İster Kabul Edilsin İster Edilmesin

İster Kabul Edilsin İster Edilmesin

‘Beyler, Türkiye 10 Ağustos 2014 tarihinde, milletin doğrudan cumhurbaşkanı seçmesiyle yeni bir döneme girmiştir. … İster kabul edilsin, ister edilmesin; Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir’. Recep Tayyip Erdoğan, 14 Ağustos 2015

Sayın Recep Tayyip Erdoğan,

14 Ağustos tarihinde yaptığınız konuşmayı ilgi ile okudum. Bizlere yeni anayasal düzenimizin ne olduğunu, nasıl yönetileceğimizi kısa ve öz olarak anlatmışsınız. Bu netlik ve kesinlikte yaptığınız açıklama için müteşekkirim. Bu vesile ile ben de birçok arkadaşımın paylaştığını bildiğim mukabil hislerimi sizinle paylaşmak isterim.

Bilirsiniz ilişkilerde karşılılık önemli bir esastır. Hukukta da bunun önemli yeri vardır. Bir sözleşmede borçlar karşılıklı ise herkes borcuna uymalıdır. Bir taraf uymazsa diğer tarafın da buna itiraz etme, kendi borcunun ifasını askıya alma hakkı doğacaktır. Ve hatta bir tarafın ihlali çok önemli nitelikte ise diğer tarafın sözleşmeyi bitirme hakkı dahi doğar. İslam hukukunda da vardır bunun yeri. Çevrenizdeki alimlere sorarsanız eminim söyleyeceklerdir.

İster kabul edin ister etmeyin ben bu anayasayı tanımıyorum, ben size istediğim gibi yönetirim demişsiniz. Ağzınıza sağlık. Arada bir malumu ilanda fayda vardır. Fiili durum burada, hukuki durumu da yolda bir ara düzene sokarız demişsiniz. Allah sizden razı olsun. Mevcut durum en güzel böyle özetlenirdi.

Lakin Sayın Erdoğan bizim sizinle olan ilişkimiz de platonik bir aşk değil. Kara kaş kara göze vurulma durumu yok aramızda. Aşığım diyen Ethemler var ortalarda ama biz duygusal olarak o transandantal aşamaya daha gelemedik. Biz sizin yetkilerinizi kabul ediyorsak bir nedeni var.

Anayasa ile çizilen sınırlarda bu ülkeyi yönetecekseniz, o sınırlar içinde bizim de haklarımızı koruyacaksınız bu sözleşme devam eder. Yok aramızda böyle bir hukuk yok diyorsanız aramızdaki hukuki değil sade güç ilişkisidir. Kontrol ettiğiniz silahlı adam sayısıdır sizi orda tutan. Zorbalık gücünüzdür. Başını kaldıranı öldürme kapasitenizdir sizi ‘reis’ yapan. Ne hukuk, ne seçim, ne demokrasi, zorbalıktır gücünüzün kaynağı.

Aslında biliyor musunuz birinin malumu bu kadar açık ilan etmesinde fayda vardı. Çoktan bitmişti aslında ilişkimiz değil mi?

Sayın Erdoğan, İster kabul edin ister kabul etmeyin…

Tarafsız kalmanıza dair yazılı tüm kurallara rağmen devletin parası ile alanlara indiğinizde çoktan bitmişti aramızdaki demokratik bağ.

Bizler için Cumhurbaşkanı değildiniz artık siz.

Otokrattınız, gücünü hukuksuzluktan alan.

İster kabul edin ister kabul etmeyin…

Sadece koltuğunuzu korumak için 40 yıllık savaşı yeniden körüklemeye başladığınızda,

kendi çocuklarınız gemicikler peşinden koşarken emekçi çocuklarını ‘feda’lara sürüklediğinizde bitmişti çoktan sizinle hukuki bağımız.

Bizler için Cumhurbaşkanı değildiniz artık siz.

Tek adam heveslisiydiniz, gücünü silahtan alan.

İster kabul edin, ister kabul etmeyin…

Demir yumruklu sağ kolunuz Efkan Ala anayasayı tanımıyorum dediğimde,

‘kır kapıyı al hepsini çıkarırız kanunu koruruz seni’ diye buyurduğunda,

bir diğer içişleri bakanınız birilerinin önüne yattığında,

her kalkan polis copunda, her atılan gaz bombasında bitmişti aslında sizinle meşruiyet bağımız.

Bizler için bir Başbakan, bir Cumhurbaşkanı değildiniz aslında siz.

Hapishaneye çevirdiğiniz memlekette gardiyandınız, gücünü demir parmaklıklardan alan.

İster kabul edin, ister kabul etmeyin…

Roboski’de ölenlere bir üzülemediğinizde,

Gezi’de ölüm emirleri verip, ölü çocukları yuhlattığınızda,

Soma’da ölenlere 19. yüzyıl İngiliz masalları anlattığınızda,

Suruç’ta patlayanları bir suçlu göstermediğiniz kaldığında,

valileriniz Havva anneleri dahi teröristlikle itham ettiğinde,

yok ettirdiğiniz her doğal güzellikte,

şahsi örgütünüz haline dönen MİT’in silahları göz göre göre El Nusralara, İşid yanlılarına gittiğinde,

Kobane düştü düşüyor diye sevincinizi saklayamadığınızda,

kitap silahtan tehlikelidir diye fetvalar verdiğinizde,

muhtarları evlerin içine salıp otoriterlikten totaliterliğe savurulduğunuzda, memleketin ahlak polisi kesildiğinizde,

memleketin zenginlikleri sıfırlana sıfırlana tükendiğine,

1150 odalı saraylara çıktığınızda bitmişti aslında sizinle bağımız.

Ne demokratik, ne hukuki, ne meşruiyet…

Bizler için bir Başbakan, bir Cumhurbaşkanı değildiniz aslında siz.

Recep Tayyip Erdoğan’dınız gücünü baskıcılığından, hiddetinden, kutuplaştırıcılığından alan.

İster kabul edin, ister kabul etmeyin… Uzunca süredir bizde durum böyle. Zat-ı alinizin sözleriyle söylersek, şimdi yapılması gereken de bizdeki bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir seçimle, yeni bir meclisle, yeni bir anayasayla, özgürlükten, insan haklarından, emekten yana bir yargıyla netleştirilmesidir, kesinleştirilmesidir. Burada başlattığımız yeni arayış, bunun arayışıdır efendim.

Saygılarımla.

Mehmet KARLI

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde uluslararası hukuk, uluslararası ekonomi hukuku ve insan hakları hukuku dersleri vermektedir. Yüksek Lisans ve Doktora çalışmalarını Oxford Üniversitesi’nde yapmıştır. Avrupa Uluslararası Hukuk Derneği, Amerikan Uluslararası Hukuk Derneği, Uluslararası Ekonomi Hukukçuları Derneği gibi pek çok uluslararası kuruluşun üyesidir. Çalışmaları uluslararası ticaret hukuku, uluslararası yatırımların korunması ve yatırım tahkimi ve uluslararası insan hakları hukuku alanlarında yoğunlaşmaktadır.

2 Yorum

  1. Ali Yaşar says:

    Sayın Mehmet Karlı, Çok teşekkür ederim. Ellerinize sağlık. Bütün Türkiye’nin hilerini anlatmışsınız. Size tamamıyla katılıyorum. Umarım Hukuk ve Adalet yakın bir zamanda yerini bulur ve herkes hak ettiğini çeker.
    Saygılar…

  2. Saffet says:

    Mehmet Karlı Bakırköy Belediye Başkanlığını kabul etmediğinde üzülmüştüm,Haklıymışım,Keşke bir başkan sıfatıyla bu düşüncesini daha geniş kesimlere yayabilsedi,,,,

Düşüncenizi Paylaşın