruları da en azından tarihe bir not düşmek adına değerli olacak. Tam da bu nedenle, siyasi teamüllerin ve etiğin rafa kalktığı, kurumların görevini yapmadığı, hukuku hiçe sayarak işlevini yitirdiği durumlarda sivil denetimin ve iradenin devreye girmesi, sivil denetimin güçlenmesi için yeni arayışların ve uygulamaların ortaya çıkması demokrasinin varlığı için önem arz ediyor.

 


 

(1) Demokrasinin yöntemsel tanımı için bknz. Schumpeter, Josep A. (1947) Capitalism, Socialism and Democracy (Kapitalizm, Sosyalizm ve Demokrasi), (New York: Harper & Brothers).

(2) Demokrasi için gereken unsurlar için bknz. Dahl, Robert A. (1971) Polyarchy (Poliyarşi), (New Haven, Conn.: Yale University Press).

(3) Kanunun tam metni için bknz. http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.4.298.pdf

(4) 7 Haziran 2015 seçim dönemine ilişkin kampanya ve propaganda ihlalleri ve YSK’nın tutumu için Uluslararası Şeffaflık Derneği’nin hazırlamış olduğu rapora bknz. http://www.seffaflik.org/secim-ihlalleri-ve-ysk/

Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü’nde doktora çalışmasını sürdürmektedir. Tez araştırma konusu Avrupa Birliği (AB)’nin ve üye ülkelerinin kalkınma ve işbirliği politikalarının analizi üzerinedir. Uluslararası Şeffaflık Derneği’nde Siyasette Şeffaflık Projesi’nin koordinatörlüğü görevini yürütmektedir. Daha önce İktisadi Kalkınma Vakfı’nda (İKV) AB uzmanı ve İstanbul Politikalar Merkezi’nde (İPM) proje asistanı olarak çalışmıştır. Londra’daki King’s College’dan Avrupa Çalışmaları alanında (2008), Atina Üniversitesi’nden de Güneydoğu Avrupa Çalışmaları üzerine (2009) yüksek lisans dereceleri bulunmaktadır. Sabancı Üniversitesi Toplumsal ve Siyasal Bilimler Lisans Programı mezunudur (2007).

1 Yorum

  1. ayten aydin says:

    Bu degerli hatirlatmalariniz ne kadar kisi tarafindan duyulacak ve onlarda onemli bir farkindalik uyandiracaba? Ne dersiniz? Umarim giderek duyan-algilayan ve cesaretle yeni bir tutum gosterecek insanlarimiz ortaya cikar.
    Umarim bu gayretiniz bosa gitmez. Sagolun.

Düşüncenizi Paylaşın