Devlet Cami’ye Gider Cemevi’ne Gitmez

Devlet Cami’ye Gider Cemevi’ne Gitmez

Bu yazının ilk halini 17 Ağustos 2015’de twitterda yayınladım. Önceki gün Cumhuriyet Gazetesi’nde Ayşe Yıldırım’ın ‘Şehide mezhep ayrımı’ haberi üzerine güncelleme ve yayınlama ihtiyacı duydum.

Bundan iki hafta önce twitter hesabımdan Haramidere Cemevi’nin bahçesinden kaldırılan bir şehit cenazesi resminin üzerine; “Bir cenaze ne asker var ne de siyasetçi. Sahipsizliğin huzuru, ayrımcılığın acısı var. Çünkü asker asker Aleviydi” yazıp paylaştım.

Aynı resim benden önce eminim defalarca paylaşılmıştı.

Cenaze 2012’de Foça’da PKK’nın bombalı saldırısında şehir olan Özkan Ateşli’ye aitti.

Resim, küçük bir toplulukla gerçekleşen mütevazi bir cenaze töreni idi. Cenazenin başında denizci olan Özkan Ateşli’nin birliğini temsilen bir denizci komutanın dışında resmi erkandan kimse yok.

Onun dışında sivil, askeri ve siyasi zevattan kimse yok. Çünkü cenaze töreni Cami’de değil Cemevi’nden kaldırılıyor. Bunun için kalabalık değil.

Bu resmi resmi twitterda paylaştım. Çünkü resim, gündelik hayatın her alanında Alevilere uygulanan ayrımcılığı göstermesi açısından önemliydi benim için.

LİNÇ TİMİ DEVREDE

Aynı resmi paylaşanların başına geldi mi bilmiyorum ama ben paylaştıktan sonra bana ve resmi paylaşan eski milletvekili Hakan Şükür’e bir linç timi devreye girdi.

Cemaatçilikten provokatörlüğü kadar pek çok eleştiri ve hakaret yapıldı. Neymiş, resim 2012 yılına aitmiş, şehidin Alevisi Sünnisi olur muymuş, törende asker varmış. Kısaca ‘mış’, ‘miş’lerle dolu hatırlatmalar.

Evet resim 2012 yılında şehit olan Özkan Ateşli’ye ait. Yeni değil. Ama bu Alevi şahitlere ayrım yapılmadığı anlamına gelmiyor.

ÖRNEK TEK DEĞİL ÇOK

Nitekim Aslı Yıldırım’ın haberinde verdiği iki örneğe bakalım: “Kenan Ceylan, üç gün önce Hakkâri Şemdinli’de şehit oldu. Tokatlı Alevi çocuğuydu. Önceki gün iki ayrı cenaze töreniyle uğurlandı. İlki inançlarına uygun olarak cemevinde yapıldı. Ama askeri ve mülki erkân cemevine gelemezdi. Onun için daha sonra kaymakamlığın önünde “resmi tören” düzenlendi.

Bu ilk değildi.

Barış Aybek, 11 Ağustos’ta Şırnak’ta şehit oldu. Malatyalı bir Alevi ailenin oğluydu. Cenazesi “devlet erkânı katılacağı için” apar topar camiden kaldırıldı.”

Bu haber üzerine TSK’nın internet sitesinde açıklama yapılarak törenlere askerlerin katıldığını açıkladı.

Önce şuradan başlayalım ki, evet Cemevindeki törenlere asker katılıyor ama sembolik ve çoğunlukla bir asker ile sınırlı.

DEVLET CEMEVİNİ YOK SAYIYOR

Konuyu serin kanlılıkla tartışmak ve yüzleşmek gerek. Ne yazık ki Türkiye’de her konuda olduğu gibi bu konuda da hamaset, yaftalama ve hakaretten kurtulmak mümkün değil.

Önce pratik uygulamaya bakalım.

Teamüllere ve o anki şartlara göre bir asker şehit olduğunda bağlı olduğu birlikte askeri törenden sonra cenaze ailesine gönderiliyor.

Ailesinin düzenlediği törene o ildeki askeri, sivil ve siyasiler de katılıyor.

Şehit Sünniyse bir sorun yok. Cami’de düzenlenen resmi törenle defnediliyor. Ama şehit Aleviyse iki tören düzenleniyor. Biri Cemevi’nde diğeri Cami ya da il/ilçe meydanında.

O ilin askeri, sivil ve siyasi yetkilileri tam kadro Cami’deki törene katılıyor, en önde yer alıyorlar.

Ama Cemevi’ndeki törene katılım askerden de, siyasilerden de sembolik düzeye iniyor.

2012’de Foça’daki PKK saldırısında şehit olan er Özkan Ateş için bu resmi tören yapılmış.

RESMİ TÖRENDE HERKES VAR

Ataköy 5. Kısım’daki Cami’de düzenlenen törene askeri yetkililer, bakanlar, diğer siyasiler tam kadro katılmışlar.

Ama öncesinde Haramidere Cemevi’ndeki törene ne yazık ki sadece bağlı olduğu birlikten bir denizci komutan katılmış.

Aile Cami’deki törene izin vermiş ki, Ataköy 5. Kısım’daki Cami’de resmi tören düzenlenmiş. Olabilir.

Zaten sorunumuz ailenin Cami’deki izin verip vermemesi değil.

Sorun devletin Cemevi’ni ibadethane kabul edip etmemesi.

ESAS SORUN AYRIMCILIK

Ve yukarda 3 örnekte görüyoruz ki, kabul etmiyor.

Devlet Cemevi’nde törene katılmadığı için ailenin izniyle Cami’de, izni yoksa il/ilçe meydanında ayrıca bir resmi tören düzenleniyor.

Oysa olması gereken şehidin dini inancına uygun bir tören yapmaktır. Bu Camiyse Cami, Cemeviyse Cemevi, Kiliseyse ile Kilisedir. Buradaki törenlere ayrımcılık olmadan herkes katılabilmelidir.

Cemevi Aleviler için bir ibadet yeridir. Bir sosyalleşme mekanıdır. Aleviler cenazelerini buradan kaldırırlar.

GENELKURMAY DA TANIMIYOR

Nitekim Ayşe Yıldırım’ın haberinde Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Baki Düzgün’ün aktardığı; Alevi dernekleri yıllardır Genelkurmay’a “Alevi şehitlerimizin cenazesini Cemevinden kaldırmak istiyoruz” başvurusuna Genelkurmay’dan aldıkları; “Bu bir devlet sorunu. Devlet resmi olarak kabul etmeli ki biz de resmi töreni Cemevinde yapalım” cevabı her şeyi ortaya koyuyor.

Paylaştığım o twitin tek amacı, bu hassasiyeti paylaşmaktı.

Yaşarken Alevilere uyguladığınız ayrımcılığı lütfen öldüklerinde yapmayın. Onların ruhlarını incitmeyin.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde İnsan Hakları Hukuku Bölümü’nden yüksek lisans derecesi bulunan gazeteci ve yazar, Yeni Şafak gazetesinde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Yeni Şafak'tan atıldıktan sonra T24 internet gazetesinde yazdı. 29 Ekim 2014′ye çıkan Millet Gazetesi’nde köşe yazmaya başladı. Millet'e el konulduktan sonra haberdar.com'da yazdı. Başörtüsü-Türban ve Sosyal Demokrat Parti Krizi ve Sol Arayışlar adlı kitapları bulunmaktadır.

Düşüncenizi Paylaşın